Düşünce ve Analiz İktidarı boyunca kabusu oldu; Netanyahu'nun İran'la imtihanı...



ID:50106
Yayınlanma:
06 Ara 19

Hayatı boyunca Filistin'e yönelik terör faaliyetlerinde bulunan Netanyahu, 10 yıllık iktidarı boyunca aldığı kararlar ve faaliyetleriyle bir terör devletinin nasıl olabileceğini gözler önüne serdi. Ancak hedeflerinin önünde bir kabus gibi duran İran'la bir türlü başedemeyen Netanyahu, çeşit çeşit komplo teorilerini üretmeye çalıştı.

Fehmi Kızılkaya/7SABAH

Siyonist rejim başbakanı Benjamin Netanyahu siyasi hayatının son demlerinde bile İran karşıtı tutumundan geri adım atmıyor.

Netanyahu Siyonist rejimin 10 yıllık başbakanlığı döneminde iç siyasete odaklanmaktan çok, dış siyasette İran ile düşmanlığı üzerine odaklandı. Aynı dönemde İranofobi siyasetinin başlıca tasarımcıları ve uygulayıcıları olan Netanyahu İran ile varılan nükleer anlaşmanın en sıkı karşıtlarından biri olarak Amerika’nın Bercam anlaşmasından çekilmekte temel rol oynadı ve her zaman İran’a karşı çok yönlü ve azami yaptırımları desteklemekle kalmayıp aynı zamanda Yahudi lobinin yardımı ile maksimum baskıların tasarımcısı olduğu söylenebilir.

Netanyahu'nun İran'a karşı düşmanca tutumu BM genel kurullarında ortaya çıktı ve elindeki fotoğraflarla kamuoyunu ikna etmeye çalışırken nasıl komik duruma düştüğü dünya medyası tarafından servis edildi.

Terörist saldırılarını yalanlarla örtmeye çalıştı

Netanyahu ve Siyonist rejim son on yılda İranlı bilim adamlarına suikastta bulundu. Terörist saldırıları ara vermeyen rejim, işlediği cinayetleri akıl almaz yalanlarla örtmeye çalışarak, İran'ın terörizme destek verdiğini iddia etti. İran'a yönelik terörist saldırılarla yetinmeyen Siyonist rejim İran'ın içişlerine müdahale ederek, ülkede yaşanan en ufak bir pürüzü fırsata çevirmeye çalışarak, halk ile devlet arasına fitne sokmaya çalıtı.

Siyasi hayatının sonuna iyice yaklaşan ve hatta hapishane ile arasında bir karışlık mesafe kalan Netanyahu, son 8 ayda 3 kez kabineyi kurmakta da başarısız kaldı. Siyasi hayatı çeşitli skandallarla süslü olan Netanyahu, hükümeti kurmak yerine İran karşıtı girişimlerini sürdürüyor. 

Korsan rejim başbakanı dün Portekiz’de Amerika dışişleri bakanı Mike Pompeo ile bir araya geldi; tabi ki görüşmenin ekseni sırf İran üzerine odaklıydı. Netanyahu ayrıca önceki gün “Amerika dışişleri bakanı ile ilk görüşmede gündeme getireceğim konu İran’dır. İkinci konu da İran olacak; 3. Konuda aynı” dedi.

Bu arada Siyonist basından Haaretz de Irak, Lübnan ve İran’da yaşanan son kargaşaların İran’a baskıyı arttırmak için bir fırsat olduğunu yazdı.

Netanyahu’nun açıklamaları birkaç önemli konu içeriyor.

- Netanyahu, siyasi hayatının sonuna gelmediğini ve İsrail’de hala temel rol ifa ettiğini göstermeye çalışıyor.

- İran karşıtı tutumu ile kabine kurma şansını arttırmaya çalışıyor.

- Bölgedeki krizlerin İran üzerindeki etkisine dair Siyonist başbakanın açıklamaları, korsan rejimin Lübnan, Irak ve İran’daki olaylarda rolü olduğunu ve bu ülkelerde halkın barışçıl gösterilerini şiddete dönüştürmede başlıca aktörlerden olduğunu gösteriyor.

Aslında özel olarak bu ülkelerde ve genel olarak İslam ülkelerinde yaşanan kargaşalar Siyonist rejimin çıkarları ile uyuşuyor.

İlginç olan ise Netanyahu’nun siyasi kaderi, İran ve direniş karşıtı siyasetlerin onun bekasına değil, konumunun sarsılmasına sebep olan nedenlerden biri olmasıdır. 

Netanyahu dış siyasette İran ile düşmanlık üzerine odaklanmakla kamuoyunu işgal topraklarında yaşanan gelişmelerden saptırmaya çalışıyor. Netayahu'nun bu çabasını tek bir nedeni var; o da kamuoyunu yanıltmaya çalışarak hakkındaki davaları gündemden düşürmek. Bilindiği üzere İsrail Başsavcısı Avichai Mandelblit, hakkındaki yolcuzluk iddiaların içerdiği 3 ayrı davadan dolayı başbakan Binyamin Netanyahu hakkında soruşturma açmış durumda.

Başsavcı Mandelblit, Netanyahu hakkında 4000 numaralı dosyada rüşvet, 1000 ve 2000 numaralı dosyalarda ise sahtekarlık ve görevi kötüye kullanma suçlamalarıyla iddianame hazırlanacağını açıkladı.

Başsavcının böyle kapsamlı bir soruşturma başlatması üzerine panikleyen Netanyahu, "BEKA"ya sığındı. Hakkındaki iddialara karşı kendini savunmak yerine yine yalanlara başvurarak kamuoyunu yanıltmaya çalışıyor. Başsavcının kararını şüpheli buluyorum diyen Netanyahu, devlet işlerini sonuna kadar sürdüreceğini söyledi.  Netanyahu, "Beni destekleyenlere ve siyasi rakiplerime sesleniyorum. Devletimizin bekası için güvenilir bir hukuka tabi olmalıyız." dedi.

İşgalci rejimin içerde çok ciddi sorunların yaşandığı bir dönemde yenikurulacak hükümetle Netanyahu'nun kaderi nasıl şekilleneceği hep birlikte göreceğiz.