Alıntı Yazılar 'Sormak istediğimi sorarım çünkü özgür basın budur' / Ayşegül Karakülhancı



ID:49905
Yayınlanma:
02 Ara 19

"Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’ne (RSF) göre 2019 itibariyle Türkiye 180 ülke arasında 157. sırada bulunuyor. Elbette 146 gazetecinin tutuklu olduğu bir ülkenin hükümeti ve onun basını Tim Sebastian’nın basın özgürlüğünden anladığını anlamayacaktır."

Tim Sebastian'ın tarzı, hem gerçeklerin üstünü örtmeye, kendisine göre eğip bükmeye çalışan, hesap sorulmaya alışmamış, söylediklerinin arkasında duramayan, kendisiyle yüzleşmekten uzak politikacıların, kanaat önderleri oldukları iddiasıyla ortaya çıkanların hem de gazeteciliği yandaşlıkla karıştıranların asla kabul edeceği veya anlayabileceği bir tarz değil.

Almanya’dan yurt dışına 30 farklı dilde radyo, televizyon ve internet üzerinden yayın yapan medya kuruluşu Deutsche Welle’nin (DW) İngilizce yayınlanan, İngiliz gazeteci Tim Sebastian’ın sunduğu “Conflict Zone” isimli programın 28 Kasım Perşembe akşamı konuğu Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’dı.
 
İngiliz gazeteci politikacılarla yaptığı sert röportajlarla tanınıyor. Tim Sebastian kendine özgü tarzıyla İbrahim Kalın’la da mülakatını yaptı. Röportaj, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partisi AK Parti’ye yakın medyada geniş yer buldu. Milliyet gazetesi “Alman kanalında Türkiye için skandal ifadeler”, “Tim Sebastian’ın Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ile yaptığı röportajda Türkiye’yi tehdit etmesi tepki çekti. Türkiye’de devranın döneceğini iddia eden Tim Sebastian ile Kalın arasında şu diyalog yaşandı…” gibi ifadelere yer verdi. Yeni Şafak “Tim Sebastian FETÖ’nün sözcülüğünü yaptı” şeklinde yazdı. Kısacası Tim Sebastian, hükümete yakın basın tarafından hedef alındı.
 
Röportaj sosyal medyada da büyük ilgi gördü. Twitter ve Facebook’ta son birkaç gün içinde binlerce kez tıklandı ve paylaşıldı.
 
Hükümet yanlısı medyanın Sebastian’ı ‘FETÖ sözcüsü’ olarak yaftalamalarına sebep olan şey ise gazetecinin programda “Kim bilir, belki bir sonraki hükümet döneminde siz de hüküm giyersiniz. Bu hiç aklınızdan geçti mi? Ne de olsa Gülenci bir gazetede, Zaman için çalışıyordunuz” ve “Türkiye’de devranın dönmesinden endişelendiniz mi? Belki de devran döndüğünde sanık sandalyesinde siz olacaksınız” demesi oldu.
 
Tim Sebastian televizyon gazetecisi ve yazar. Uzun yıllar boyunca önce BBC’nin yurt dışı muhabirliğini yaptı. Sonra Reuters için çalıştı. Seksenli yıllarda BBC Avrupa’nın temsilciliğini yaptı. 1982’de Britanya Film ve Televizyon Sanatları Akademisi (BAFTA) ödülünü aldı. Jimmy Carter, Bill Clinton, Mihail Gorbaçov gibi isimlerle röportajlar yaptı. Ancak görünüşe göre, bu AK Parti’ye yakın medyayı ilgilendiren ya da onların dikkate almasını gerektiren bir özgeçmiş değil.
 
Sert röportajlarıyla tanınan Tim Sebastian, 2018 yılında Sırbistan Başbakanı Ana Brnabić’i programına konuk ettikten sonra Sırbistan’da hükümete yakın basın Sebastian hakkında “küstah, terbiyesiz” ifadelerini kullanmıştı. Batılı eğitim almış, lezbiyen olduğunu korkmadan ortaya koyan, bu nedenle de Batılı liderlerin övgüyle bahsettiği Brnabić’in gerçekte ne kadar cesur olduğunu göstermek için belki de Sebastian, inatla Sırbistan Başbakanı’na 1995 yılında Srebrenitsa’da Bosnalı Müslümanların katledilmesini “soykırım” olarak adlandırıp adlandırmayacağı konusunda sıkıştırmış, bu nedenle de Sırbistan basını onun hakkında hakaret dolu cümleler yazmıştı.
 
Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi o zamanlar da Sırbistan’da da Tim Sebastian’a övgüler muhalif basından, muhalif siyasetçilerden ve muhalif kesimden geldi.
 
Yeni Şafak tarafından ‘FETÖ’nün sözcüsü’ olarak suçlanan Sebastian, 2016 yılında darbe girişiminden sonra “Conflict Zone” programına Gülen hareketinin Almanya’daki en önemli ismi Ercan Karakoyun’u konuk etti.
 
Tim Sebastian Gülen hareketinin 15 Temmuz darbe girişiminde sorumluluğu olup olmadığı konusunda oldukça terleten sorular sormuş ve uluslararası toplumun darbe girişiminde Gülen hareketinin hiçbir ilgisi olmadığına ikna edilemediğini belirtmişti. Sebastian, Gülen harekatının Türkiye’deki derin devlet içerisinde yer aldığını belirten cümleler kurmuştu.
 
Tim Sebastian, Almanya basınının kendilerine objektif yaklaşmadığından her fırsatta şikayet eden aşırı sağ popülist partisi Almanya için Alternatif (AfD) partisinin eski lideri Frauke Petry ile de 2016’da röportaj yapmış ve bu röportaj Alman basınında “DW röportajında Petry ızgara yapıldı” gibi başlıklarla çıkmıştı. Petry, Sebastian’ın sorularından o kadar sinirleniyor ki, program bitiminde Sebastian’ı ignor ederek el sıkışmadan programdan ayrılıyor.
 
Sebastian kendisini eleştirenlere, hedef gösterenlere şu cevabı veriyor: “Sormak istediğim her soruyu soracağım çünkü özgür basının yaptığı şey budur.”
 
Sebastian’ın taktiği sorduğu soruya gerçek bir cevap bulana kadar sormak.
 
Tim Sebastian’ın tarzı, hem gerçeklerin üstünü örtmeye, kendisine göre eğip bükmeye çalışan, hesap sorulmaya alışmamış, söylediklerinin arkasında duramayan, kendisiyle yüzleşmekten uzak politikacıların, kanaat önderleri oldukları iddiasıyla ortaya çıkanların hem de gazeteciliği yandaşlıkla karıştıranların asla kabul edeceği veya anlayabileceği bir tarz değil.
 
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’ne (RSF) göre 2019 itibariyle Türkiye 180 ülke arasında 157. sırada bulunuyor. Elbette 146 gazetecinin tutuklu olduğu bir ülkenin hükümeti ve onun basını Tim Sebastian’nın basın özgürlüğünden anladığını anlamayacaktır.