Fikir ve Analiz Trump'ın yalanları ve İmam Hamanei'nin cuma hutbesinin meali / Abdülbari Atvan



ID:51841
Yayınlanma:
24 Oca 20

"Biz iyiyiz, ümmet iyi durumda ve motivasyonumuz çok yüksek durumda. Bugünden sonra bize yenilgi yok.”

"Seyyid Ali Hamanei’yi hepimiz dinledik. Hamanei çok düzgün bir Arapçayla konuştu. Konuşmasında ne bir dilbilgisi eksiği ne de kelime hatası vardı. Arap liderlere bakın, hangisi Farsça konuşuyor? Hala bu adama Mecusi diyorlar! Mecusi olan Arapça mı konuşur? Mecusi Kur’an diliyle mi konuşur?"

“İlk günlerine bakacak olursak, 2020 senesi ümmet için çok tehlikeli bir yıl olacak gibi görünüyor. Ben son zamanlarda her sabah İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Seyyid Ali Hamanei'nin konuşmalarını takip ediyorum. Çünkü İran fırtınanın ortasındadır. İran şu an en önemli haberdir. Bu yıl İran'da gerçekten çok önemli olaylar yaşandı. İran ve Körfez bölgesi olayların temel ekseni olacaktır.

Rehber Seyyid Ali Hamanei'nin 8 yıl sonra Tahran'da gerçekleştirdiği Cuma hutbesi, oldukça önemlidir. Elbette Rehber'in 8 yıl sonra bu hutbeyi vermesi değil, bu zamanlamanın arkasındaki nedenler irdelenmelidir. Bu Cuma hutbesi, Irak'taki ABD'ye ait Ayn'ul Esed üssü saldırısının ardından geldi. Bu olayın sadece başlıkları ile yetinmek yeterli değildir, satır aralarını iyi okuyup analiz etmeliyiz. İranlılar gerçekten düşmanı zorluyor. Böyle bir yöntemle suikasta uğrayan Kasım Süleymani çok büyük bir şahsiyettir. Gazze'ye yardım eden bu kişi, Lübnan'dan Suriye, Irak ve İran'a kadar tüm bölgede ezilenlere yardım elini uzattı. Böyle bir insanın bu şekilde suikasta uğraması, düşmanda açtığı yaralardan kaynaklanmaktadır.

İran'ın bölgede yürüttüğü projelerin büyük kısmını Süleymani yönetiyordu. Süleymani bir dâhiydi. Bölgedeki operasyonların yürütme kısmı için çok çok önemliydi. Bu İran'a karşı büyük bir darbe oldu. Bunun cevabının seviyesinin de ezici olacağını tahmin ediyoruz. Irak'ın batısındaki Ayn'ul Esed saldırısı ise büyük ve tehlikeli tehditlere yol açtı. Elbette Trump atıp tutuyor, ama sadece kendini kurtarmak için gerçeklerin önünü kapatıyor.

Ben Seyyid Hamanei'nin konuşmalarında ne söylediğini çok iyi dinlemeye çalıştım. Gerçekten de Seyyid Hamanei'nin anlattıkları çok büyük öneme sahiptir. Çünkü bu saldırının ilk tokat olduğunu ve cevap olmadığını vurguladı. Bu meseleyle ilgili birçok işaret verdi. Bu cevap bizim için açıkça, bölgenin hastalıkları için şifadır.

Bu bölgedeki sorunların çözümü için iki şey gereklidir. İlki, Amerika'nın hegemonyasını kırmak, ikincisi, Filistin'in özgürlüğü. Arap liderler Filistin'in özgürlüğü için ne yapıyor? Vallahi ben en son ne zaman 'özgür Filistin' kelimesini onlardan duyduğumu hatırlamıyorum. Bu çok ama çok önemli bir noktadır. İkinci nokta da aynı şeklide önemlidir. İran, Amerika'ya kritik bir cevap verdi. Amerikan üssü füzelerle bombalandı. 18 füze ABD üslerinin tepesine çakıldı. Biz kulislerde başka şey konuşup ABD'yi tehdit etmedik.

Amerikalı Newsweek dergisi olayın ardından yayınladığı bir haberde şu cümlelere yer verdi: ‘Trump İran'ı nükleer saldırı ile tehdit etti.' Kim nükleer saldırı istiyor? Bu da ayrıca çok önemli bir meseledir. Siz yapabileceğinizden fazlasını söylüyorsunuz! Siz asıl elektronik ordularınızla İran'ı bu suça bulaştırmak istiyorsunuz. Çünkü bu ülke İsrail'i engelliyor, Amerika'yı engelliyor. Suudi Arabistan, bugün ülkesindeki Amerikan askeri üssündeki 2 bin askerin varlığı için 500 milyon dolar para ödedi. Bu söylenmesi gereken bir gerçektir. Bizim korkmadan cesurca bu gerçekleri söylememiz gerekiyor. Çünkü asıl mesele budur.

Hacı Kasım Süleymani'nin şehadeti, bizler için kelimenin tam anlamıyla büyük bir kayıp oldu. Gazze için de büyük bir kayıp oldu. İsmail Heniyye Süleymani için üç kere ‘Kudüs şehidi' vurgulamasını yaptığında çok haklıydı. Evet, Kasım Süleymani Kudüs şehididir. Bugüne kadar kim Filistinlilere füze verdi? Suudiler mi? Emirlikliler mi? Katar mı? Mısır mı? Kim Tel Aviv'i, Aşdod'u, Askalan'ı ve havaalanlarını tehdit eden füzeler verdi? Nerede bunlar? Gelecek videolarda, Gazze'ye kimin füze ve silah taşıdığını, Gazze direnişini kimin güçlendirdiğini ve kimlerin buna engel olmaya çalıştığını anlatacağım inşallah.

Seyyid Ali Hamanei'yi hepimiz dinledik. Hamanei çok düzgün bir Arapçayla konuştu. Konuşmasında ne bir dilbilgisi eksiği ne de kelime hatası vardı. Arap liderlere bakın, hangisi Farsça konuşuyor? Hala bu adama Mecusi diyorlar! Mecusi olan Arapça mı konuşur? Mecusi Kur'an diliyle mi konuşur? Hangi Arap lider böyle konuşabilir? Farsçayı bırakın başka bir yabancı dili bile böyle akıcı konuşan Arap lider var mı? Burada tek tek isim vermek istemiyorum, zaten siz hepsini çok iyi biliyorsunuz.

Burada asıl mesele şimdi uzun menzilli hedefler dâhilinde olmalarıdır. Onlar küçük düşüyorlar, zelil oluyorlar. Trump'ın bugün Hindistan ile Çin arasında bir sınır bölgesi olduğunu bile bilmediği söyleniyor. Trump hepsini biliyor. Kudüs'ün nerede olduğunu da biliyor, sütlerini sağdığı ineklerin coğrafyasını da iyi biliyor. Biz Trump'ın aptal olduğuna yoğunlaşmıyoruz. Hayır, Trump hiç de aptal değil, aptal olan bizleriz. Hakları çalınan bizleriz. Bu, üzerinde durmamız gereken çok çok önemli bir konudur. Niçin İran ile işbirliği yapmıyoruz? Niçin İslami vahdet için çalışmıyoruz? Niçin Amerika bizi birbirimizden ayırabiliyor? Niçin bizi bölüyor? Niçin biz İslam ümmeti kelimesinin gerçek anlamını yaşayamıyoruz?

Seyyid Hamanei, İsrail ile normalleşenlere hitaben konuştu. Eksenleri İsrail'e doğru kayanlara hitap etti. Onlar İsrail'in kendilerini koruyacağını zannediyorlar. Vallahi İsrail sizi korumayacak. İsrail kendini bile koruyamaz. Hamanei'nin konuşmasında çok önemli bir ifade geçti: “Çok yakında hiç kimse İran'ı tehdit edemeyecek!” Bu kısa cümlenin çok büyük anlamı vardır. Bu İran'ın nükleer silaha sahip olacağı anlamına geliyor. Trump ne yapmaya çalışıyor? Biz izin vermeyiz diyor. Sizden kim izin istiyor ki? İran, nükleer silah ve nükleer caydırıcılık için çalışacaktır. Pakistan, Malezya ve Endonezya İran ile birlikte yer alacak. Ancak Araplar bunun tam karşısında duruyor. İran'ın yanında yer almak istemiyorlar, çünkü İsrail ile ilişkileri normalleştirdikleri zaman kendilerini koruyacağını düşünüyorlar.

Bugün Seyyid Ali Hamanei'nin konuşması bir uyanıştır. Hamanei, Kasım Süleymani'nin Gazze'ye, Yemen'e, Suriye'ye yardım ettiğini söylüyor. Ben çok iyi biliyorum ki Süleymani şehit edildiği günün öncesinde Beyrut'tan Şam'a gitti ve burada sabah namazı sonrası bazı grupların liderleriyle toplantı düzenledi. Sanki o gün şehit edileceğini biliyor gibi konuştu. Sabahtan akşam namazına kadar oturdu. Süleymani ölmeden önce buradaki güçler arasında görev dağılımı yaptı. Bu ne anlama geliyor? Bu konu bizim zannettiğimizden çok daha önemli bir yerdedir. Devrimler ve stratejik planların sürdürülmesini sağlayan Süleymani, şehit edildikten sonra bu davayı etkilemeyecek bir sistem bıraktı arkasında.

Vurgulamak istediğim bir diğer önemli nokta da şudur. Ben elbette İran'ın cevabından kaynaklı çok sayıda ölü olduğunu ilk günden beri söylüyorum. Ancak bugünlerde dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Amerika, 11 kişinin Ayn'ul Esed saldırısında yaralandığını ve yaralıların Almanya ile Kuveyt'te taşındığını açıkladı. O zaman niye Trump çıkıp böbürlenerek tek bir yaralı bile olmadığını söyledi? Yalancı oğlu yalancı seni! Bu adam gerçekleri gizleyen bir yalancıdır. Bizim motivasyonumuzu düşürmek için gerçekleri gizliyor. Bu operasyonun başarılı olduğunu gizlemek için yalan söylüyor. Ama Amerika'nın medya imparatorluğu ve buna milyar dolarlar ödeyen Araplar maalesef gerçekleri gizliyor. Bunlar bizim motivasyonumuzu yıkan casuslardır.

İran'ın niçin Filistin ile bir sorunu yok? Ya da niçin İran Filistin'i yalnız bırakmıyor? İran niçin tüm bunları bırakıp kendi yoluna bakmıyor? Hamanei'nin kendi önüne bakması Amerika'nın en çok istediği şeydir. Seyyid Hasan Nasrallah'ın Filistin'in kaderi ile ya da Direnişle derdi nedir? Lübnan hükümetinde niye uğraşıyor? Şia'nın Lübnan hükümetinde yer alması için neden çaba harcıyor? Tüm bunlar Filistin içindir. Gerçek budur. Biz, bugün bölgenin çatışmaya doğru ilerlediğini söylüyoruz. Amerika ise bu savaşın kaybedeni olacaktır. Allah şahit olsun ki, siyasi, ekonomik ve askeri krizlerle boğuşan İsrail bu savaştan korkuyor.

Biz iyiyiz, ümmet iyi durumda ve motivasyonumuz çok yüksek durumda. Bugünden sonra bize yenilgi yok.”

Abdülbari Atvan/Raialyoum