Iraklılar kararlı; ABD gidene kadar direneceğiz!



ID:51786
Yayınlanma:
23 Oca 20

Irak halkı 24 Ocak Cuma günü (yarın) ABD karşıtı ilk adımı atacak. Amerika'nın işgaline karşı milyonların sokağa çıkması bekleniyor. Halkın tepkisine karşın siyasilerin nasıl bir tavır takınacağı merak konusu. ABD'nin son terörist eylemiyle birlikte Irak meclisi ABD askerlerinin ülkeyi terk etmesi kararını almıştı. Kürt ve Sünni milletvekillerinin büyük bir kısmı ise oylamaya katılmadı. Bütün bunlar gündemi meşgul ederken, Davos zirvesi'nde Trump'ın cumhurbaşkanı Berham Salih ile bir araya geldi. Bu görüşme tepkilere neden oldu.

Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi'nin ikinci ismi Mühendis'in ABD tarafından katledilmeleri Irak'ta gerilimin bir anda en üst düzeye çıkmasına neden oldu. ABD'nin sınır tanımayan terör eylemleri bütün Iraklıların nefretini uyandırdı ve yarın düzenlenecek olan mitingle işgalci konumunda olan ABD'nin Irak'ı terk etmesini isteyecekler. Mitinge milyonların katılması beklenirken, siyasi grupların izleyeceği tutum merak konusu. Irak meclisinin, "ADB Irak'tan çıksın" oylamasına Sünni ve Kürt milletvekiller katılmamıştı. Davos zirvesi'nde Trump'ın cumhurbaşkanı Berham Salih ile Kürdistan bölgesel başbakanı Neçirvan Barzani ile ayrı ayrı görüştü. Görüşmelerin kameralara olumlu ve samimi yansıması tepkilere neden oldu.

Irak siyasetini ve son zamanlarda yaşananları doğru analiz etmekte yarar var, zira kuzu postuna bürünmüş kurtların sahne aldığı bir arenadır ortadoğu...

Siyasi açıdan Amerika son 30 yılda savaş ve yaptırımlarla Irak halkına en büyük darbeleri indirmiş, Irak'ı harabeye çevirmiş durumda. Amerika ilk olarak 1991 yılında uluslararası koalisyon çerçevesinde Kuveyt'i Irak Baas Rejimine karşı savunmak bahanesi ile bu ülkeye saldırdı. Bu savaşta ölen Iraklılar ile ilgili belli rakamlar olmasa da, on binlerce insanın hayatını kaybettiği, bir o kadarının da yaralandığı, 80 binin üzerinde de esir alındığı rivayet ediliyor. 

Amerika 2003 yılında ise, bu kez bir türlü bulunmayan kitle imha silahları bahane ederek Irak'a saldırdı ve Baas Rejimini devirdi. Baas Rejimi Irak halkına karşı birçok cinayet işledi. Halka karşı baskıcı tutumu ABD tarafından geçmişte desteklense de, daha sonra bu bahaneyle ortadoğu'ya yerleşmek istedi. Sözde halka demokrasi getirecek iddiasıyla Irak'ı işgal eden ABD, halka son derece acı dolu kirli bir savaş dayattı ve bu süreçte yüz binlerce sivili katletti. Yaralananların sayısı bilinmezken, yüzlerce sivili "terörist üyesi" adı altında Ebu Gurayb zindanlarına tıktı ve en vahşi işkenceleri uyguladı.

Savaşa ilaveten, Amerika yaptırımlar vesilesi ile de Iraklılara ağır darbeler indirerek petrole karşı gıda siyasetini dayattı, ekonomisi ve insani gücüne ciddi darbe indirdi. 1991-2003 yılları arasındaki ekonomik kuşatma ve yaptırımların sonucu ise bir milyonu aşkın Iraklı çocuk hayatını kaybetti. 

Aslında Irak'ın günümüzdeki birçok sorunu da işgal sonucunda yaşanıyor. Amerikalılar 2003 savaşının ardından Irak'tan tamamen çekilmeyip bu ülkenin gelişmesine ve istikrar ortamı sağlanmasına engel oldu. Irak'ta gelişen olumlu her şeye müdahale etti. Düzenlediği terörist eylemlerle mezhep çatışmasını sağladı.

Sözde halkı kurtarmaya gelen ABD, bu süreçte harcadığı her kuruşun bin mislini aldı. Iraklıları yoksullaştıranın da kendisi olduğu halde ülkeyi adeta haraca bağladı. Yoksulluk ve işsizlik ise, ülkenin bir gerçeği haline geldi.

Amerikan'ın planı her halükarda işleyişi sürüyor. Ülkede kaos politikaları hep zinde tuttu. Bunun en büyük kanıtı ise son zamanlarda ülkede boy veren gösteriler...Göstericililerin ABD'nin 30 yıllık yıkımını görmezden gelip, devlete karşı baş kaldırmaları ise ayrı bir garabetti.

Amerika Irak'a dayattığı iki savaşta bu ülkenin 10 bin kadar hayati tesisi ve altyapısının imhasına ve yok olmasına neden olurken, Irak'tan Fars Körfezi savaşı için de 52 milyar dolar tazminat aldı.

ABD'nin IŞİD planı cehennemin kapılarını araladı

Dönemin dışişleri bakanı Hillary Clinton'ın itiraflarını okumayan,bilmeyen yok. Bir Amerika projesi olan IŞİD'in on binlerce Iraklıyı bütün dünyanın gözü önünde katletti. IŞİD terörü de ABD gibi halkı öldürüp mallarını talan etti. Elde ettiği petrolü Mesud Barzani ile birlikte İsrail'e verdi.

IŞİD'in ülkede yarattığı tahribat 100 milyardan fazla olduğu açıklandı.ABD-IŞİD ortaklı bu saldırıların ülkeye ağır bir faturası oldu. Bu yıkımı onarmak mı, ülkeyi işgalden kurtarmak mı? 

Irak'ın içinde bulunduğu bu durumu istismar eden halkın bir kısmı nasıl bir ihanetin parçası olduklarını bilmiyorlar mı?

IŞİD'in bir ABD projesi olduğunu bilmeyen yoktu. Irak'ı topyekun ortadan kaldırmak hırsıyla çullanan ABD'nin Irak'taki insani dramı anlamasını beklemek ve inanmak akla ziyandır.

Ama bazı Iraklılar şeytanın hilesine ve yalanına inandı. Şeytan bir eliyle Iraklının cebindekini çalarken, kanını emerken, diğer eliyle bunların sebebi İran'dır diyordu.

İnanan oldu mu?

Ne yazık ki inandı...

Öyle ki ABD'nın bunca eşkalığına tanıklık etmiş olmasına rağmen Süleymani ve Mühendis'e yönelik terörist eylemini kavrayamacak kadar şuursuzlaşa biliyor.

Üstelik bu iki ismin ve onlara bağlı yiğitlerin Irak'ı işgale kalkışan IŞİD terörüne karşı ortaya koydukları mücadele ve elde ettikleri zaferlere tanıklık ettiği halde.

IŞİD'in Irak'ı işgale kalkışması da bir ABD planıydı. Ancak bu plan halk direniş gruplarının ayağa kalkmasıyla hedefine ulaşmadı.

Aslında bu ABD açısından bir yenilgiydi. Bunu karşılıksız bırakmayacağı biliniyordu. Yukarıda da değindiğim eylem kartını ileri sürdü.

Bu kez ülkenin damarlarına yerleştirdiği virüsleri devreye soktu. Halkı kışkırttı ve bir anda Irak kentlerini yangın yerine çevirdi. Halk düreniş grupları bu olayın arkasındaki kirli eli biliyordu ve önlemini ona göre aldı. Nihayet ABD elçiliği basıldı...

ABD bu eylemi hiç beklemese de, yaşananları hazmedemedi ve buna karşı cinayet odaklı planını devreye soktu ve füzelerle Kudüs Gücü komutanı Koreneral Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi'nin ikinci ismi Mühendis'i şehit etti.

Özelikle bazı kısımları tekrarlama gereği duydum, çünkü yarın ki gösteri mitingi daha iyi analiz etmemiz gerektiği için...

Milyonların meydanlara akın edeceği bildiriliyor. Halkın büyük bir kesimi net tavrını ortaya koyacağını gösterecek,ancak siyasi akımların tutumu nasılolacağı kestirmek oldukça zor.

Özelikle ABD'nin ülkeden gitmesi mecliste oylamaya sunulduğunda Sünni ve Kürt milletvekillerin çoğu oturuma katılmayarak, ABD'nin kalmasını dolaylı olarak kabul ettiler.

Oylama sonrası Sünni ve Kürt parlamenterlerin ve siyasi liderlerin de ABD'nin kalması gerektiği yönünde açıklamaları oldu.

Davos zirvesinde Trump'ın Berham Salih ile Neçirvan Barzani ile ayrı ayrı görüşmesi aslında bir çok şeyi gözler önüne seriyor.

Özelikle Kürt siyasilerin geçmişten ders çıkarmadığı görülüyor. Barzani'nin gündeme getirdiği ve oylamaya sunduğu referandumu en çok destekleyen İsrail ile Amerika idi. Ancak ilk satanlar da onlar oldu.

ABD Suriye Kürtlerini de yarı yolda bıraktı. Kürtler ABD'nin kendilerine ihanet ettiklerini defalarca dile getirdiler, ancak buna rağmen hala kapılarını çalma fırsatını da kaçırmamaları manidardır. Trump'ın övgüsü ve başlarını okşamasıyla ayakları bir anda yerden kesilebiliyor. 

Bütün bunların yaşandığı bir süreçte merhum Celal Talabani'nin yokluğu kendini derinden hissettiriyor. O olsaydı ABD'nin tuzağına karşı direniş ekseni tarafında yer alırdı. Nitekim daha önceden de bunu defalarca yaptı.

Küresel terörün hamisi ABD'ye karşı koyanlara selam olsun.