İran Yüzyılın Anlaşması, ABD’nin iki yüzlülüğüne konan son nokta



ID:52840
Yayınlanma:
19 Şub 20

Yüzyılın Anlaşması adlı ihanet planı Amerika devletinin son yetmiş yılda Filistin davasında sergilediği iki yüzlülük ve nifaka konan son noktadır.

İran’ın BM daimi temsilcisi Macid Tahti Revançi, İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin eserlerini yayımlayan ve koruyan büronun internet sitesi KHAMENEI.IR’de Pazartesi günü yayımlanan röportajında Filistin milletinin haklarını hiçe sayan Yüzyılın Anlaşması adlı plan asla sonuca ulaşmayacağını belirtti.

Tahti Revançi şöyle ekledi:

Bu plan Filistin milleti ve Müslümanların siyonistlerin işgalciliğine karşı direnişini takviye ederek uzlaşmacı kanadın bahanelerini de yok edecektir.

Amerikalı yetkililerin siyonistlere çok yönlü destek vermeleri ve buna rağmen kendilerini iki taraf arasında ılımlı ara bulucu gibi göstermelerine değinen Tahti Revançi, bölgede bazı saf veya ABD’ye bağımlı çevreler de buna inandıklarını ve Amerika’dan gelen çözüm yollarına gönül bağladıklarını kaydetti.

İran İslam Cumhuriyeti Filistin meselesinin çözümü ister Müslüman, ister Yahudi, ister Hristiyan olsun, tüm Filistinlilerin oylarına başvurulması yönündeki önerisini hatırlatan Tahti Revançi, bu öneri adil, mantıklı ve hukuk temeline dayandığını ve eğer en iyi ve en doğru biçimde ve en kısa sürede uygulanırsa Filistin’in yetmiş yıllık krizine son vereceğini vurguladı.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei de İslam inkılabının zafer yıldönümü arifesinde yaptığı konuşmada, Filistin meselesinin esas çözümü, İran İslam Cumhuriyeti’nin uluslararası kurumlarda kayda geçen ve ilan edilen asil Filistinlilerin arasında referandum yapılmasını öngören ilkeli çözümden ibaret olduğunu belirtti. Ayetullah Hamanei şöyle dedi:

Filistin meselesi ve barış için tek çözüm yolu, ister Müslüman, ister Hristiyan ve ister Yahudi olsun, asil Filistinlilerin katılacağı bir referandumdur; böylece onların oyları ile istedikleri nizam Filistin topraklarına hakim olur ve Filistin ve Netanyahu ve benzerleri hakkında da onlar karar verir.

Gerçekte Yüzyılın Anlaşması adlı şom planın ardında yatan hedefler, Filistin direnişini kırmak, bölgenin siyasi coğrafyasında stratejik değişiklikler yapmak ve bölgenin siyasi dengelerini Filistin direnişine karşı kurulan ABD – Suud – BAE – Siyonistlerden oluşan ittifakın lehine çevirmektir. Kudüs’ü siyonist rejim İsrail’in başkenti olarak tanımak, Batı Şeria’nın yüzde 30 kadarını İsrail’e ilhak etmek, Filistinli mültecilerin anavatanına geri dönüş hakkını yok saymak ve Filistin’i tamamen silahsızlandırmak, Yüzyılın Anlaşması adlı şom planın esas maddeleridir.

Bu plan, korsan İsrail bölgede tam bir çıkmaza girdiği bir sırada ileri sürüldü ve Amerika’nın bu rejimi çıkmazdan çıkarmak için tek seçeneği sahtekarca hazırlanan bir planla siyasi çatlak oluşturmaktır.

İsrail rejimi işgal temelinde kuruldu ve bu yüzden hiç bir türlü meşruiyeti söz konusu değildir. Bu konu tarihî ve siyasi bir gerçektir ve hiç bir plan bu gerçeğin mahiyetini değiştiremez. Nitekim şimdi de Amerika Filistin milletinin haklarını iade etmek yerine bu hakları ve Filistin davasını temelden silmeye çalışmaktadır.

Bölge meseleleri uzmanı Arap yazar Abdulbarı Atvan ABD Başkanı Trump’ın Yüzyılın Anlaşması’nı ileri sürmesi ve uygulanmaya başladığını açıklamasının amaçları hakkında şöyle diyor:

Trump korsan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’ya bir hediye sunmak ve onu İsrail’de her türlü yargı sürecinden korumak istiyor.

Amerika Başkanı Trump Yüzyılın Anlaşması adlı ihanet planını açıklamadan önce özel uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada bu plan gibi her türlü pazarlığı sevdiğini belirterek Filistin davası ile de bir nevi ticari pazarlık yaptığını ortaya koydu.

Bundan önce de Trump’ın baş danışmanı ve damadı Jared Kushner de geçen Temmuz ayında Manama’da düzenlenen konferansta Yüzyılın Anlaşması’nın değerine değinerek, bu anlaşma Filistin için 50 milyar dolar değerinde olduğunu belirtti ve konferansa katılan Arap rejimlerinden bu parayı karşılamalarını istedi. Arap rejimler de bu öneriyi olumlu karşıladı. Ancak Filistin milleti şimdiye kadar işgalcilere karşı direnişte ağır bedel ödeyen bir millet olarak bundan böyle de bu kumpasa karşı direneceğini ortaya koydu.