Röportaj/Söyleşi Kazokoğlu: Tahribat olmadan Rusya ve Suudi Arabistan masaya dönmez



ID:54014
Yayınlanma:
16 Mar 20

Üstelik Kasım’da ABD’de başkanlık seçimi var. Bu da uygulanacak politikaya etki eder mi?

Suudi Arabistan ile Rusya arasındaki fiyat savaşı, korona etkisine bir de 'Petrolde ne olacak?' sorusunu ekledi. Enerji Uzmanı Cüneyt Kazokoğlu, "Suudi Arabistan ve Rusya karşılıklı olarak arzı artırmaya devam edebilir mi?" sorusuna, "Bu orta ve uzun vadede sürdürülebilir bir politika değil. Bu uygulama kısa vadede, tarafları tekrar masaya oturtacak bir tahribat yaratana kadar devam edecek. Her iki ülkenin de kısa vadede bu fiyatlardan etkilenmeyecek kadar maddi rezervleri mevcut. Rusya’nın üstüne üstlük bir de kur avantajı var" dedi.

Korona virüsüne karşı Çin başta olmak üzere Asya kıtasında uygulanan karantina tedbirleri nedeniyle ekonomi çarkları tamamen durmasa da tarihi bir yavaşlama görülüyor. Bunun ilk yansıması, çarkların dönmesini sağlayan petrol talebinin aşağı yönlü seyri oldu.
 
Fakat heyhat! Korona virüsü İtalya başta olmak üzere, Avrupa’yı kıskacına aldı. Bu küresel ekonomi için “dikkat” uyarısı. Nitekim bu uyarının karşılığı petrol piyasasında çalkantıyla ciddiyetini gösterdi.
 
Suudi Arabistan ile Rusya arasındaki fiyat savaşı, korona etkisine bir de “petrolde ne olacak” sorusunu ekledi. Talep azalmışken vanaları sonuna kadar açmaya başlayan Suudi Arabistan petrol piyasasında yeni tartışmaların öncüsü. Petrol piyasasında ve OPEC ile Rusya arasında nelerin yaşandığını, bizleri nasıl bir sürecin beklediğini enerji uzmanı Cüneyt Kazokoğlu’yla konuştuk.
 
Suudi Arabistan 6 Mart’ta yaptığı açıklamayla petrol arzını artıracağını, dahası Aramco indirime geçeceğini söyledi. Suudi Arabistan petrol gelirlerine bağımlılığı yüksek bir aktör. Neden böyle bir adım attı?
 
Petrol piyasasında genel geçer tanımlardan biri, OPEC’in, hatta daha ziyade OPEC’in de facto lideri Suudi Arabistan’ın “petrol piyasasının merkez bankası” olduğu ve nasıl merkez bankaları para arzını kontrol ediyorlarsa, OPEC ve Suudi Arabistan’ın petrol arzını kontrol ettiğidir. Bunun ana nedeni Suudi Arabistan’ın üretimini hızla kısmak kadar, hızla artıracak esnekliğe de sahip olmasıdır. Bu uygulama uzun yıllardır devam eder ve başarılı olduğu ölçüde petrol fiyatlarındaki volatiliteyi (dalgalanmayı) azaltır.
 
Ancak Suudi Arabistan 2016’dan bu yana Rusya’yı yanına almayı tercih etti…
 
Evet. Aralık 2016’da OPEC ve Suudi Arabistan’ın bu uygulamasına uzun yıllardan sonra başını Rusya’nın çektiği bir grup petrol üreticisi ülke de dahil oldu. Oluşan yeni grup “OPEC+” olarak tanımlandı ve son 3 yılın büyük kısmında petrol fiyatının varil başına 50-70 dolar bandında kalmasını sağladılar. Son olarak Haziran 2019’da bir araya gelen OPEC+ üyeleri, arz kontrol uygulamasını 9 ay daha, Mart 2020 sonuna kadar uzatmaya karar vermişlerdi.
 
RUSYA ARZ KESİNTİSİNE “HAYIR” DEDİ
 
Ancak beklendiği gibi gitmedi süreç. Restleşmeye döndü. Ne oldu bu süre zarfında?
 
Evet, bir restleşme yaşanıyor. Aslında küresel ekonomi ve ticarette 2019’da yaşanan gelişmeler petrol talebinde bir yavaşlama görüldü. 2020 başından beri korona virüsü nedeniyle petrol talebi çok hızlı bir düşüş yaşıyor.
 
Talepteki düşüşün petrol fiyatlarını da aşağı çekmesini engellemek amacıyla OPEC+ üyeleri bu ay başında bir araya gelerek Suudi Arabistan’ın arz kısma teklifini görüştüler. Bu görüşmelerde Rusya arz kısmayı kabul etmedi.
 
Rusya neden arzı azaltalım talebine hayır dedi?
 
Korona virüsünün etkisi ile talep düşerken arz kısmanın yanlış olduğu, talepte ne olacağını daha iyi tahlil edebilmek için biraz daha beklemek gerektiği, bu aşamada kısılacak arzın kendi pazar paylarını azaltırken Amerikan kaya petrolü üreticilerine yarayacağı fikrini savunarak mart sonunda bitecek olan uygulamayı uzatmayı teklif ettiler.
 
Suudi Arabistan da bunun üzerine hem piyasaya hem diğer aktörlere bir ders vermek amacıyla köprüleri atarak vanaları açtı.
 
RUSYA ÜRETİM KESİNTİSİNE KARŞI DEĞİL, ZAMANLAMASINI DOĞRU BULMUYOR
 
2016’dan bu yana OPEC+ formülüyle Rusya ve OPEC üyeleri kesinti konusunda beraber hareket ediyordu. Ancak mart ayında bu ortaklık son buldu. OPEC+ artık tarih oldu diyebilir miyiz?
 
Geçmişte de benzer krizler oldu, hepsinden sonra “OPEC’in sonu geldi” dendi, ama OPEC devam etti. Şimdi de OPEC+’nın tarih olduğunu söylemek için biraz erken. Rusya ve Suudi Arabistan arasındaki ekonomik ortaklık başka unsurlar da içeriyor. Kaldı ki Rusya’nın prensipte arz kontrolüne karşı değil, zamanlamaya karşı.
 
OPEC İÇİNDE ‘MASAYA DÖNELİM’ DİYEN ÜYELER VAR
 
Rusya bir yana OPEC Suudi Arabistan dışında da önemli üreticilerden oluşuyor. Bir yanda İran, Venezuela ve Libya’da petrol arzı durma noktasına gelmişken bu hamle OPEC üyelerinde nasıl bir yankı buldu?
 
Bugün üretim kapasitesi açısından OPEC demek öncelikle Suudi Arabistan, sonra da onun başını çektiği körfez bloku (BAE ve Kuveyt ile) demek. Bu üç ülke, OPEC üretiminin yarısına sahipler. Dolayısıyla geri kalan OPEC ülkelerinden büyük bir muhalefet beklemek gerçekçi değil. Ama elbette bu ülkeler içinde petrol gelirlerine fazlasıyla muhtaç ülkeler var. Bunların Suudi Arabistan’ın şu andaki politikası nedeniyle çok düşen petrol fiyatından memnun olduklarını söylemek imkansız. Hatta Körfez bloku içinde dahi yüksek sesle “masaya dönelim” diyenler var.
 
ARZ ARTIRMA POLİTİKASINI ORTA VE UZUN VADEDE SÜRDÜRMEK ÇOK ZOR
 
Suudi Arabistan ve Rusya karşılıklı olarak arzı artırmaya devam edebilir mi? Bu sürdürülebilir bir politika mı?
 
Bu orta ve uzun vadede sürdürülebilir bir politika değil. Hem teknik ve fiziksel nedenlerle hem de bu ülkelere getireceği maddi zorluklar açısından. Kabaca ifade etmek gerekirse az miktarda petrolü yüksek fiyata satmak, çok miktarda petrolü düşük fiyata satmaktan daha kazançlı. Fakat pazar payı hedefi ve siyasi nedenler şu anda ağır basıyorlar. Dolayısıyla bu uygulama kısa vadede, tarafları tekrar masaya oturtacak bir tahribat yaratana kadar devam edecek. Her iki ülkenin de kısa vadede bu fiyatlardan etkilenmeyecek kadar maddi rezervleri mevcut. Rusya’nın üstüne üstlük bir de kur avantajı var.
 
ABD’Lİ KAYAÇ PETROL ÜRETİCİLERDEN İFLAS HABERİ DUYABİLİRİZ
 
Arz artışı konusunda gündemde olan bir diğer başlık Rusya’nın ABD’li kayaç (shale) petrol üreticilerini iflasa sürüklemek için arz artışına sıcak baktığı. Bu iddia doğru mu? Kayaç petrolü üreticileri bu kadar kırılgan mı?
 
Rusya’nın ABD’li kaya petrolü üreticilerini mali açıdan zora sokmak için düşen fiyatlara çok da soğuk bakmadığı gerçek. Bu bakış açısı sadece ABD’li kaya petrolü üreticilerini değil, derin deniz gibi başka yüksek masraflı petrol üreticilerini de hedefe oturtuyor. Fakat düşüş şu anda gördüğümüz kadar olmalı mı, buna verecekleri cevap muhtemelen hayır. Rusya’nın varil başına 45-55 dolarlık bir bandı tercih edeceğini de biliyoruz.
 
Kaya petrolü üreticileri bir ya da az sayıda üretici şirket değil, binlerce şirket. Üretimlerini genelde hedge ettikleri için hedge pozisyonları ve borç yapılandırmaları kırılganlıklarını belirliyor. Dolayısıyla içlerinde kırılgan olanlar da var, olmayanlar da. Ama bu fiyat seviyesi devam ederse elbette önümüzdeki dönemde iflaslar gelecek ve kaya petrolü üretimi azalacak.
 
EXXONMOBİL VE CHEVRON PİYASADA GÜCÜNÜ ARTIRABİLİR
 
ABD’de kayaç petrolü üreticilerine dönük bir önlem alınacak mı? Büyük petrol şirketleri bu duruma nasıl bakıyor? ExxonMobil mutlu diyebilir miyiz?
 
Kaya petrolünde son birkaç yıldaki en önemli gelişmelerden biri bilhassa iki büyük Amerikalı üretici firmanın, Exxon ve Chevron’un kaya petrolü üretimine girmesi oldu. Dolayısıyla elbette binlerce şirketin etkin olduğu ve iflas edecek bir sürü şirketin olduğu bir ortamda cebi derin büyük şirketlerin bu durumu bir fırsat olarak görüp piyasayı konsolide etmek için planları olduğunu tahmin etmek güç değil.
 
Bu bağlamda “mutlu” belki doğru bir tanım değil, sonuçta düşen petrol fiyatı bu tarz büyük üreticiler için de bir sorun olabilir, fakat Exxon ve Chevron gibi üreticilerin imkanları ve projelerinin stres testleri çok daha düşük fiyatta dahi üretimi zarar etmeden sürdürmeyi mümkün kılıyor.
 
BENZİN FİYATLARI AMERİKAN SEÇİM SÜRECİNDE ÇOK ÖNEMLİ BIR SİYASİ UNSUR
 
ABD petrol ihracatında gücünü artırma gayreti içindeydi. Benzer biçimde LNG piyasasında etkisini artırmak istiyordu. Son yaşanan gelişme ABD’yi nasıl etkiler?
 
ABD halihazırda dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz üreticisi. Ama aynı zamanda dünyanın en büyük petrol tüketicisi. ABD’nin sadece arabalardaki benzin tüketimi, dünya petrol tüketiminin onda birine denk. Dolayısıyla düşen petrol fiyatları ABD için çift etki yaratıyor. Bir taraftan yerli üreticileri zora sokuyor ama diğer taraftan da ucuz ekonomik girdi ve ucuz benzin demek.
 
Her halükarda ABD petrol üreticilerine maddi destek olabilir, vergi indirimlerine gidebilir, teşvikler çıkarabilir. Fakat ABD’nin çok yönlü ekonomisinde petrol ve doğalgaz nispeten küçük bir paya sahipler. Lakin 330 milyon nüfuslu ABD’de 270 milyon araba var ve bunların neredeyse tamamı benzinli.
 
Üstelik Kasım’da ABD’de başkanlık seçimi var. Bu da uygulanacak politikaya etki eder mi?
 
Evet, benzin fiyatları geleneksel olarak başkanlık seçimi yılında ABD’de en önemli siyasi unsurlardandır. Petroldeki son düşüşten sonra bugün itibariyle ABD’de satılan en ucuz benzinin litresi 3 liraya denk düşüyor. Bu noktada ABD’li petrol üreticileri bir nebze terleyecekler, fakat Kasım’da oy kullanacak milyonlarca tüketicinin bu durumdan şikayetçi olduğunu söylemek de güç.
 
Cüneyt Kazokoğlu Kimdir: Viyana Ekonomi Üniversitesi’nde ekonomi lisans ve yüksek lisansı eğitiminden sonra özel bir şirkette 5 yıl petrol piyasası analistliği yaptı. 2011’den beri Londra’da Facts Global Energy – FGE şirketinde petrol talebi ve uzun vadeli projeksiyonlar birimini yönetiyor.
 
Söyleşi:Mühdan Sağlam/Duvar