Alıntı Yazılar Tehlikeli bir maceraydı, şimdi "fırsat" olabilir / Mehmet Y. Yılmaz



ID:51705
Yayınlanma:
21 Oca 20

Erdoğan’ın Türkiye açısından felaketle sonuçlanabilecek hamlesi, beklenmedik bir şekilde olumlu sonuç verdi

Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını gerekçe göstererek aldığı Libya’ya asker gönderme kararı, Berlin’deki son toplantının ardından auta çıkmış bulunuyor.

Libya’ya dış güçlerin müdahalesinin sonlandırılması ve silah ambargosu uygulamasının takibinin karara bağlanması, Türkiye’yi sonu belirsiz bir maceraya girişmekten kurtarmış oldu.

Berlin toplantısından sonra, Libya’da bir tarafın diğerini askeri olarak ezip, ülkeyi kontrol altına alamayacağını söylemek mümkün.

Daha açığı arkasında Türkiye’nin de desteği olan Serraj hükümeti, sıkıştığı Trablus’ta rahat bir nefes alacak.

Siyasi sürecin yeniden başlaması elbette iyidir ama çok da ümitlenmemek gerek.

Hafter güçleri, askeri olarak ciddi bir kazanım elde ettiler ve ateşkes bir bakıma bu kazanımın da korunması demek.

Hayat Erdoğan’ın nutuklarındaki gibi akmıyor doğal olarak.

Ancak şunu da kabul etmek gerekir ki Erdoğan’ın Libya’ya asker gönderme hamlesi, siyasi sürecin başlaması ile birlikte Türkiye açısından iki önemli sonuç yarattı.

Birincisi Türkiye’nin de desteklediği Trablus’daki meşru yönetimin ömrü uzadı ve Libya’daki siyasi belirsizliği bugünden yarına çözmek mümkün olmadığı için, Serraj hükümetiyle yapılan Akdeniz sınır anlaşması şimdilik garantide görünüyor.

İkincisi, bundan böyle Libya’da, Türkiye’yi dışlayacak bir çözüm de mümkün olamayacak. Türkiye, masadaki yerini böylece garantiye alıp, sağlamlaştırmış oldu.

Erdoğan’ın Türkiye açısından felaketle sonuçlanabilecek hamlesi, beklenmedik bir şekilde olumlu sonuç verdi. Bunun için Merkel’e ve Putin’e teşekkür etmiştir sanırım.

Rus ruletini andıran bir hamleydi ama işe yaradı.

Ancak amaç Türkiye’nin ve Kıbrıslı Türklerin, Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korumak ise bu yeterli değil.

Türkiye, bölgenin kaynaklarından yararlanmak istiyorsa, bölge ülkeleriyle arasını düzeltmek zorunda.

Aynı durum karşıdaki ülkeler için de geçerli. Türkiye’yi dışlayarak, Doğu Akdeniz’in zenginliklerini rahatça kullanmak mümkün değil.

Yani, "karşılıklı çıkarlar", el sıkışmayı ve konuşmayı gerektiriyor.

Mısır ile Türkiye arasındaki sorun, Mısır’ın Türkiye aleyhine hareketlerde bulunmasından kaynaklanmıyor. Erdoğan’ın ideolojik saplantılarından kaynaklanıyor.

Erdoğan karar vermek zorunda: Türkiye’nin çıkarları mı önemli, Müslüman Kardeşler mi?

Aynı sorun İsrail ile de ilgili. Filistin’in avukatı olmadığını, TC Cumhurbaşkanı olduğunu hatırlamalı.

İsrail ile ilişkilerini düzeltebilirse, Filistin’e de daha çok yardımı dokunacağını biliyor olmalı. Düşmanlıkla bir yere varılmıyor çünkü.

Ve Suriye... Suriye’de Esad’ın gitmeyeceği artık kesin gibi.

Türkiye, Suriye ile ilişkisini yeniden normale döndürmeli ki hem Türkiye’deki Suriyeli göçmenler için yararlı olabilecek işler yapabilsin hem de Doğu Akdeniz deniz yatağı zenginlikleri ile ilgili işbirliği yapabilsin.

Doğu Akdeniz için Libya’da savaşa girmeyi bile göze alan Erdoğan, daha kolayını yapabilir, bölgedeki ülkelerle Türkiye’nin ilişkilerini eski rayına sokabilir.

Sadece Libya’yı yanına alarak bu işin üstesinden gelemeyeceğini biliyor olmalı.

Yeter ki kendisinin asıl görevinin Türkiye Cumhurbaşkanlığı olduğunu hatırlasın!

Mehmet Y. Yılmaz/T24