Alıntı Yazılar İdlib ve ibrik / M.Sinan Birdal



ID:52267
Yayınlanma:
05 Şub 20

İçerlememek mümkün değil! Ulusalcı-Milliyetçi-İslamcı yazarlarımızdan birileri operasyonlarda kullandığımız Sabra tanklarının İsrail yapımı olduğunu hatırlatarak bu kendini bilmez yayın organına ağzının payını verecektir mutlaka. Lakin ve maatteessüf Cumhur ittifakı münevverleri pek bir şaşkın hallerde. Soçi ve Astana biterse iktidarın Avrasyacı, Üçüncü Dünyacı unsurlarının başına neler gelecek? Daha önemlisi yeni ibrikçibaşı kim olacak?

Erdoğan ve Putin’in iş birliği İdlib’de çatırdıyor mu? İki lider ocak ayında iki kez bir araya geldi: 8 Ocak’ta İstanbul’da, 19 Ocak’ta Berlin’de Libya Konferansında. İstanbul’daki görüşmede uzlaşılan ve 12 Ocak’ta başlayan ateşkes dördüncü günü göremedi. 27 Ocak’ta Çavuşoğlu ve Lavrov’un telefon görüşmesinin de etkisiz kaldığı anlaşılıyor. Erdoğan Afrika seyahati dönüşünde Rusya’yı Astana ve Soçi’ye bağlı olmamakla, anlaşmalara uymamakla suçladı ve TSK’nin İdlib’e askeri müdahale yapabileceğini ilan etti. Restleşmeler sonunda TSK ve Şam ordusu çatışmaya başladı, kan aktı.

Gerek Türk gerek Rus makamlar çatışmayı kontrollü bir şekilde tırmandırdılar. Erdoğan, “Muhatap Rusya değil rejim. Önümüzü kesme durumu olmasın” dedi. Rusya ise TSK personelinin yanlışlıkla vurulduğunu açıkladı. Yani, taraflar bir taraftan çatışmayı tırmandırıyor, diğer taraftan tırmanmayı kontrol altında tutmaya çalışıyor.

Orta sağ-muhafazakar İsrail gazetesi Jerusalem Post, durumu, Suriye’de Türkiye ve Suriye rejimi çarpışırken Rusya arada kaldı başlığıyla tarif etmiş (3 Şubat). Diğer yandan, Türkiye’nin de hamisi olduğu milis gruplar tarafından çatışmaya sürüklendiği iddia edilebilir. Rejim güçlerine karşı yıpratma stratejisine dayalı asimetrik saldırılar uygulayan bu milislerin son dönemde Halep civarındaki saldırıları İdlib’e yönelik Rusya destekli rejim saldırısını tetiklemiş olamaz mı? Yani, vekalet savaşında artık vekiller hamileri çatışmaya zorluyor olabilir mi?

Elimizde bu soruları yanıtlayacak yeterli düzeyde güvenilir bilgi ve kanıt yok. Ancak çatışmaları analiz ederken sadece aktörlerin niyet, saik ve hedeflerine odaklanmak yanıltıcıdır. Nitekim çatışmanın yapısı bazen aktörleri belirli seçeneklere mecbur eder. Jean-Jacques Rousseau’nun ünlü geyik avı hikayesi uluslararası ilişkilerde yapısalcı yaklaşımların temel aldığı bir model teşkil eder. Kısaca özetleyecek olursak bu model güven ilişkisinin olmadığı bir ortamda iş birliğinin olanaksızlığını kanıtlar. Rusya ve Türkiye arasında böyle bir güven ilişkisinin kurulamadığı anlaşılıyor.

Peki, Ankara ve Moskova arasındaki milyar dolarlık anlaşmalar, S-400 ve Türk Akımı anlaşmaları ne olacak? Ekonomik iş birliğinin güvenlik alanında güven ve eş güdümü kolaylaştıracağını öne süren liberal tezler bu örnekte doğrulanamıyor. Türkiye ve Rusya arasındaki ekonomik iş birliği siyasi konularda güven arttırıcı bir unsur haline gelmemiş.

Bu durum Türkiye’nin bir süredir tartışılagelen stratejik yöneliminin tekrar Batı’ya doğru yanaştığının bir göstergesi sayılabilir mi? Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyesi ve SETA Genel Koordinatörü Burhaneddin Duran, Sabah gazetesindeki yazısında AB ve ABD’yi İdlib’de devreye girmeye çağırmış (1 Şubat). ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus, ABD’nin NATO müttefiki Türkiye’nin yanında durduğunu açıkladı. Daha önemlisi ABD’deki Halkbank davası durduruldu! “Bundan iyisi Şam’da kayısı” diyecek olanlara işin burada kalmayacağını gösteren işaretler olduğunu hatırlatmak isterim: Bakınız Erdoğan’ın Ukrayna seyahati.

Rusya’yla gerginlik zirvedeyken Erdoğan’ın Ukrayna’yı ziyaret edip, Kırım’ın ilhakını tanımadığını bir kez daha yüksek sesle ilan etmesi, Ukrayna’ya yapacağı yardımlardan bahsetmesi elin yükseldiğini, yükseleceğini gösteriyor. Jerusalam Post dertlenmiş; “S-400’leri Ukrayna değil Rusya imal ediyor” diyor, Rusya’yla ticaretin 30 milyar, Ukrayna’yla ticaretin 4.5 milyar dolar olduğunu da vurguluyor.

İçerlememek mümkün değil! Ulusalcı-Milliyetçi-İslamcı yazarlarımızdan birileri operasyonlarda kullandığımız Sabra tanklarının İsrail yapımı olduğunu hatırlatarak bu kendini bilmez yayın organına ağzının payını verecektir mutlaka. Lakin ve maatteessüf Cumhur ittifakı münevverleri pek bir şaşkın hallerde. Soçi ve Astana biterse iktidarın Avrasyacı, Üçüncü Dünyacı unsurlarının başına neler gelecek? Daha önemlisi yeni ibrikçibaşı kim olacak? Merakla bekliyoruz.M.Sinan Birdal/Evrensel