Yazarlar İran’ın füzeleri ABD'nin itibarına yapılan bir saldırıydı



ID:51484
Yayınlanma:
14 Oca 20

"Trump ve müttefikleri, İran’ın ciddiyetini herkesten daha iyi anlamış durumdalar. Karşılık verilirse karşılık alacaklarını ve olası bir senaryonun, İran ve İran’a bağlı direniş güçleriyle sınırlı kalmayacağı endişeleri, böyle bir riski göze alma ihtimallerini uzak kılmaktadır."

İran, Amerika’nın Irakta bulunan ve 7 bin dolar harcayarak inşa ettiği en büyük askeri ve aynı zaman da hava üssü olarak kullandığı “Ayn’ulEsed”e 08/01/2020 gece saatlerinde düzenlediği balistik füze saldırısı keyfiyet açısından büyük bir ehemmiyette sahip. Bu balistik füze saldırısının önem ve büyüklüğü dünya kamuoyunda yeterince gündem edilmesin diye Amerika tarafından manipüle edildi. Bu saldırının büyüklüğü ve önem arz etmesi, nicelikten ziyade nitelik açısından değerlendirmek gerekir. Yani çok askerin zayiatı veya çok büyük hasarların oluşmasından öte, 2020’de hangi ülke cüret edip 7 milyar dolar harcanarak yapılan böylesine donanımlı bir üsse füze saldırısı düzenleyerek, dünyanın en güçlü ülkesine böylesi bir tokat indirebilir!? Bu azımsanacak ve basite alınacak bir mesele değildir.

2. dünya savaşından bu yana, Çin ve Rusya dahil olmak üzere hiçbir ülke cüret edip Amerika’ya böylesine muhkem ve açık bir saldırıda bulunmamıştır. Trump’ın iddia ettiği, hiçbir Amerika askeri ölmemiş ve hatta burnu dahi kanamamış olsa bile, dünyanın en zorba ve güçlü ülkesi olan Amerika’nın prestijinden ve itibarının yer yeksan olmasından bir şey eksiltmez. Bu saldırının yıkıcılığından ziyade, siyasi arenada İran için büyük kazanımları olacağı kuşku götürmez bir gerçektir. Gerek bölge ülkelerinin ve gerekse batılı emperyalist ülkelerin İran’a bakışı bundan sonra kesinlikle değişeceğine inanıyorum. İran’ın füze saldırısından sonra, CNN’e değerlendirmelerde bulunan Amerika Savunma Araştırmaları Merkezi direktörü, Harry Kazıanis şu itiraflarda bulunuyordu: “İran, bizim füzelerimizi etkisiz hale getirdi. İran, füze gücü olduğunu kanıtladı. Arık Amerika’ya zarar verebilecek güçte ve onların füzelerinin tamamına karşı koyamayız. Hatta dünyada ki tüm hava savunma sistemlerimizi orta doğuya getirsek de İran’ın füzelerine karşı koyabileceğini düşünmüyorum.”

Bu itirafların sahibi ve bunun gibi önemli stratejistlerin İran’a karşı algılarının değiştiğinin en bariz örneğidir.

Peki Amerika, dünyada zedelenen itibarını kurtarma adına İran’a bir karşılık vermeyecek mi? Ben yakın vade de bir karşılık vereceğini tahmin etmiyorum. Zira Amerika, yıllardan beri İran’ı askeri saldırı seçeneğinin sürekli masa da olduğu tehditleri hep vardı. Ve İran, bu tehditlere mukabil olarak: “Bize saldırırsanız mutlaka karşılığını alacaksınız” diyordu. Şehit Korgeneral Kasım Süleymanin şahadetinden öncesine kadar bu iki ülkenin fiili olarak saha da bir pratiğine hiç rastlamadık, tehditten öteye geçilmedi. Ancak Amerika’nın fiili olarak Kasım Süleymaniy’e yönelik suikastı, İran’a yapılmış bir saldırı olarak değerlendirdiğimizde, İran, daha önceden söylediği gibi bize saldırı olursa karşılık veririz sözünü, sonucu ne olursa olsun tüm dünyanın gözü önünde buna karşılık vererek şakasının olmadığını, söylemlerinin blöften ibaret olmadığını hem dünyanın en güçlü ülkesi olan Amerika’ya, hem bölge de ki müttefiklerine kanıtlamış oldu.

Dolayısıyla Trump ve müttefikleri, İran’ın ciddiyetini herkesten daha iyi anlamış durumdalar. Karşılık verilirse karşılık alacaklarını ve olası bir senaryonun, İran ve İran’a bağlı direniş güçleriyle sınırlı kalmayacağı endişeleri, böyle bir riski göze alma ihtimallerini uzak kılmaktadır.

Trump’ın Kasım Süleymaniye ve Ebu Mehdi El-Muhendisi’ye yönelik saldırı planını 2020 seçim yatırımı olarak düşündüğümüzde, seçimi atlatmadan tabi atlatabilirse böyle bir macerayı göze alması uzak bir ihtimal gibi gözüküyor. Zira Trump, ilk seçim öncesinde öne çıkan sloganı, orta doğuda ki savaşa son vereceğini, askerlerini tamamen çekeceğini ve kendisinden önceki hükümetlerin 20-30 yıllık süreçte 7 trilyon dolar parayı hiç yere heder ettiklerini tenkit etmişti. Verdiği sözü tutmaması bir yana orta doğu da olayları daha kötü boyutlara getirmiş durumda.

Şuan üzerinde ki ciddi halk baskısını, demokratların baskısını, medya baskısını ve kongrenin onayını alması dahil olmak üzere tüm bunları geçmesi gerekiyor. Seçim öncesi böyle bir senaryonun vukuu bulması, Trump’ın seçim sahnesinden silinmesi anlamına gelir.

İkinci bir husus, birileri bunun hala bir tiyatro ve danışıklı dövüş olduğunu sayıklaya dursunlar ve diğer bazılarının da İran'ın füzeleri boş araziye düştü diyerek alay ede dursunlar. 03-01-2020 gece saat, 1:20 itibariyle Amerika’nın haysiyeti, şerefi, itibarı, İran’ın balistik füzeleriyle vuruldu. Kısacası dünyanın kabadayısının yüzüne inen bir tokat oldu, bu tokat tüm karizmasını yerle yeksan etti. Işin ciddiyetini anlayan bazı ülkeler askerlerini çekme kararı aldığını ve bazı diğer ülkelerin de askerlerini Kuveyt ve körfez ülkelerine intikal ettirdiklerini duyurdular. Kim ne derse desin İran'ın bu hamlesi, dünya halklarını özelikle bölge halkını cesaretlendirdi. Irak direniş grupları, Amerika ve diğer koalisyon ortaklarına, askerlerinizi topraklarımızdan çekin, aksi takdirde üslerinize saldırı yapacaklarını yüksek sesle haykırmaya başladılar. Geçen gün Afganistanlı birinin şu tewitine denk geldim “İran bunu yapabiliyorsa, bizde yapabiliriz."

ABD ulusal güvenlik konseyi kapalı kapılar ardında toplantı üstüne toplantı yapıyorlar. Irak'tan çekilmeyeceklerini ısrarla vurgulamalarının sebebi, Irak'tan çekilmeleri durumunda, akabinde Afganistan ve diğer ülkelerden de çekilme endişeleri var. Irak'tan çekilmeme durumunda, İran ve İran'a bağlı bölge de ki direniş güçlerinin intikam ve saldırı tehditlerinin havada kalmayacağını da iyi biliyorlar. Diğer taraftan zedelenen itibarı geri kazanmaları ve çizilen karizmayı düzeltmeleri için, İran’ın bu hamlesine karşılık vermeleri gerekiyor. Nasıl bir karşılık verecekleri konusunda tam bir çıkmaza girmiş vaziyetteler. Sanırım şuan sokaklara umut bağlamış durumdalar..