Yazarlar Siyonist İşgalın "Yüzyılın Anlaşması" Maskesine Aldanmak, Aldatılmak..!



ID:51931
Yayınlanma:
26 Oca 20

İslam ülkelerinin kendi aralarında oluşturduğu ihtilaflarla boğuşurken, Büyük Şeytan ABD cehennemin kapılarını aralayacak planını hayata geçiriyor. Özelikle "Arap Baharı" kapsamında hayata geçirilen "Büyük Ortadoğu Projesi"nin nasıl bir yıkımı beraberinde getireceğini kavrayamayan İslam dünyası, dolaylı ve direkt olarak katkı sundu. Bu planın en büyük iki hedefi vardı; İslam dünyası arasında ihtilaf oluşturmak, Emperyalist hedeflerle birlikte Siyonist rejimin çıkarlarını sağlamak...

Hıristiyan Siyonistlerin (Evangelistler) desteğiyle başkan seçilen Trump, bu desteğe karşı vefa borcunu İsrail'in topraklarını genişletmek, işgal edilen toprakları Siyonist rejim lehine meşrulaştırmak ve terör rejimini müdafaa etmekle yerine getiriyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner tarafından yürütülen "Yüzyılın Anlaşması" işte bu diyet borcunun en önemli adımlardan biridir.

Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti, Suriye devletine ait Golan tepelerini "İsrail toprakları" ilan etmesin de bu planın ve diyet borcunun bir parçasıdır.

ABD-İsrail ikilisinin el ele verip bu adımı atarken İslam dünyası ne iş yapıyordu?

Bu ikili tarafından kurgulanan "Arap Baharı" yıkım projesini hayata geçirmek için bir biriyle yarışıyordu. Bu plan ve proje dahilinde asıl hedeflerinin Ortadoğu'da yeni sınırların çizilmesi, yeni devletlerin kurulması ve İsrail politikalarının ehemiyetini sağlaması için mutlak ve zaruri adımdır diyen dönemin ABD dışişleri bakanı Hillary Clinton değil miydi?

Bu kadar açık ve net bir şekilde hedeflerini açıklayan Clinton'la kol kola, el ele olan dönemin İslam ülkeleri dışişleri bakanları bunu fark edemediler mi?

Tunus'ta başlayan halk ayaklanmasının nihai hedefin Suriye olduğunu defalarca açıkladıkları halde, İslam ülkeleri bu tehlikeyi sezemediler mi?

Aslın her şeyi biliyorlardı, zira iktidarları bu plana destek vermek, planın bir tarafından tutmakla ilintiliydi. Olaylar Suriye'ye sıçradığında Clinton ile Davutoğlu'nun "ÇAK"laması bir zaferin tezahürü değil miydi?

Arap Baharı, BOP ve Filistin'e ihanet planı aynı yerde kodlanıyordu. İcra mekanizması ise farklı figürenlara ihale edilmişti. Dolayısıyla kamuoyu üzerinde oluşturulan algı operasyonuyla gerçekler kamufle edildi.

Amerika'da Hıristiyan Evangelistler ile Ortadoğu'daki abdestli Siyonistlerin ittifakıyla Terör rejimi Siyonist İsrail hedeflerini bir bir gerçekleştiriyor.

Bizler bu olup bitenleri neden fark edemedik? Veya kim/ler fark etmemizi istemedi? Ya da neden bizler onların her dediğine kayıtsız şartsız inandık?

Camiler bombalanıyor. Sivil insanlar katlediliyor. Evleri yağmalanıyor. Tecavüzler almış başını gidiyor. Ve aklan alınmayacak iddialarla kirli bir propaganda yürütüldü.Bu propaganda eğer ABD-İsrail tarafından yapılmış olsaydı belkikimse inanmazdı. Müslümanları inandırmak için Müslümanları kullandılar...

Bizler de alnı secde görenlerin bize yalan söylemeyeceklerine inanmıştık.

Sonuç?

Aradan geçen yıllara inat bizler hala bu yalanlara inanıyoruz. Merhum Erbakan'ın söylediği gibi, "onlar biz siyonizme karşıyız türüküsünü söyleyip, siyonistlerin emrinde, onlara hizmet eder bunlar." uyarısına rağmen, Suriye üzerinden oluşturulan mikro mezhepçilik, mikro milliyetçilik ve bölgede oluşturulan yabancı istihbarat odaklar tarafından ateşlenen fitnelere rağmen bizler bir türlü uyanamıyoruz.

Neden?

Çünkü Birileri böyle istiyor. Çünkü Birilerinin "elin kanlı" ifadesi bir gaflet uykusu etkisini yaratmış. Oysa o birilerinin elini sıktığı nice "eli kanlı" birileri olduğu...

İşte o elikanlı biri olan Netanyahu... Bu caninin neler yaptığını yazmaya gerek yok, açın vicdan defterinizi orada her şeyi okumak-görmek mümkün.

Trump ve ondan önceki ABD başkanlarının ellerindeki Müslüman kanını kim inkar edebilir?

Ama onların elini sıkmak, onlarla müttefik, onlarla yeni planlar, yeni projeler üretmek için bir biriyle yarışan İslam ülkeleri...

ABD ile birlikte hareket etme yarışının aynısı kendi aralarında oluşturdukları ihtilafları derinleştirme, çatışmaya dönüştürme, hatta savaşa sürükleme yarışı içinde olan İslam ülkeleri...

Evet, İslam dünyası ne yazık ki böyle bir açmazın içinde. Bunu fırsata çevirmek ise elbette İsrail'e düşer. Nitekim öyle de oluyor.

Trump'ın damadı Siyonist Jared Kushner'in hazırladığı ve yürüttüğü "Yüzyılın Anlaşması" bir iki gün içinde ilan edilecek. Yüzyılın Anlaşması olarak yutturulmaya çalışılan bu işgal planı hakkında İslam ülkeleri yöneticilerinin tek laf ettiğini duyan var mı?

İslam dünyası böyle bir sessizlik içindeyken bakın Siyonist Netanyahu ne diyor;

"Yüzyılın Anlaşması bir daha gerçekleşmesi mümkün olmayan bir fırsat!"

Evet, bu ifade Netanyahu'ya ait bir ifade.

Terör rejimi İsrail başbakanı Netanyahu, ABD başkanı Trump'ın dayatmaya çalıştığı 'Yüzyılın Anlaşması'na övgüler yağdırırken bu anlaşmanın, 'bir daha gerçekleşmesi mümkün olmayan bir fırsat' olduğunu söyledi.

Netanyahu böyle bir fırsatın tarihte bir kez olabileceğini belirtirken ABD Başkanı Donald Trump, Batı Asya'ya  barış getirme iddiasıyla dayattığı "Yüzyılın Anlaşması" planını gelecek salı ırkçı rejim İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve muhalefet lideri Benny Gantz'ı kabulünden hemen önce açıklayacağını belirtti.

Başbakan Netanyahu ise Trump yönetiminin kısa süre içinde açıklayacağı planı "tarihi" olarak nitelendirdi. "Bu tür bir fırsat tarihte ayağınıza sadece bir defa gelir" diyen Netanyahu, "Bunu kaçırmamalıyız, devletimiz için tarihi bir anın eşiğinde olduğumuz yönünde büyük umutlarım var" açıklamasında bulundu.

Donald Trump'ın gelecek salı açıklayacağını belirttiği planın sunumu geçen seneden beri birçok defa ertelendi. Trump'ın damadı ve Başdanışmanı Jared Kushner'in mimarı olduğu planın ekonomik ayağı geçen haziranda açıklanmıştı.

Bu arada Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) ABD ve ırkçı İsrail'in Yüzyılın Anlaşması planını uygulamaya geçirmek için gösterdikleri gayretin, Filistin varlığını, Kudüs'ün kimliğini, ümmetin Filistin'le ve Mescidi Aksa'yla ilişkisini hedef aldığını dile getirdi.

Hamas'ın sözcüsü Fevzi Berhum dün  (25 Ocak Cumartesi) yaptığı basın açıklamasında, bu Siyo-Amerikan planlarının tümünün Filistin davasını mümkün olduğunca tasfiye etmek için hazırlandığını belirtti.

Berhum, bir yandan Filistin halkına yönelik baskı bütün şekilleriyle ve şiddetiyle devam ederken, bu halk yurdundan sürgün edilirken, mal varlıklarına el konulurken, kutsal mekanları kirletilirken, ABD'nin aynı zamanda bu planlarla, Filistin toprakları üzerindeki siyonist işgali meşrulaştırmayı ve onunla ilişkilerin normalleştirilmesini sağlamayı amaçladığını ifade etti.

İşte durum ortada!...

Her şey açık ve net...

Evet, Bizler kendi aramızda oluşturulan ihtilaflarla boğuşurken, ABD şeytani planını resmen açıklayacak...

Yazımı bir iki soruyla bitirmek istiyorum:

Medeniyetler İttifakı kimin/kimlerin planıydı?

Dinler arası diyalog kimin/kimlerin planıydı?

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kimin/kimlerin planıydı?

D-8 varken, Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan "İslam Odusu" kimin/kimlerin planıydı?

D-8 varken, "İslam NATO'su"nu kurmak kimin/kimlerin planıydı?

Netanyahu'nun, "Arap ülkeleriyle aynız çizgide, aynı saftayız" açıklamasını red eden bir Arap ülkesini gördünüz mü?

Görmediniz/görmedik...

Suudi Arabistan'ın ABD ve İsrail'e yaptığı çağrıda, "İran bizim ortak düşmanımız" dedi mi? dedi...

Sonra ne oldu?

Birinci körfes savaşıyla başlayan Irak işgaliyle alt yapısı tahrip edildi. Yer altı ve yer üstü zenginlikleri talan edildi. Ekonomik dar boğaza sürüklendi. Ülkede kaos politikası alevlendirildi. Mezhep çatışması çıkarıldı. Suikatlar, cinayetler, bombalı eylemler ve geride bırakılan virane bir Irak...

Daha sonra IŞİD'in Irak'ı işgale kalkışması. Kitleler halinde insan infazı yapıldı. Kadınlar pazarlarda satıldı. Evler talan edildi.

ABD ve Müttefiklerinden  tek kkelime çıkmadı, bilakis dolaylı olarak (bir avuç öfkeli sünni gençler) desteklendi.

Irak'ın üzerine çöken bukarabasanı kaldırmak için Seyyid Ali Sistani'nin fetvasıyla binlerce kişi silahlanıp teröre karşı kıyam etti. Direniş Hattı Irak'ta ayağa kalktı. Irak işgalden kurtarıldı.

ABD'nin planı ters sarmaya başlayınca, b planını devreye soktu. Ülkede kargaşa çıkardı, sebep; fakirlik...

Ne kadar ilginç değil mi?

Sonra neler oldu?

ABD Büyükelçiliği basıldı.

Halk ABD işgaline karşı çıktı.

ABD terörizme başvurdu ve iki ülkenin meşru ordu komutanlarına suikast düzenleyerek katletti.Üstelik bu iki komutan IŞİD terörünü bitiren isimlerdi...

ABD'nin terör saldırısına karşılık İran Irak'taki iki Amerika askeri üssünü füzelerle vurdu. 80 ABD askeri öldü, 200'ün üzerinde yaralı ve ciddi bir hasar meydana geldi.

ABD'nin işgalini sonlandırmak için Irak meclisi toplandı ve "DEFOL" kararı meclisten geçti.

ABD Irak'ı ekonomik yaptırımlarla tehdit etti. Tam da eşkiyalık yani..

Sonra en büyük tokatı 2 milyon Iraklının cuma günü yapılan mitingte attı.

Bütün bunların yaşandığı bir süreçte "Yüzyılın Anlaşması" gündeme getiriliyor.

Bizler ise halla tefrikanın kollarında, ihtilafın pençesinde İslam'ı, Müslümanları kurtarmaktan bahsediyoruz.

Üstelik Kasım Süleymani'yi, Mehdi Mühendis'i şehid eden Trump'ı alkışlayarak...