Gündem Yargıtay üyesi, eski MİT mensubu ve ‘ortak dostları’ hakkında ‘çete’den suç duyurusu ve soruşturma



ID:50099
Yayınlanma:
06 Ara 19

“İş kadının yüzde 25’lik hissesini zorla aldılar”

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, geçtiğimiz hafta 2019/187202 esas numarasıyla ilginç bir soruşturma başlattı. Soruşturma, Yargıtay üyesi Ömer Faruk Aydıner, eski MİT mensubu olduğu belirtilen Mehmet Ali Bal, Nizamedin K.’nin çete kurarak bir iş kadınının hisselerini ve parasını almaya çalıştıkları iddiasıyla suç duyurusunda bulunulması üzerine başlatıldı. Yargıtay Başkanlığı’na da sunulan suç duyurusunda Aydıner’in kadının hisselerini Nizamedin K.’ye devretmesi için kendi el yazısıyla sözleşme hazırladığı ve iş kadınından para aldığı iddiaları sıralandı, bu konudaki whatsapp yazışmalarına yer verildi. Suçlanan isimler ise mali güçlük çeken iş kadınının rızasıyla hisse devri yaptığını, mali sıkıntısının sona ermesinden sonra ise hisselerini kurtarmak için iftira yolunu seçtiğini öne sürdü. T24’ün ulaştığı Aydıner, iddiaları reddederken, karşı dava açacağını söyledi, iddia sahiplerinin amacının konuyu medyaya taşımak olduğunu belirterek, bu nedenle açıklama yapmayacağını ifade etti.

Soruşturmaya konu suç duyurusu İzmir’de yaşayan bir iş kadınının iddialarını içeriyor. Avukatı Suna Öztaşdönderen imzalı suç duyurusu dilekçesi, biraz sancılı bir sürecin sonunda savcılık tarafından teslim alındı. 

Savcılık, ısrarla, dilekçede ismi yer alan Yargıtay üyesi ile ilgili olarak Yargıtay’a şikayet başvurusu yapılmasını istedi. Oysa, dilekçede “çete” suçlaması yer alıyordu ve bağlantılar söz konusu Yargıtay üyesi üzerinden açıklanıyordu. Uzun uğraşlar sonucu savcılık dilekçeyi aldı ve soruşturmayı başlatarak görevli bir savcı atadı. Aynı gün, suç duyurusu Yargıtay Başkanlığı’na da verildi. Başkanlık, henüz bir işlem başlatmış değil.

Dilekçede Yargıtay üyesi Ömer Faruk Aydıner ile birlikte eski MİT mensubu olduğu belirtilen Mehmet Ali Bal ve Marmaris'te şirketi bulunan Nizamedin K. ile avukatlarının çete kurma suçu işlediği öne sürüldü. Dilekçede, Nizamedin K.'nin geçmişte uyuşturucu suçundan yargılandığı da iddia edildi.

Dilekçede, İzmirli iş kadını A.K.,’nin eşinden boşandıktan sonra hissedarı olduğu şirketi yönettiği, bir süre sonra mali sıkıntı yaşadığı anlatılıyor. Bu süreçte A.K.’nin İzmir’de şirketi bulunan Nizamedin K. ile tanıştığı ve sık görüşmeye başladıkları, Nizamedin K.’nin, A.K.’nin şirketinin yaptığı daireleri almak istediğini söylediği aktarılıyor.

Bundan sonrası ilginç… Nizamedin K.’nin eski İzmir Başsavcısı, Yargıtay üyesi Ömer Faruk Aydıner ve eski MİT mensubu Mehmet Ali Bal’la da yakın arkadaş olduğu,  A.K.’nin güvenini bu şekilde kazandığı, sonra da “emanet para” vermeyi teklif ettiği ifade ediliyor.

“Emanet para” aktarımı

Buna göre, A.K.’nin şirketinin ekonomik sorun yaşadığı dönemde Nizamedin K., 31 Ekim 2018 ila 31 Aralık 2018 tarihleri arasında 1 milyon 88 bin TL’yi şirkete aktarıyor. 1 Ekim 2018’de 200 bin Euro, 7 Şubat 2019’da da 90 bin dolar emanet para daha şirkete veriliyor. Toplamda borç olarak verildiği söylenen miktar, dilekçeye göre, 2 milyon 942 bin 310 TL.

“Yüzde 25’i benim”

Dilekçede, bir süre sonra A.K.’yi evine çağıran Nizamedin K.’nin, “Ben borç para vermedim. Şirketin yüzde 25’i benim. Burada halledilmeden buradan çıkılmayacak” dediği, A.K.’yi evden ayrılmak istemesi üzerine tartakladığı, bu sırada avukat Fatih Turhan’ın, “Bu seni burada öldürür, en iyisi senet falan imzala, kurtul” dediği iddiası yer alıyor. A.K.’nin uzun konuşmalardan sonra imza atmadan evden ayrılmayı başardığı söyleniyor.

200 bin doları Aydıner’in

Dilekçede Nizamedin K.’nin, telefonla aramayı sürdürerek, “Yolladığım paranın 200 bin dolarını Ömer Faruk Aydıner’e vermen lazım. O gün bu miktarı ondan aldım” dediği, A.K.’nin de bir süre sonra tehdit telefonlarının artması üzerine Aydıner’e giderek yardım istediği ifade ediliyor. 

Dilekçeye göre, Yargıtay üyesinin olayla ilgisi bundan sonra başlıyor. Aydıner’in durumu çözeceğini söylediği, İstanbul’da Mehmet Ali Bal’ın evinde bir toplantı düzenleyeceğini ilettiği, A.K.’nin de 30 Haziran 2019’da bu toplantıya çağrıldığı anlatılıyor. Bu toplantının yapıldığını yalanlayan kimse yok.

Toplantıya Nizamedin K. de katılıyor. Dilekçede, toplantıda yaşanan, “A.K., yine baskı altında kalmıştır. Ömer Faruk Aydıner, müvekkilime, ‘Bir devir sözleşmesi yapalım. Ama Mehmet Ali Bal adına olsun. Şimdilik böyle yazalım kurtul’ diyerek baskı altına almıştır” deniliyor. İddiaya göre Aydıner, el yazısıyla hisse devri sözleşmesi hazırlıyor ve A.K.’ye bu el yazısı sözleşme imzalatılıyor. Sözleşmenin bir örneği soruşturma dosyasında var.

Sözleşmeyi kendisi hazırladı

Dilekçede de bu durum için “Bir dönem Uyuşturucu Maddelerle Mücadele Üst Kurulu’nda çalışan yargı mensubu bir kişinin geçmişi bu kadar şaibeli olan Nizamedin K.’nin faydasına çalışarak, görevini ve görevinin getirdiği ahlaki sorumlulukları unutmuş olması manidardır. Müvekkilim oradan can havliyle çıkmıştır” ifadeleri kullanılıyor.

Devir sözleşmesi

Ancak olaylar bitmiyor. A.K.’ye İzmir’e döndükten sonra bu kez sözleşmenin gereği olarak noter kanalıyla yüzde 25 hissesini devretmesi söyleniyor. Mehmet Ali Bal, yanına aldığı noter görevlisi ile ofisine geliyor ve 26 Temmuz 2019’da A.K., sözleşmeyi kendi ofisinde imzalıyor. Dilekçeye göre, baskı ve tehditle. 

Çocuklarıyla tehdit

Dilekçede bu konuda, Nizamedin K.’nin, A.K.’nin çocuklarını takip ettirdiği, bu korku atmosferinde sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığı anlatılıyor. 

200 bin dolar ve 500 bin TL kâr

Ancak bununla da bitmiyor. Dilekçede, Mehmet Ali Bal’ın bir süre sonra A.K.’ye, Aydıner’in parası olan 200 bin doları ödemesi için baskı yaptığı, Aydıner’in de A.K.’ye cep telefonundan mesaj gönderdiği ifade ediliyor. Bu mesaj örnekleri dosyada yer alıyor.

Aydıner’in parayı nakit istediği, mümkün olmadığı yanıtını alınca iban numarası verdiği ancak A.K.’nin, “Paranın şirket hesabından verileceği, gönderen hesabın Nizamedin K.’ye ait olduğu, ancak o hesaba geri gönderilebileceği” yanıtını verdiği ifade ediliyor. Aydıner’e ait paranın Nizamedin K. hesabından niye gönderildiği belirsiz ancak bunun da dekontları var. Bu konuda Aydıner ile A.K. arasındaki whatsapp mesajlaşmaları bulunuyor. 

Aydıner’in, mesajlarında, “O zaman şöyle yapalım, 1 milyon TL gönderdiğim parayı Nizam’a gönderirsiniz, kâr olan 500’ü yukarıdaki hesaba gönderirsiniz’ dediği, neyin kârı olduğu anlaşılamayan parayı bulamayan A.K.’nin ise daire vermeyi teklif ettiği iddia ediliyor. 

Dilekçeye göre, bu konuda anlaşılamaması üzerine paranın bir kısmı bankadan, kalan 500 bin TL ise elden veriliyor. Aydıner, parayı aldığına dair belge imzalıyor. Dilekçede, A.K.’nin, Aydıner’e, “Keşke adaleti temsil eden bir insan olarak size bu davranışı zorlayan kişinin de kim olduğunu ve ne sözler verip ne noktaya geldiğini de sorgulasanız…” mesajını gönderdiği, Aydıner’in ise “Karşında aptal yok. Benim hukukçuluğumu sorgulamak ise haddin değil. Kusura bakma insan paradan daha kıymetlidir. Sadece polemik yapıyorsun. Ben borç göndermedim. Daire aldım, dükkan aldım. Bunların hiçbirini zamanında yerine getirmedin. Sen zor gününde yanında olan kişiyi feraha erince sattın. Ve biz de sana yardımcı olmaya çalıştık ama geldiğim nokta, insanları kullanıp atıyorsunuz” karşılığını verdiği anlatılıyor. Bu mesaj örnekleri de dosyada yer alıyor.

Avukat Öztaşdönderen, “Bir Yargıtay üyesinin bir toplantıya katılıp, eline kalem kağıt alıp hukuki danışmanlık yapması normal mi? Bunun izahı bize göre yoktur. Bir de nasıl bir ticari ilişki kurmuş ki 500 bin kâr elde etmiş Sayın Aydıner?  Yargıtay üyelerine has serbestlikler mi söz konusu?” ifadelerini kullanıyor. 

Dilekçede, tüm isimler hakkında çete suçundan işlem yapılması talep edildi. Başsavcılık da soruşturma başlatarak bir savcıyı görevlendirdi.

“Dava edeceğim”

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dilekçe ile ilgili olarak işlem başlatmasının ardından Yargıtay Başkanlığı’na da Aydıner ile ilgili suç duyurusunda bulunuldu. İzinde olan Aydıner, konudan haberdar olduğunu, suç duyurusunda bulunanların konunun medyaya yansımasını amaçladığını, hukuki haklarının tamamını kullanacağını ancak karşı tarafın amaçlarına hizmet edeceği için açıklama yapmak istemediğini söyledi. Yakın çevresi ise Aydıner’in daire alışverişi için para verdiğini ve anlaşma olmayınca geri aldığını öne sürdü. Aydıner, 15 Temmuz gecesi FETÖ mensupları hakkında gözaltı emri veren ilk savcı olarak gündeme gelmişti. O dönem Bakırköy Başsavcı Vekili olan Aydıner’in ismi bir cezaevi doktoru hakkında örgüte yardım suçundan işlem yapması, görevden alınan bu doktorun yerine ise eşinin atanması ile de konu olmuştu. İzmir Başsavcılığı’na atanan Aydıner, burada “FETÖ borsası” iddialarını soruşturmuş, geçen Şubat’ta Yargıtay üyeliğine atanmıştı.

 

Karşılıklı ihtarname ve şikayet

Dilekçede suçlanan isimlerden Nizamedin K.’nın geçmiş yıllarda uyuşturucu kaçakçılığı ile ilgili dosya kapsamında yargılandığı belirtiliyor. Dilekçede Mehmet Ali Bal’ın, A.K.’ye Nizamedin K. hakkında uyuşturucu suçundan gözaltı kararı verildiğini ancak Aydıner’in Bakırköy’de görev yaptığı dönemde bu dosyadan aklandığı bilgisini verdiği de yer alıyor. Dilekçede ismi geçen avukat, şirket devrinin noter onayıyla yapıldığını belirterek A.K.’ye ihtarname gönderdi. A.K. de karşı ihtarname göndererek, noter devrinin iptali için tespit davası açtı. 

Haber: Gökçer Tahincioğlu/T24