Yazarlar Kasım Süleymani ve Müslümanların Gafleti



ID:51210
Yayınlanma:
07 Oca 20

Siyonist ve Emperyalist güçlere hizmet etmek ancak onlarla aynı hissiyatta olmakla mümkündür...

Arap Baharı projesiyle Müslümanların arasına fitneyi sokan ABD ve onun müttefikleri bir taşla birkaç kuş vurmayı amaçlıyordu, başardı… Tarih boyunca Müslümanları can evinden vuran tefrika oldu. Onca yaşanmışlara rağmen Müslümanların ders çıkarmaması gafletten başka bir şey değildir.

Afganistan işgaliyle başlayan, son olarak Suriye’de tıkanan proje küresel terörün hedefini anlamakta zorluk çeken Müslümanlar, maalesef ABD’nin son terör saldırısında da çuvalladı. ABD ve İsrail’in büyük oyununa geldi. Ancak bütün bunlar sadece ABD ve İsrail’in gayretiyle oldu demek yanlış olur. Başta körfez ülkeleri olmak üzere birçok bölge devleti de katkı sundu. Devletlerin çabası yanında feraseti kapanmış İslamcıların yaptıkları da bir tarafa not düşmek gerekir.

ABD’nin devlet terörü her fırsatta görme imkânını bulan Müslümanların bir türlü uyanmaması gafletten başka ne olabilir ki… Bile bile bu terörü görmezden gelenlerin ise apaçık bir delalet içinde olduklarını da belirtmek gerekir. İşi daha da ileriye götürenler ise ihanetin merkezindedir.

Merhum Erbakan hocanın onca uyarılarını dikkate almadılar. ABD ve İsrail’in nihai hedeflerini ömrü boyunca dile getirdi. “Küresel terörün hedefi Siyonist İsrail’in güvenliğini sağlamak ve nihai hedefi olan vaad edilmiş toprakları işgal etmektir” diyen Hocaya en sert tepkiler yine İslamcılardan geliyordu. Suriye işgal edilecek, sonra sırada İran ve Türkiye var diyordu.  Söyledikleri aynen işliyordu ve Suriye işgal edilmese de, büyük bir yıkım yaşadı. Ancak yine de anlaşılmadı…

Sırada İran var!

Ortadoğu’da bir türlü hedefine ulaşamayan şer odakları İran’ı hedef aldı, çünkü onların hedefleri önünde İran duruyordu. Bu engeli aşmak için de ellerinde bir koz vardı. O da mezhepçilik fitnesiydi. Suriye işgali sürecinde bunu çok iyi işledi, üstelik ABD’nin onca şeytanlığına tanıklık eden Müslümanların katkısıyla…

Mezhepçilik ne yazık ki geçmişten günümüze Müslümanların yumuşak karnı olmuştu, şeytan da oradan vurmaya başladı ve ortaya Şia-Sünni kavgasını planlandı. Müslümanların arasına bu ihtilafı sokan şer odakları, iki tarafı karşı karşıya getirmeyi başardı. Üstelik bunu yine Müslümanların cehaletiyle yaparak…

Müslümanların katledilmesine sevinen Müslümanlar…

ABD Irak’ta Müslüman bir ülkenin önde gelen generalini katlediyor, sevinenler aynı safta birleşiyor. Kim bu sevinenler?

ABD
İSRAİL
VE TEKFİRCİ AKIMLAR…

Bunları aynı safta birleştiren nedir?

ABD ve İsrail’in sevincini anlayabilirim de, Müslümanların koru halinde eşlik etmelerini bir türlü anlayamıyorum ve bir türlü hazmedemiyorum.

3 Ocak’ta ABD terör yüzünü bir kez daha gösterdi. 

ABD terörü Irak’ın başkenti Bağdat’ta, İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis’i hedef aldı ve eşi görülmemiş bir cinayete imza attı.

ABD’de bayram havası
İsrail’de bayram havası
İslamcılarda sevinç gösterisi…

Bu kadar körlük olur mu?

Olur!..

Söz konusu Büyük Şeytan’ın güdümünde olunca, olur…

Çünkü ciddi bir mezhepçilik zehirlenmesi hakim.

Türkiye Müslümanları tarihte hiç bu kadar savrulmamıştı. Hiç bu kadar körü körüne tefrikaya düşüp, fitneye sarılmamıştı.

Bunun temeli Afganistan’da atıldı. Irak’ta ve Suriye’de inşa edildi. Şimdi Türkiye’de de bu yapı güçlendiriliyor. Anadolu insanında olmayan tekficilik, çok kısa sürede icat ve icra edildi.

Allah muhafaza küçük bir kıvılcımda iç çatışmaya dönüştürülecek argümanlar hazırlanmakta ve ne yazık ki bu ateşe gönüllü benzin taşıyacak kimseler oluştu.

15 Temmuz darbe girişimi bu çatışmanın bir denemesi değil miydi?

FETÖ terör örgütü buna kalkışmadı mı?

Şia düşmanlığını pompalayan FETÖ yapılanmasının tepesindeki zatın konuşmalarına bir bakın; “cennete giden yol İran’dan geçse oradan geçmem, başka bir yol var mı diye etraflıca araştırım” demiyor muydu?

Allah muhafaza darbe gerçekleşmiş olsaydı bugün ülkenin içinde bulunduğu durumu düşünmek bile istemiyorum.

FETÖ'cü Emre Uslu: ABD İran'ın Hakan Fidan'ını vurdu... diyor.

ABD'nin terörist saldırısı sonucu şehid olan Korgeneral Kasım Süleymani ile ilgili akla ziyan açıklamalarda bulundu. Süleymani'nin öldürülmesini sevinçle karşıladığını belirten Uslu, ABD ile aynı amaç güden FETÖ terör örgütünün nasıl bir yapılanma olduğunu bir kez daha ortaya koymuş oldu:

“Kudüs Gücü İran devriminden sonra İran'ın rejimini Ortadoğu’ya yaymak için kurulmuş bir güçtü. 1989'da Humeyni'nin ölümüne kadar bölgede ektin rol oynadı. İran'ın devrim ihraç etmek için kullandığı an enstrümanlardan biriydi. Türkiye'deki İSLAMCILARILARIN da organizatörüydü.

Türkiye'de Selam Tevhid, Hizbullah gibi örgütlere destek verdi bazılarını kudurdu bazılarına İran'da eğitim vererek destekledi en büyük eylemleri Uğur Mumcu'nun öldürülmesi eylemiydi.

Türkiye'de özellikle Hizbullah ile ilişkisinin üzerinden MİT'e sızdı. 2000'li yıllarda MİT içinde İrancı olarak bilinen kişilere operasyon yapılmış bunlar kurumdan uzaklaştırılmıştı. AKP'nin iktidara gelmesiyle birlikte Kudüs Gücü siyaset üzerinden operasyon yaptı.

AKP'in içindeki adamları kullanıp Reza Zarrab'ın aktör olarak ortaya çıktığı büyük yolsuzluk operasyonuna hedef olan örgütün bir ayağı Kasım Süleymani'nin liderliğindeki Kudüs Gücü'ne çıkıyordu.

Reza Zarrab'ın ekonomik örgütüne paraleli siyasi örgüt vardı SELAM TEVHİT örgütü. Bu örgütün bir ucu MİT'e bir ucu AKP'ye ulaşan yaygın bir örgüt. Uğur Mumcu'nun öldürülmesinden sonra Mumu'yu DERİN DEVLET öldürdü denilmesinin nedeni Selam Tevhid'in TR'deki derin bağlantısıydı.

Türkiye'de Selam Tevhid'i Lübnan'da Hizbullah'ı, Irak'da Haşdi Şabi'yi Filistin'de Hamas'ı destekleyen İran operasyonlarının arkasındaki güç Kudüs Gücüydü.

Hakan Fidan'ın başkanlığında yeniden yapılandırılan MİT'in Cihatçi teröristler ve Libya'daki operasyonları Kudüs Gücü'nün operasyonlarından kopyalanmış modellemeydi. Yani sizin anlayacağınız ABD İran'ın Hakan Fidan'ını vurdu diyeyim siz olayın büyüklüğünü anlayın.”

FETÖCÜ Uslu böyle değerlendiriyor, böyle tanımlıyor Şehid Kasım Süleymani’yi…

Uslu’nun bu açıklamasına eşlik eden bir diğer isim ise, Kamuoyunda Cübbeli Ahmet Hoca diye bilinen Ahmet Mahmut Ünlü'den suikasta uğrayan İranlı General Kasım Süleymani hakkında nefret dolu bir paylaşım geldi;

"Sunni Katili" ifadesi taşıyan Kasım Süleymani görseli paylaşan Cübbeli Ahmet, paylaşımına şu notu düştü;

"Doğrulanmış
Allah, Sünnî kâtili Haşdi Şabi'nin kurucusu Kâsım Süleymânî ve diğerlerinin kabrini ateşle doldursun

İran’a bağlı Haşdi Şabi (el-Haşdü’ş-Şa‘bî) milislerinin kurucusu ve yöneticisi, Suriye’deki savaşta milyonlarca Müslümanın katline sebep olan, çoluk-çocuk ve kadın demeden bütün Müslümanlara işkence eden, ırzlara tasallut eden Kâsım Süleymânî ve Haşdi Şabi’nin üst düzey yedi büyük komutanının gebertilmesi bütün Müslümanları sürûra gark etmiştir. Allâh-u Te‘âlâ kabirlerini ateşle doldursun. Âmîn!

Kâsım Süleymânî’nin yönettiği Haşdi Şabi, Müslümanları öldürmekle yetinmeyip ciğerlerini söken ve ağızlarında çiğneyenlerdir. İşte İran budur! Haşdi Şabi budur! Fırsat bulsalar Türkiye’deki Ehl-i Sünnet’e de aynı böyle yapacaklar!
 
Türkiye’de 15 Temmuz gecesi kalkışılan darbe girişimi esnâsında Fetö ve Amerika Türkiye’yi işgal edecekken Suriye’de kutlama yapanlar da, PKK’yı ve PAJAK’ı destekleyenler de bunlardır! İşte böylece Allâh-u Te‘âlâ’nın bir kânunu dahî yerini bulmuştur ki; “Şüphesiz Allah bir zâlimden intikâmını diğer zâlimle alır”. Burada da kâfir ve zâlim olan Amerika eliyle, Hamaney nezdinde “yaşayan şehit” diye adlandırılan ama bizce gebermiş bir zındık sayılan Kâsım Süleymânî ve adamlarından intikâmını almıştır.”

Cübbeli denen zatın bu açıklaması FETÖ terör örgütüyle nasıl kol kola olduklarını, nasıl da aynı noktada buluştuklarını ortaya koyuyor.

Cübbeli ile FETÖ terörünün durduğu yerde Türkiye İslamcılığı da mekan tuttu ve aynı nefreti kustu. ABD ve İsraille aynı çizgide olduklarını beyan eden nefret içerikli açıklamalar geldi.

Gerçekten de Şehid Kasım Süleymani Sünni düşmanı ve katili miydi?

Başta ABD-İsrail kaynakları, hatta onların güdümünde olan körfez ülkelerinin böyle bir iddia gösteremezken, Cübbeli neye ve hangi kaynaklara, belgelere dayanarak bu denli iftirada bulunabiliyor?

Şayet Sünni düşmanıysa Filistin davasına neden bu denli hizmet etsin ki?

HAMAS Lideri İsmail Haniye yaptığı açıklamayı bu iddiaların neresine koyacağız?

Ne diyor HAMAS Lideri?

İran'in başkenti Tahran'da Kasım Süleymani için düzenlenen cenaze törenine katılan Hamas lideri İsmail Haniye, "Tümgeneral Süleymani’nin Kudüs şehidi olduğunu deklare ederim. Filistin direnişini destekleme konusunda mühim bir rol oynadı. ABD'nın korkunç bir suç işledi " dedi.

Bezer bir açıklama Filistin İslami Cihad Hareketi’nden geldi; Şehit Süleymani emperyalizmle mücadelede semboldür.

Filistin İslami Cihad Hareketi genel sekreteri Ziyad Nehale, Irak ve İran'da direniş şehitlerinin cenaze merasimlerine görkemli katılımın, 'ümmetin siyonist rejim İsrail ve Amerika ile savaşında bu şehitleri emperyalizmle mücadelede canlı bir sembol olarak tutacaklarının göstergesi olduğunu' söyledi.

Görüldüğü gibi Kasım Süleymani Sünni düşmanı değil, tam tersine kendini başta Filistin olmak üzere İslam davasına adamış biri…

Şehid Süleymani’ye yönelik iftira kampanyasına bazı Kürt kesimi de eşlik ederek, “fitnede bizim de tuzumuz olsun” onun bir Kürt düşmanı yalanını servis etti.

Oysa bütün dünya kamuoyu Süleymani’yi IŞİD’in Irak işgali sırasında ortaya koyduğu mücadeleyle tanıklık etti.

Bu konuda BARZANİ vermiş olduğu bir röportajda süreci nasıl işlediğini belirtiyor;

Erbil (Daiş'ten ) Nasıl Kurtuldu?

Daiş şehrin girişine yetişmiş ve şehir düşmek üzereydi. Ben Amerika, Türkiye, İngiltere, Fransa ve hatta Arabistan ile temas kurdum onlar cevaben yardım edemeyeceklerini dediler. Sonra İran ile temas kurdum dedim ki eğer bize yardım edemeyecekseniz biz şehri boşaltalım. Onlar bana Kasım Süleymani'nin telefonunu verdiler. Çabucak Kasım Süleymani'yi aradım O'na durumu iyice anlattım O bana "ben yarın sabah namazından sonra Erbil’deyim" dedi. Ben yarın geç olur şimdi gelin dedim. Dedi ki ; "Kaak (kardeş) Mesud Barzani sadece bu gece şehri koru!" dedi. Sabah Erbil havaalanına Hacı Kasım'ı karşılamaya gittim özel birliğinin 50 neferlik askerleriyle iner inmez çatışma hattına gitti ve Peşmerge kuvvetlerini organize etti, bir kaç saat içinde durum tersine döndü. Sonra bir Daiş komutanını esir aldık sorduk siz Erbil'i fethetmek üzereydiniz noldu da geri çekildiniz? Dedi ki; "casuslarımız haber verdi ki Kasım Süleymani Erbil’dedir. Bu nedenle moralleri kırıldı ve ..."

Baba Barzani’nin röportajına oğul Neçirvan Barzani katkı sunarak, Süleymani’nin Kürt düşmanı olmadığı, bilakis zor zamanlarda Kürtlerin imdadına koşan biriydi.

Neçirvan Barzani'den İslam İnkılâbı Rehberi Seyyid Ali Hamanei’ye gönderdiği taziye mektubunda şu ifadeleri kullandı:

 “İran'ın Yüksek Lideri Sayın Ayetullah Hamaney hazretleri, öncelikle sizlere selamlarımızı iletiyoruz. Hacı General Kasım Süleymani'nin kaybını Kürdistan halkı ve hükümeti olarak esef ve kaygıya neden olmuştur. Kendileri diktatöre karşı mücadelede bizim dostumuz terör örgütü IŞİD savaşında ise cephe arkadaşımızdı. Bu kapsamda verdiği emek ve zahmetleri karşısında Iraklı ve Kürdistanlı yetkililer tarafından saygıyla karşılanmıştır. Şahsım ve Kürdistan milleti adına size ve saygı değer ailenize başsağlığı diliyorum. Cenab-ı Haktan mekânının cennet olmasını temenni ediyorum.”

Bütün gelişmeler ortadayken bazı çevrelerin ısrarla kirli bir propaganda yürütmesinin arkasında ne olabilir ki?

Elbette bütün bunların aynı merkezden yürütüldüğü aşikârdır ve biz bunun farkındayız.

Elbette şer odakları ve onların işbirlikçileri boş durmayacaktır. Önemli olan bu fitneye karşı nasıl durulması gerektiği konusunda akıl yürütülmesidir.

Sosyal medya üzerinden yürütülen kirli kampanyaya alet olmamak gerekir. Türkiye ile İran arasında hayata geçirilmek istenen düşmanlık projesine hizmet edecek söylemlerden uzak durmaktır.

Çare sosyal medya ve bazı çevrelerin hayata geçirmek istediği Şİİ-SÜNNİ arasında olası bir çatışmaya hizmet edenlere fırsat vermemektir. 

Bu anlamda Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları son derece önemli buluyorum.

Cumhurbaşakanı Eedoğan’ın İslam İnkılabı Lideri Hamanei ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani’ye başsağlığı mesajı bir çok kirli oyunun önüne geçtiğini belirtmek isterim.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in açıklamaları da bu yönde son derece önemli olmuştur.

Toparlayacak olursak Kasım Süleymani’nin şehadeti birçok yönde bize çok şey hatırlattığını, öğrettiğini ve nasıl hareket edeceğimizi bir kez daha öğretmiştir. Eğer bunca yaşananlardan ders çıkaramazsak ABD-İsrail planı işlemeye devam edecektir. Bu oyunu bozmak için ihtilaflı konulardan uzak durmak lazım.

Allah akledenlerden eylesin.

Ruhun şad olsun Büyük Komutan.