Politika Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a: Şehitler tepesi boş kalmayacaksa çocuklarını gönder oraya



ID:53059
Yayınlanma:
25 Şub 20

"Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ağır yargı krizini yaşamaktadır"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Bir kaç tane şehidimiz var" ile "Şehitler tepesi boş kalmayacak" sözlerine sert bir dille yanıt verdi. Erdoğan'a, "Şehitler tepesi boş kalmayacaksa çocuklarını gönder oraya" diye tepki gösteren Kılıçdaroğlu, İdlib ve Libya'da neler olduğunu sorarak Meclis'te kapalı oturum yapma çağrısında bulundu.

Erdoğan'ın damadı, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın Kanal İstanbul güzergâhında arsa aldığına ilişkin tartışmalara da değinen Kılıçdaroğlu, "Kimse yalanlayamıyor" dedi. Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet gazetesinin konuyla ilgili yaptığı haberlere getirilen engelleme kararı alan hâkimlere, "Bu kararı verenler hâkim değil sarayın köleleridir" dedi.

Ana muhalefet lideri, Egemen Bağış'ın Prag Büyükelçisi yapılması için de, "Büyükelçilik namuslu insanların yapması gereken bir görevdir. Ama ayakkabı kutusuna da rüşvet alan bir adama büyükelçi derseniz namuslu ve şerefli kavramını kirletirsiniz" sözlerini dile getirirken; Ozan Ceyhun'un Viyana Büyükelçisi yapılması için ise, "Onu da Sayın Bahçeli'ye armağan ediyorum" dedi.

 

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Adaletin son 18 yılda çok büyük kayıplar verdiğini biliyoruz. Güven kaybı yaşadığını biliyoruz. Adalete duyulan güvenin yerlerde süründüğünü ben söylemiyorum hâkimler söylüyor. Yargıtay başkanına, Anayasa Başkanı'na sorun, aynı şeyi söyleyecektir; adalete duyulan güven giderek ivme kaybediyor. Haksızlığa uğradığımızda başvuracağımız yer adalet kurumu olmalıydı. "

"Etik ilkeleri belirleyen bildirge şu; Adalet Bakanlığı’nın internet sitesine girip bunu orada görebilirsiniz. Hâkim ve savcılar insan onuruna saygılıdır ve herkese eşit davranırlar. İkinci kural, bağımsızdırlar, Üçüncü kural tarafsızdırlar. Dört, dürüsttürler. Beş, yargıya olan güveni temsil ederler. Altı, mahremiyeti gözetirler. Yedi, mesleğe yaraşır şekilde davranırlar. Sekiz, yetkindirler ve mesleklerinde özenli davranırlar. Bu kuralların hepsine herkes imza atar. Ve devam ediyor, bu bildirge; TC hâkimleri ve savcılarının takip edeceği bağlayıcı bir bildirgedir diyor."

“Geçenlerde imzalanan bildirgede, 'Yürütme organının doğrudan müdahalesi kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır’ deniyor. Devam ediyor; 'hâkimler savcılar kurulu mevcut yapısıyla tamamen siyasileşmiş ve yürütmenin talimat niteliğindeki açıklamalarını görev adetmiştir.' Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ağır yargı krizini yaşamaktadır. Tarihten gelen bütün o adalet duygusunun perçinlenmesi gerekirken giderek zemin kaybettiğini görüyoruz."

Erdoğan'a Osman Kavala tepkisi

"(Osman Kavala tepkisi) Dünyanın bütün nehirleri adalete susamış bir insanın susuzluğunu gidermeye yetmez. Bir kişiye yapılan haksızlığı zulmü kabul edemeyiz. Zulüm karşı sesimizi yükseltmezsek, sadece düşüncelerimizi değil insanlığımızı da kaybetmiş oluruz. Mahkeme oturuyor beraat kararı veriyor. Odasındaki bütün eşyaları dağıtıyor nasıl olsa beraat ediyorum diye. Cezaevi aracındayken Erdoğan konuşuyor, ‘Dün onu beraat ettirmeye kalktılar’ dedi. Kimsin sen ya kimsin sen! Bu lafı eden insanda adalet duygusu yoktur. Hemen harekete geçirdi, cezaevi arasındayken yine hapishaneye götürüldü. Bu mudur hak hukuk? Buna aklı başında olan kişinin itiraz etmesi lazım. Bunun siyasi yönü yoktur arkadaşlar bu insanı, ahlaki bir meseledir. Artık hakimler savcılar alçak kurulu diyebiliriz. Hemen toplanıyorlar o yargıç hakkında hemen soruşturma açıyor. Biz de kalkıp bu ülkede adalet var diyeceğiz!"

"Damat Kanal İstanbul güzergâhında yer kapatmış..."

"(Kanal İstanbul - Cumhuriyet gazetesine getirilen yasak tepkisi) Bir damat İstanbul olayı var. Kanal İstanbul güzergâhında yer kapatmış. Kimse yalanlayamıyor. Yayınlıyor Cumhuriyet gazetesi, sonra hemen yayın yasağı getiriyorlar. Bunun üzerine gazete erişim yasağı getirildi diye haber yapılıyor. Buna da ceza getiriliyor Bunlar hâkim mi sarayın köleleri mi? Bu kararı verenler hâkim değil sarayın köleleridir. Man adasını açıkladık. Yönettiği devlete bakın! Yönettiği devlete vergi vermemek için 15 milyon dolar para döndü beş kuruş para vermediler. Banka dekontlar bana ait diyor, para hareketlerin tamamı doğu. Slip kayıtlarının tamamı doğru. Ne oldu? Belgesel yaptık, yayın yasağı getirildi. O yasağı veren hâkimin vicdanı, hâkimlik ahlakı var mı? Sonra eleştirdim diye tazminat davaları açıldı. Önce benim davamın düştüğü hâkimler değiştirildi. Sandılar ki ben geri adım atacağım. Sizin feriştahınız gelse geri adım atmayacağım."

"Şehitler tepesi boş kalmayacaksa çocuklarını gönder oraya"

"(Dış politika eleştirileri) Filistin bile bizi desteklemiyor bugün. Bunları söylerken Türkiye'nin mavi vatanda daha güçlü olması gerektiğini ifade etmek için söyledim. Herkesle kavga ettiler. Herkesle. Kahramanlık edebiyatı yapıyor. Sen kim kahraman kim ya' Süleyman Şah Türbesi'ni kaçırana kahraman mı denir. Egemen güçlerinin gösterdiği havucun peşinden koşmayacaksınız. Kahraman Trump bir süre geçiyor hain Trump. Sen kimsin ya! Dışişleri Bakanlığı'nın sağlıklı bir politikası yok mu ya! Saray'da oturup dış politika belirliyorlar. Defalarca söyledim; tek bir mehmetçiğimizin tırnağı bütün Suriye'den daha değerlidir.  Biz sadece Suriye değil, ek bir mehmetçiğimizin tırnağı Libya'dan daha değerlidir. Türkiye'nin çıkarları olunca bizim evlatlarımız eyvallah ama Türkiye Cumhuriyeti devletinin ordusu sarayın ordusu değildir. Egemen güçler maşa kullanırlar: TC devletini egemen güçlerinin maşası haline getirecek kadar bu ülkeye yapılacak başka ihanet yoktur. Pinpon topu gidip nasıl gidip gelirsin. Bunlardan biri de beyefendiye 'aptal' dedi. Benim ağırıma gidiyor. İdlib için gazeteciler soruyor, 'Savaş diyebilirim' diyor. Niye Melcis'e kapalı oturumda bilgi vermiyorlar? Ne oluyor bu İdlib'de? Ne oluyor bu Libya'da? Biz bunları öğrenmek zorundayız. "

Erdoğan'a 'Çağlayangil' hatırlatması

"Erdoğan vazgeçmedi. Madem ki siz iptal ettirdiniz bunu o zaman ben kanun çıkaracağım dedi. Yine aynı şekilde Sur,iye sınırındaki arazinin verilmesi için kanun değişikliği yaptılar. Biz ne yaptık AYM'ye gittik yine iptal ettirdik. Kim kazandı? Türkiye kazandı. Bakın değerli arkadaşlarım bizim önemli dışişleri bakanlarımızdan biri de İhsan Sabri Çağlayangil'dir. Dışişleri camiası da kendisini saygıyla anar. Konu geldiğinde Çağlayangil önemli bir dışişleri bakanı olarak anılır. Çağlayangil'in, 'Orta Doğu 'da önemli bir yemeğe davetli olduğunuz halde isminiz listede yoksa bir de menüye bakın orada olabilir' Eğer isminiz listede yoksa menüye bakın. "

"Şehitler tepesi boş kalmayacaksa çocuklarını gönder oraya"

"Kendi söylediğine kendisi yalan diyor"

"(Erdoğan'ın 'Libya'daki şehitler' sorusuna tepkisi) Kendi söylediğine kendisi yalan diyor. Daha önemlisi. Bunlar tamam. Daha önemlisi şu ifade Türkiye'nin geleceği açısından önemli, Rusya Suriye güçlerine en üst seviyede destek veriyor. Bunun aksini söyleyen mi var. İnkar etseler de bu tespit bizde. Bu mücadelenin içinde olmaya mahkûmuz diyor. Dikkatinizi çekerim. Niye mahkûmsun Amerikalılar mal varlığını araştırırlar diye mi mahkûmsun? Dış politikada görev alacak insanlar namuslu insanlardır. Çünkü TC devletini temsil ederler. "

"Ayakkabı kutusunda rüşvet alan birini büyükelçi diye tayin ederseniz..."

"Büyükelçilik namuslu insanların yapması gereken bir görevdir. Ama ayakkabı kutusuna da rüşvet alan bir adamı büyükelçi derseniz namuslu ve şerefli kavramını kirletirsiniz. Bu zat aynı zamanda kuranla da dalga geçiyordu. Bakara makara diyerek. Bunların ne kadar samimi olduğu buradan belli. Ayakkabı kutusunda rüşvet alan adam nasıl büyükelçi tayin edilir? Ya o adam daha büyük bir rüşvetle devletin sırlarını satarsa ne diyeceğiz! Devletin kozmik odasını bunlar açmadı mı? Üzüm üzüme baka baka kararır derler. Bir ülkücü kardeşimizin ölümünden aranıyordu. Şimdi o da büyükelçi. Bu büyükelçiyi de sayın bahçeliye armağan ediyorum. Bir büyükelçimiz daha var. Şaban Dişli .Bir milyon dolar rüşvet alan adam. Belgesini ortaya koyduk. O da şimdi büyükelçi. Ama iki kişi var. Onlarında hakkı. Muammer Güler. O büyük götürdü. Diğeri Zafer Çağlayan desek ki Moskova büyükelçisi yanlış yapmış oluruz. Neden saat merakı var . En iyisi İsviçre. Belki unutmuşsunuzdur hatırlatayım. Zafer Çağlayan 28 seferde 52 milyon dolar rüşvet aldı. Muammer Güler 10 seferde 10 milyon dolar rüşvet aldı. Egemen Bağış 3 seferde 1 milyon dolar. Şaban Dişli de belgesiyle ortaya koyduk o da ondan beslendi."

Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın 18 yıl önceki sözlerini hatırlattı

"Size yine bir açıklamayı okuyacağım. 18 yıl önce yapılmış; 'Bu ülke bu hale geldiyse bugün benim Anadolu'daki vatandaşın konteynerlerden evine azık götürüyorsa, meydanlar açız açız diye bağırıyorsa, evinin kirasını, suyunu ödeyemiyorsa ve artık yandım Allah diyorsa benim halkım vatandaşım ben bu hale Türkiye'yi kim getirdi. Bu hükûmet getirmedi mi. Bu ülkenin ortakları olarak bunun sorumluluğunu taşımıyorlar mı?' Bu sözler iktidara gelmeden önce Erdoğan'a ait sözler. Şimdi her vatandaşımın eliniz vicdanına koyup söylemesi lazım. 18 yıl önce söylenenle şimdi yaşananlar arasında bir fark var mı?"

İşsizlik tepkisi

"Çaykur geçici işçi alacak insanlar sabahın köründe kuyrukta bekliyorlar. İşte sarayın Türkiyesi ile halkın Türkiyesi arasındaki fark bu. Bu insanlar taşı sıksa suyunu çıkaracaklar ama işsizler. "

Tank palet fabrikası tepkisi: Pes yahu pes

"Sizde vicdan ve ahlak varsa hukukun h'si kavramı varsa, devlete ait bir kavramın bilabedel Katar ordusuna peşkeş çekilmesine itiraz edeceksiniz. Dava açıyoruz başka mahkemeye düşürüyorlar. Orada tutmaya çalışıyorlar. Bakın şimdi kim yalan söylüyor. 28 Şubat 2018, 'Ey Kemal efendi şu obüsler var ya onlar bu ülkede yapılıyor.' Doğru mu doğru. Hiç itirazım yok. Ama aynı Erdoğan ATV'de, havuz medyasında 15.12.2019'da 'Orası bir bakım tamir atölyesi ama bitmiş tükenmiş bir konumda. Kılıçdaroğlu diyor ki fırtına obüsleri gene burada üretiliyor. Gene yalan. Yok öyle bir şey.' Pes yahu pes."

"Başkan diyor ki tank üretimi yok diye ama Erdoğan Bergama'da 22 Şubat'ta söylüyor; şimdi biz tankımızı da üretiyoruz. Pes ya. İşin başındaki adam motor yok diyor. Erdoğan kalkıyor, Bak Kemal bilmez biz tankımızı üretiyoruz diyor. Tank palet fabrikası kiralandı mı? Erdoğan havuz medyasında, ' Burası sadece işletme noktasında BMC'ye 25 yıllığına kiralandı' diyor. Bir gün sonra Ethem Sancak çıkıyor, 'Devlet kira istemedi, kira ödemeyeceğiz' diyor. Kiraladık dediği adam kira istemediler diyor. Bergama'da Arifiye'deki fabrikayı da yine BMC burayı kiralıyor demiyorlar artık çünkü kira yoktur. Ama yalan Bay kemal'de bol. Onun için bizim tabii yalanda onunla baş etmemiz mümkün diyor. Vallahi seninle baş etmek mümkün değil. İsterim ki kendisine yalanı dediğim için beni mahkemeye versin. Vallahi de billahi de senin attığın bütün yalanları senin hâkiminin huzurunda hepsini ispat edeceğiz. Daha acısı nedir biliyor musunuz? Fabrika orduya ait, çalışanlar da, üretim de . Üretileni Katar BMC ortaklığı alıyor, üzerine yüzde 12,5 kâr koyup orduya satıyor. Hayatımda böyle bir peşkeşke karşılaşmadım. Sayın Bahçeli özellikle istirham ediyorum, elinizi vicdanınıza koyun bu tank palet fabrikasına yeter deyin. Ortada tank yok ama editör masasına Bakan Akar katılıyor ve diyor ki,bizim bir an önce tanka ihtiyacımız var diyor. Tank ne zaman üretilecek motor üretilince. Motor ne zaman üretilecek?"