Erbakan Hoca'nın ABD-İsrail düşmanlığı ve cemaatler...



ID:52477
Yayınlanma:
10 Şub 20

"Emperyalizm, sadece ateşli silahları kuşanıp mücadele etmez. Esasen bu son merhaledir. Onun asıl mahareti, Toplum Mühendisliği, Sosyoloji ve Psikoloji sahalarıdır. Kendi stratejisi için sizin hissedemeyeceğiniz değişimleri ustaca yaratır ve dönüşüm çok kolay olur. Onun düşmanına düşman, dostuna dost dersiniz. Hakikat, ortaya çıktığında da, kaybettiğinize, yitirdiğinize sadece hayıflanmak kalır. Şimdiki coğrafyamızda yaşananlara olduğu gibi..."

Kudüs Mitingi'ne katılmanın caiz olmadığını belirten son dönemlerde ün salmış cemaat; sözcüsü kanalıyla Kudüs'ün emperyalizmin elinden kurtarılması için hangi stratejiyi teklif ediyor bilemiyoruz. Esasen böyle bir ajandası var mı, o da belirsiz. İsterim ki, bu mesele iyi tahlil edilsin.

Türkiye'de, son kırk yıldır Kudüs'ün işgaline son vermek için mücadele edenlerin azmini kırmaya dönük daha çok tarikat, cemaat ve selefi yapılar üzerinden emperyal bir strateji yürüyor. İlginç değil mi?! Tarikat ve İngiltere.

Cemaat ve ABD.

Analiz edildiğinde, Türkiye'de İslamcı söylemlerle siyaset sahnesine yürüyen Erbakan Hoca'yı Jakoben Kemalistlerden daha çok selefi tarikatlar zorlamıştır. 

Meşhur Konya Mitingi, bu konuda oldukça ibretli ve öğreticidir. Okumanızı isterim.

Fetullah Gülen onca siyasetçiyle bal börek, bir tek Erbakan Hoca'ya düşman. Hem de öyle az buz değil, okkalı düşman. 28 Şubat'ta etmediği hakaret kalmamıştı. Sebebi, Hoca'nın ABD ve İsrail düşmanlığı. Yerliliği ve Adil Düzen manifestosu.

Peki şu an durum ne?!

Devenin sidiği içilir mi, peygamberin sümüğü yenilir mi, kadının dördü mü, on dördü mü, tarzı hımarlaştırıcı gündemler; hemen hemen her gün ciddi ciddi konuşulur, ama İslam ümmetinin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini çalan Amerika, topraklarını çalan İsrail konusunda ajandalarında koskoca bir yıl içerisinde tek bir günü yoktur, anlı şanlı "cemaatlerin". 

Bunu gündemleştiren yapıları da asla ve asla kabul etmeyip; ya mezhep, ya meşrep ya da tarz bakımından ötekileştirip, ilişki kurmaya "caiz değildir" damgası vururlar.

Hatırlayın, ülkeyi uçurumun kenarına getiren bir önceki "cemaat", esasen İsrail'i "otorite" olarak kabul etmişti. Mavi Marmara'nın Türkiye'den demir alış biçimini, Gazze'ye yönelik ambargoyu kırma mücadelesini, bu uğurda uluslararası sularda mütecaviz gücün saldırısı sonucu 9 üyesinin şehid oluşunun tüm suçunu, o emperyalizm karşıtlarının boynuna yüklemişlerdi. Hem de çok incitici cümlelerle...

Mavi Marmara'yı "Türkiye'ye oyun kurmak!" olarak lanse edip, neredeyse oradaki herkesi vatan haini, kendilerini ise vatansever ilan ediyorlardı. 15 Temmuz, bu yönüyle de önemlidir. Vatan'ın haini, seveni kimmiş o gün çıktı ortaya.

O dönemin "cemaat"i, Şah dönemi İran'a tek laf etmeyip, aynı İran'ın İmam Humeyni Önderliğindeki İnkılabına ateş püskürüyordu. Bunu yaparken bize sahtekârca "vatanseverlik" oynuyordu. Kalkan ne kadar iyi hesaplanmış değil mi?! Allah'tan o dönemde de namusuzlardan daha cesur namuslular vardı da, başeğmiyordu bu hayasız akıma...

"Cennetin yolu oradan; İran'dan geçerse, yine gitmem" diyorlardı. Zira o İran, daha İnkılabın ilk günlerinde Tahran'da bulunan İsrail B.Eliçiliğini kapatıp, yerine Filistin B.Elçiliği açmıştı. İnanın, düşmanlığın altında yatan mesele de bu idi.

Emperyalizm, sadece ateşli silahları kuşanıp mücadele etmez. Esasen bu son merhaledir. Onun asıl mahareti, Toplum Mühendisliği, Sosyoloji ve Psikoloji sahalarıdır. Kendi stratejisi için sizin hissedemeyeceğiniz değişimleri ustaca yaratır ve dönüşüm çok kolay olur. Onun düşmanına düşman, dostuna dost dersiniz. Hakikat, ortaya çıktığında da, kaybettiğinize, yitirdiğinize sadece hayıflanmak kalır. Şimdiki coğrafyamızda yaşananlara olduğu gibi...

6. Filo örneği çok manidardır. Solcular filoyu kovmuş, İslamcılar onları kovanları kovmaya kalkmıştı. "İran düşmanlığı" bu anlamda incelenmeye değer bir alandır. İran, hem önceki, hem de şu an revaçta olan bir takım "cemaat"lerin gündeminden düşmüyorsa, emperyalizm ajandasının önemli etkisi var.

Emperyalizm, Suriye'de ateşli silahlar sahasında örneğini IŞİD üzerinden gördüğümüz "kendi çıkarı için savaştırdığı İslami söylemli vekil güçlerini" diğer ateşsiz sahalarda, algı yaratma operasyonlarında yaklaşık yüz yıldır kullanıyor.

Ancak gerek İstanbul ve gerekse Diyarbakır'da bugün gerçekleşen Kudüs Mitingleri, Direniş bilincinin artık emperyalist stratejileri akamate uğratması açısından umut verici. 
Hele İngiltere'nin bayrağının yakılması...