Filistin CHP'den Vakıfbank hisselerinin hazineye devredilmesine tepki: Kaç yıllık vakıfların kaynaklarına el uzatılmak zorunda kalındı



ID:50016
Yayınlanma:
04 Ara 19

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Öztrak, Vakıfbank'ın hisselerinin Hazine ve Maliye Bakanlığı'na devredilmesine tepki göstererek, "Kamu bankalarında neler oluyor?" diye sordu. Öztrak, "Bu kadar çok üzerinden operasyon yapıyorsunuz, bu kadar çok işlem yapıyorsunuz. Milletin gümüşleri bitti kaç yıllık vakıfların kaynaklarına da el uzatılmak zorunda kalındı" dedi.

Öztrak, "Dün kasım ayına ait enflasyon rakamları yayınlandı. Tüketici enflasyonu aylar sonra iki ay dayandı, yeniden çift haneli rakamlara ulaştı. Rakamların ayrıntılarına baktığımızda damat bakanın arkadaşının başında olduğu TÜİK’in enflasyonu ile vatandaşın gerçek enflasyonu arasındaki farkın açılmaya devam ettiğini görüyoruz. TÜİK’e göre yüzde 8,6 olan yıllık enflasyon kasım ayında yüzde 10,6’ya çıkmış. Dün ‘Enflasyon düştü’ diyorlardı, Saray’ın kibirli kişisi övünüyordu. Şimdi ne diyecek ben merak ediyorum. Enflasyon yeniden artmaya başladı. Merkez Bankası’na faizlerle ilgili bundan sonra hangi talimatı verecekler? Onlara soruyorum, çünkü Merkez Bankası bu konuda bağımsız değil. Faizleri talimatla belirliyorlar" diye konuştu. 

"TÜİK'in marketi hâlden ucuz"
Kasım ayı enflasyon rakamlarına değinen Öztrak, "TÜİK’in marketindeki meyve-sebze fiyatları bu ay da hâl fiyatlarının altında kaldı. Kasım ayında neredeyse her yemekte kullandığımız kuru soğan, TÜİK’in marketlerinde 1,69 kuruşmuş. Hâle bakıyorum iki ila üç lira arasında oynuyor. Patates TÜİK markette 2 lira 3 kuruş, hâlde üç ila beş lira 25 kuruş arasında. Liste böyle uzayıp gidiyor. Her seferinde buradan söylüyorum, verin şu TÜİK marketin adresini de damat bakan sevinmesin vatandaşımız da ucuz mal aldığı için sevinsin" dedi. 

"4+4+4 sisteminden sonra çocuklarımız akranlarından geri kaldı"
Öztrak, "Ülkemizi yeniden ayağa kaldırmamız için çözüm bulmamız gereken önemli bir sorun da eğitim. Bu ülkenin evlatlarına sadece iş vermek zorunda değiliz, bu ülkenin evlatlarını küresel ölçeklerde rekabet ettiğimiz ülkeler kadar kazanç vermemiz gerekiyor. Bunu yapabilmek için gençlerimizi çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatmamız gerekiyor. Maalesef gençlerimize dünyadaki akranları ile yarışmalarını sağlayacak, onlardan daha fazla kazanmalarını sağlayacak eğitimi veremiyoruz. Bu iktidar eğitimi siyasileştirdi. Millî bir mesele olmaktan çıkardı. Eğitimde kararlar  AK Parti mutfaklarında alındı. Sonunda eğitim sistemi tam bir keşmekeşe döndü. Bu da gençlerimizin başarısını olumsuz etkiledi. Rakamlar da bunu gösteriyor. Hiçbir yerde tartışmadan, kavga dönüş Meclis’ten 4+4+4 sistemini geçirmişlerdi. PISA gösteriyor ki, 2012’deki bu düzenlemenin ardından gençlerimiz maalesef çok fazla kayba uğradılar. Bu düzenlemeden üç yıl sonra PISA sınavlarında okuma seviye 428’e düştü, bugün 476’ya çıkınca sevinir hale geldik" ifadesini kullandı. 

Öztrak konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"AK Parti eğitimi siyasallaştırdı"
2012’den 2018 kadar benim gençlerim zaman kaybetti. Bu 6 yıl boyunca yetişen gençlerin kendi akranları karşısında eğitim bakımından eksik kaldı. İşte eğitimi siyasileştirmenin neticesi budur. Türkçe olarak okuma becerisinde zorluk çeken gençlerimiz var.

AK Parti yönetimi eğitimi siyasi bir mesele halinde görmeye devam ediyor. Eğitimi kullanarak kendisinden ayrılanlara aba altından sopa gösterme durumuna kadar gitmeyede cüret edebiliyor. İçinde bulunduğumuz kriz eğitimi de etkilemekte. Mesela yaygın şubeleri olan ve bilinen bir kolejin öğretmenleri aylardır maaş alamadıkları için eyleme çıktılar. Diğer taraftan Saray da eğitim üzerinden siyasi kan davası yaratma konusunda tereddüt etmiyor. Binlerce üniversite öğrencisinin geleceği siyasi bir kan davası nedeniyle karartılma noktasına geliniyor.

Şehir Üniversitesi açıklaması
Ben CHP Sözcüsü olarak İstanbul Şehir Üniversitesi konusunda ilk defa konuşacağım. Bugüne kadar hiç konuşmadım. Son MYK toplantısında AKP Sözcüsü çıktı, diğer partileri Şehir Üniversitesi meselesini siyasileştirmekle suçladı. Biz bunu hiç yapmadık. Burada ne oluyor, teknik olarak incelensin diye zaman zaman uzman milletvekili arkadaşlarımızı gönderdik. Çok teknik konuyu öyle görünüyor ki kendi MYK’larında uzun uzun konuşup karara bağlamışlar. AK Parti’nin MYK’sı, ‘Partinin önceki başbakanlarından birinin bu üniversiteye arazi hibe etmesi usülsüzdür. Onun için bu arazinin üniversiteden alınması doğrudur. Arazi geri alınınca da bir kamu bankasının bu üniversite vermiş olduğu kredi teminatsız kalmıştır.  O nedenle bu üniversitenin bankaya olan borcunun ödeneceğini temin etmesi için bu üniversiteyi hami olarak başka bir üniversiteye devredeceğiz’ tespitlerinde bulunmuşlar.  Burada akla bir sürü soru geliyor. Bu AKP MYK’sı Millî Eğitim Bakanlığı mıdır, yoksa YÖK Başkanlığı mıdır? Ya da Halk Bankası mıdır? Ya da sayın Ömer Çelik AK Parti mi Cumhurbaşkanlığı sözcüsü müdür? İşte tek adam parti devletinin ülkeyi içine düşürdüğü hâl bu.

Devlet AK Parti mutfağından yönetiliyor. Kararlar devletin yetkili organlarının binalarından değil parti binasından alınıyor. Anlamadığımız bir husus da kamu bankaları üzerinden her türlü piyasa bozucu eylemi yapmaktan çekinmeyen, yandaşları kurtarma operasyonları çeken, futbol kulüplerini bile kurtaran Saray’ın kendi partisine mensup eski başbakanın kurucularından olduğu bu üniversitenin borcuna karşı gösterdiği hassasiyet ne? Niye birdenbire Halkbank’ın alacağına karşı bu kadar şahinleştiler?  Bu bankalar daha önce pek çok mali operasyon için kullanılmadı mı? İşler kötü gitmeye başlayınca bu bankalar işsizlik fonundan verilen sermaye ile desteklenmediler mi? Yandaşlara bu bankalardan kredi muslukları açılmadı mı? Yandaşların 40 milyarlık batık alacağı silinmedi mi bankalar sisteminden? Yandaşlara bu bankalar imkan sağlamaya devam ediyor. Para sıkışıklığına deva olsun diye bütün bankalardaki vergi tahsilat yetkilerini kaldırdılar. Bir tek bu bankalara vergi tahsilat yetkisi verdiler. Kamunun bütün ödeme işlemleri bu bankalar üzerinden yapılıyor. Bu kadar işlemden 8 bin tane öğrencisi olan bir üniversiteye hiç mi pay düşmüyor?  İki buçuk kat kadar teminat gösterdiklerini iddia ediyorlar. Vatandaşın kredileri yeniden yapılandırılıyor, bu üniversitenin kredileri yapılandırılmıyor.

Vakıfbank'ın Varlık Fonu'na devredilmesine tepki
Dün Vakıfbank’ın hisseleri hazineye devredildi. Vakıfbank’ı önce damadın yönettiği Hazine ve Maliye Bakanlığı’na, sonra da kayınpeder ve damadın beraber yönettiği kara kutu Varlık Fonu’na devrettiler. Ziraat ve Halkbank’tan sonra sıra Vakıfbank’a geldi. Kamu bankalarında neler oluyor? Bu kadar çok üzerinden operasyon yapıyorsunuz, bu kadar çok işlem yapıyorsunuz. Milletin gümüşleri bitti kaç yıllık vakıfların kaynaklarına da el uzatılmak zorunda kalındı. Bu anlayışla bu devleti yönetmek giderek imkansız hale geliyor. Tek adam parti devleti rejimin milletimizin hiçbir derdine deva olmayacağı her gün biraz daha ortaya çıkıyor. Her şeyi kontrol altına almak isteyen ama hiçbir şeyi yönetemeyen tek adam rejimi milletimizin sırtına daha fazla yük yüklemekten başka bir işi yoktur. 

"Termik santralları takip ediyoruz"
Yasal düzenlemeler AK Parti’nin mutfağında pişiyor. Erdoğan’ın haberi olmadan bu yasanın geçmesi mümkün değil. Kamuoyu baskısı nedeniyle veto etmek zorunda kaldı. Kamuoyuna kulak vermiş olması olumlu bir gelişmedir. Santrallarla ilgili yeniden ihale konuşmaları var. Kimlere ihale verilecek, bunları takip edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Santrallarla ilgili süreci çok dikkatli izleyeceğiz. Bugüne kadar milletin sesine kulak tıkayanların aklına şimdi halkın geliyor olması gerçekten ilginç.

Türkiye'de yargı ile ilgili yaşananlara baktığınız zaman ne için kimin içeride tutulduğunu açık seçik görmekteyiz. "