Dünya Pompeo’nun Riyad ziyareti ve İran’ı suçlaması



ID:52899
Yayınlanma:
20 Şub 20

Amerika devleti her zaman müttefiklerini desteklediğini iddia ediyor ve S. Arabistan beyaz sarayın bölgede en önemli ortağı olarak Trump yönetiminin politikalarında özel bir yeri bulunuyor. Amerikalı yetkililer sürekli Riyad’ı ziyaret ediyor ve Suud rejimini desteklediklerini vurguluyor.

Bu doğrultuda ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo 19 Şubat Çarşamba günü S. Arabistan’a üç günlük ziyaretine başladı. Pompeo Riyad’da kral Salman, veliaht prensi Muhammed bin Salman ve Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan’la görüşecek. İki taraf arasındaki müzakerelerin ekseni ise güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda ikili ilişkiler ve yine İran’dan geldiğini iddia ettikleri tehditlerle mücadele yollarıdır.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, Amerika’nın S. Arabistan’ın güvenliğine yönelik güçlü yükümlülüğünü vurgulamak ve İran ile sürekli mücadele zarureti çerçevesinde Riyad’ı ziyaret etmekten memnun olduğunu belirtiyor. Pompeo eski iddialarını tekrarlayarak Washington İran ile her zaman müzakere etmeye hazır olduğunu, ancak bunun için İran davranışlarında köklü değişiklikler yapması gerektiğini, o zamana kadar İran’a azami baskı devam edeceğini de belirtti.

Donald Trump yönetiminin politikası sürekli Suud rejimine desteğe yönelik olmuştur. S. Arabistan Amerika’nın bölgede stratejik ortağı ve Amerika’dan en büyük silah alıcısıdır. Bu yüzden Trump yönetimi Suud rejimi ile ilişki seviyesini düşürmek istemiyor. Üstelik Trump bu ülkeye sadece bir gelir kaynağı olarak bakıyor ve şimdiye kadar birçok açıklamasında Suud rejimini aşağıladığı ve bir keresinde de süt veren ineğe benzettiği biliniyor.

Amerika Başkanı Trump, Yemen ordusu S. Arabistan’ın Aramco petrol tesislerine saldırdığı zaman da bu ülkeye desteğini takviye etmek için Suud rejiminden daha fazla para ödemesini talep etti.

Bilindiği üzere Yemen ordusu ve halk güçlerine bağlı İHA ve füze birliklerinin 14 Eylül 2019’da S. Arabistan’ın doğusunda Aramco petrol firmasının iki rafinerine düzenlediği saldırının ardından Suud rejimi bu saldırıya karşı acizliğini örtbas etmek için İran İslam Cumhuriyeti’ni bu saldırıdan sorumlu tutmaya çalıştı. İran ise bu suçlamayı reddetti ve Amerika ve S. Arabistan’ın İran’ı suçlamaları mesnetsiz olduğunu belirtti.

O sırada Trump, Suud yetkilileri Washington’un Riyad’a yapacağı her türlü yardımın bedelini ödemeyi kabul ettiklerini açıkladı. Bu doğrultuda Pentagon da Ekim 2019’da S. Arabistan’a çok sayıda asker, yeni askeri teçhizat ve özellikle Patriot füze savunma sistemleri ve TAD füze savunma sistemleri ve F-15 savaş uçakları sevk edildiğini duyurdu. Tüm bunlar aslında Amerika’nın S. Arabistan’a sunduğu özel güvenlik hizmetleri sayılıyor ve ancak Suud rejiminin yüklü ödemeleri karşılığında gerçekleşiyor.

Ancak bu süreçte dikkat çeken önemli bir nokta, Suud rejimi bunca silah ve askeri teçhizatı milyarlarca dolar ödeyerek Amerika’dan satın almasına rağmen pratikte bu teçhizatı kullanamaması ve bu konuda da Amerikalılara bağımlı olmasıdır; üstelik bu teçhizat S. Arabistan’ı Yemen ordusu ve direnişine bağlı İHA ve füze birliklerinin operasyonlarına karşı koruyamadığı da anlaşıldı.

Dolaysıyla şimdi Riyad kiralık güvenlik için bir kez daha Washington’un eteğine sarıldığı anlaşılıyor. Üstelik beyaz saray Suud rejimini Amerika’ya bağımlı tutmaya devam etmek için sürekli İran tehdidini ileri sürüyor. Oysa İran İslam Cumhuriyeti’nin dış politikasının en önemli önceliği komşu ülkelerle gerginlikleri gidermek ve iyi geçinmektir.