"Yansın Suriye! Yıkılsın İdlip! Kahrolsun Esad!"



ID:52666
Yayınlanma:
15 Şub 20

Hayırdır, 15 Temmuz Darbecilerini yedirip saklayan ABD, koşar adım Türkiye'de ve Türkçe konuşuyor yetkili. Halka oynuyor. İşine bakıyor yani. Fırsat bu fırsat. Ne demişti Kumarbaz Trump; bizim için önemli olan petrol...

Yukarıdaki sloganik cümlelerin açılımını realize etmek için 2011'den beri İngiltere'nin döşediği tren yolunda, ABD-İsrail çift başlı lokomotifi, yedeğine aldığı 100 ülkeden müteşekkil vagon katarıyla Şam'a ulaşamadı. Emevi Camii'de namaz kılamadı. Ancak Şam, yanmasına yanıyor tabi. İdlip yıkılmış bir şehir.

Fakat...

Yaktılar, yıktılar ve üstüne üstlük, bütün yükü Türkiye'nin omuzlarına yükleyerek hem ekonomik, hem sosyal, hem de hukuksal hiçbir bedel ödemeden kenara çekildi ateşi harlayanlar. Bu bilinsin. 910 km sınır hattımızın olduğu bir ülke ve her bir km'de yığınca sorun, gelecek yüzyılımızı etkiliyor şimdi. Oysa Fransa, geçmişte birçok sorun yaşadığı Almanya'yla, Belçika Hollanda'yla, İsveç Norveç'le sanki kardeş ülke...

Bu ülkenin kurucu önderi Mustafa Kemal'in, "Yurtta Sulh Cihanda sulh" öğretisi, akılcılık, vatanseverlik, komşuluk ilişkileri açısından bizim için başlıktaki sözleri değersizleştiren en önemli dayanak noktası. Ki, Atatürk'ün bu söylemi, aynı zamanda islami bilinç açısından da bir değerdir. İslam, saldırı savaşını kabul etmez. O, savaşı, savunma olarak tarif eder. Tedbirsizlik değil bahsettiğim. Elbette güçlü olmak, caydırmak için. Oyuna gelmemek, kandırılmamak. Ülkemizin hem güçlü olmasını istiyoruz hem de müreffeh. Bize "müttefik" olanlar, son on yıldır "düşman" diye gösterdiklerinden kat be kat zarar verdiler.

Esasen bu günleri kritik kılan sürecin başlangıcı olan 2011 günlerinde Suriye'de savaş istemeyen, o ülkenin iç işlerine karışmayı kabul etmeyen ülkemiz iç dinamiklerindeki önemli düşünce kuruluş ve adamları, bu savaşın eninde sonunda Türkiye'ye sıçrama potansiyeli taşıdığını belirtiyorlardı. Finalin ise, Türkiye-İran savaşıyla yapılacağından bahsederek...

"İsrail için parçalanmış, halkları düşmanlaştırılmış, başkentlerinden birbirlerine öfke füzeleri konuşlanmış bir Batı Asya" planı var İngiltere'nin. Enerji kaynakları ancak bu şekilde yutulabilir ve herkes birbirinin ölümüne, acısına ancak bu şekilde duyarsızlaştırılabilir. Amerika'nın Irak B. Elçiliği personeli kaç kişi biliyor musunuz, 15 bin... Evet 15 bin.

Hayırdır, 15 Temmuz Darbecilerini yedirip saklayan ABD, koşar adım Türkiye'de ve Türkçe konuşuyor yetkili. Halka oynuyor. İşine bakıyor yani. Fırsat bu fırsat. Ne demişti Kumarbaz Trump; bizim için önemli olan petrol... 

"Vur, kır, arkanızdayız; müttefikiz" gazı veriyorlar şimdi. Sahi, 5 bin Tır silahı kime vermiştiler?! "Askerlerimiz için, "beş şehidimiz var" diyor özel temsilci. Eminim, bu ülkenin devlet aklı, not ediyordur bu uyanıklığı. Mehmetçiği kendine sayan ABD, başına çuval geçirmemiş miydi?

Devlet Bey'in bağlı olduğu partinin manifestosu sayılan "Dokuz Işık"taki başlıklardan biri de "Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik"tir. İngiltere, Batı Asya coğrafyasında en çok buna oynuyor şimdi. Bizde dahil etrafımızdaki tüm ülkelerin bağımsızlığını almak istiyor elinden. "Kumarbaz Trump'ın "Eğer Papaz'ı vermezse, Türkiye Ekonomisini bir haftada batırırım" tehdidi ne demekti?! Şahsiyetimizle oynamak değil miydi?

Tutunmazsak birbirimize, büyük oyunu bozmazsak elbirliğiyle; bugün Şam yıkılacak, yarın Bağdat! Ankara,Tahran sıradaki olacak! Emperyalizmin dostu yoktur, çıkarı vardır.

"Sarı Öküzü Kestirmeyecektik" dememek adına; basiret lütfen.