Röportaj/Söyleşi İdlib’deki cihatçıların yönü Türkiye toprakları!



ID:52473
Yayınlanma:
10 Şub 20

Rusya Uzmanı Kerim Has ile Suriye'ye gönderilen askeri konvoyu konuştuk: "İdlib’deki teröristler ve cihatçı grupların yönü Afrin-Azez-Cerablus hattı ile Türkiye toprakları."

Suriye Ordusu ile Heyet Tehrir El Şam (HTŞ/El Nusra) arasında İdlib’de yaşanan çatışmalar giderek şiddetleniyor. Çatışmalar kentin güneydoğusunda bulunan Serakib ve etrafında yoğunlaşırken, Türkiye İdlib bölgesine, yüzlerce askeri araçlık konvoylarla yığınak yaptı.

Reuters’ın, Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin verilerine dayanarak geçtiği haberinde, İdlib bölgesine son 24 saat içinde 430 Türk askeri aracının geçiş yaptığı belirtildi. Bu gelişmenin Ankara Moskova hattındaki tansiyonu artıracağı belirtiliyor.

Rusya Uzmanı Kerim Has TSK’nin İdlib’de envai çeşit silahlı gruplara verilen askeri destekle Suriye ordusunun ilerleyişini zayıflatmak istediğini ancak, bu durumun daha fazla ölüme yol açmaktan ve mülteci krizini derinleştirmekten başka bir işe yaramayacağını söyledi.  İdlib’de daha fazla Türk askeri ve gözlem noktasının Suriye ordusu tarafından kuşatılıp rehin durumuna düşmüş olacağına dikkat çeken Kerim Has, bu durumun bölgedeki çatışma riskini oldukça yükselten bir tablo olduğunu söyledi. Kerim Has, İdlib’deki teröristler ve cihatçı grupların yönünün de Afrin-Azez-Cerablus hattı ile Türkiye toprakları olduğuna işaret etti.

"ASKERLERİN TAHLİYE EDİLMESİ GEREKİYOR"

Rusya Uzmanı Kerim Has gazetemize şu değerlendirmeyi yaptı: Türk askeri gözlem noktalarının Suriye ordusuyla savaşma veya Suriye ordusunu durdurma gibi bir görevi yok. Ne Astana’da ne de Soçi’de Türkiye’ye böyle bir sorumluluk verildi. Diğer yandan, Esad rejimi güçleri de bazı Türk gözlem noktalarını çevreleyip kuşatmaya almasına rağmen TSK ile savaşma niyetinde gözükmüyor. Kuşatma sonrası Rusların Suriye ordusu ile Türk gözlem noktaları arasında bir nevi tampon bölge oluşturması da Moskova’nın iki ordu arasında bir çatışma çıkmasını istemediğinin işareti. Dolayısıyla, haddizatında bölgedeki durum, Ankara’nın İdlib’deki askeri tahkimatını artırmasını değil, tam aksine, azaltmasını ve kuşatmaya alınıp bir anlamda rehin durumuna düşen Türk askerini bölgeden tahliye etmesini gerektiriyor.

Rusya Uzmanı Dr. Kerim Has | Fotoğraf: Kerim Has

"İDLİB ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE ŞAM’IN KONTROLÜNE GEÇER"

Türkiye’nin İdlib’deki askeri varlığını artırmasının Rusya’yı memnun edecek bir gelişme olmadığına dikkat çeken Kerim Has, Soçi mutabakatını anımsattı: Öncelikle Eylül 2018’de Soçi mutabakatında öngörüldüğü üzere, M4 ile M5 otoyollarının Suriye rejim güçlerinin kontrolü altına geçmesini hedefliyor ki, süreç de önümüzdeki haftalarda bu hedefe ulaşılacağını gösteriyor. Serakib’in Şam’ın kontrolüne geçmesi bu anlamda kritik bir adımdı. Ancak, bununla beraber, M4 ile M5 otoyollarının Şam’ın kontrolüne geçtikten ve bir müddet ara verildikten sonra da Suriye ordusunun İdlib’i tümüyle kontrolü altına almak isteyeceği de çok net. Türk ordusunun bölgedeki varlığını artırmasına rağmen, Rusya destekli Esad rejiminin şu an için bu hedefini revize etmesini gerektiren bir durum yok.

"CİHATÇILAR TÜRKİYE TOPRAKLARINA GEÇECEK"

Pek muhtemel ki, rejim ilerledikçe İdlib’de daha fazla Türk askeri ve gözlem noktası Rusya destekli Suriye ordusu tarafından kuşatılıp rehin durumuna düşmüş olacak. Bu da bölgedeki çatışma riskini oldukça yükselten bir tablo. İdlib’deki teröristler ve cihatçı gruplar ise Türkiye sınırına doğru ötelenecekler. Bir kısmı Türk ordusunun kontrolü altındaki Afrin-Azez-Cerablus hattına aktarılırken, pek muhtemel ki bir kısmı da Türkiye topraklarına geçecek.

 Has, TSK’nin İdlib’de askeri varlığını güçlendirme çalışmasını birkaç şekilde yorumladı: Birincisi, Türk ordusunun artan varlığıyla Şam-Moskova-Tahran üzerinde artık ne kadar yapılabilirse, “caydırıcı” bir atmosfer oluşturup İdlib’in rejim kontrolüne geçmesini olabildiğince erteletmek ve yenilenebilecek İdlib müzakerelerinde sahadaki varlığıyla elini yükseltmeye çalışmak. Ancak bu hedefe ulaşılması zor, zira neticede İdlib, Suriye toprağı ve Ankara’nın karşısında masada yer alan diğer tarafların hepsinin İdlib’deki sabrı tükenmiş durumda. İkincisi, bölgedeki envai çeşit silahlı gruplara verilen askeri destekle Suriye ordusunun ilerleyişini zayıflatmak. Bu da mümkün ama neticede zaman kazanmaktan ve daha fazla ölüme yol açmaktan ve mülteci krizini derinleştirmekten başka bir işe yaramayacak.

 Üçüncüsü, malum, Ankara’daki iktidarın içeride milliyetçi ve Avrasyacı olarak bilinen gruplarla fiili ittifakı son zamanlarda çatırdama emareleri gösteriyor. Rusya destekli Suriye ordusuyla savaşa girme, Türkiye ve bölgeye çok şeyler kaybettirecek olsa da Erdoğan yönetimine kısa vadede bazı avantajlar sağlayabileceği için bu seçeneği de Ankara’daki iktidarın “kendi siyasi bekası” adına “değerlendirmek” isteyebileceği kanaatindeyim. Dördüncüsü, yine Ankara’da iktidara yönelik son günlerde özellikle sosyal medyada konuşulan olası bir darbe girişimini engellemek adına da Türk ordusunun başta Suriye olmak üzere yurtdışındaki operasyonlarla meşgul edilme gibi bir hedefin de Erdoğan yönetimi tarafından gözetiliyor olabileceğini düşünüyorum. Zannımca, iç güvenliğin yeni bileşenleri olarak polis, bekçi, SADAT gibi unsurların son zamanda çok fazla öne çıkarılması da bunun bir yansıması olarak okunabilir.Evrensel

*Bu makalede yer alan fikirler 7Sabah'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.