Alıntı Yazılar Koronavirüs, komplo teorileri ve insanlığın geleceği / Yusuf Karataş



ID:54064
Yayınlanma:
17 Mar 20

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2018’deki raporuna göre dünyada 820 milyondan fazla insan açlık çekiyor.

Koronavirüs (Kovid-19), dünyanın ve ülkenin birinci gündemi olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nin (DSÖ) ‘pandemi’ (küresel salgın) olarak nitelendirdiği ve 120’den fazla ülkeye yayıldığı belirtilen bu virüs, dünyanın bugünü ve insanlığın geleceği üzerine farklı tartışmaların önünü açtı. Virüsün ortaya çıkmasına dair komplo teorileri, hastalığın yayılmasından sonra hangi ülkenin nasıl önlemler aldığı ya da alamadığı, alınan önlemlerin ülkelerin/dünyanın ekonomisine etkileri, özel ilaç şirketlerinin hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmaları ve insanlığın gelecekte benzer felaketler karşısında nasıl bir yol izlemesi gerektiği gibi çok boyutlu tartışmalar yapılıyor.

Koronavirüs ile ilgili tartışmaların en dikkat çekici yönü, bu konuda yazılıp söylenenlerin büyük çoğunluğunun bizi sistem içinde düşünmeye ve çözümler üretmeye yönlendirmeleridir. Haliyle tartışmaların böylesi bir eksene oturtulması, emperyalist-kapitalist sistemin insanlığın koronavirüsve benzeri hastalıklarla mücadelesini nasıl akamete uğrattığının üstünün örtülmesine yarıyor. Mevcut sistemin çizdiği sınırların ötesine geçemeyince de insanlar büyük bir umutla şu ya da bu ilaç tekelinin virüse karşı aşı geliştirdiği haberini bekliyor. Ancak ABD Başkanı Trump’ın Almanya merkezli bir ilaç tekelinin (CureVac) geliştirmesi muhtemel aşının kullanım haklarını satın almak için büyük miktarda para teklif ettiği iddiası bile bize bu sistemin işleyiş yasalarını bir kez daha hatırlatıyor. Üretimin toplumun/insanlığın çıkarları için değil, aşırı kar güdüsüyle yapıldığı bu sistemde sağlık hizmeti de aynı yasaya tabidir; yani insanların sağlığından önce bu hizmet üzerinden kimlerin nasıl kâr edeceği önceliklidir!

Oysa Koronavirüs ya da sağlıkla ilgili hiçbir problem bu sistemde milyarlarca insanın en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz olduğu gerçeğinden bağımsız tartışılamaz.

İşte size en temel ihtiyaçlar konusunda dünyadaki tablo ile ilgili birkaç veri:

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2018’deki raporuna göre dünyada 820 milyondan fazla insan açlık çekiyor.

UNESCO’nun 2019 ‘Dünya Su Raporu’na göre dünya üzerinde 2 milyardan fazla insanın temiz su kaynaklarına düzenli erişimi yok.

DSÖ’nün 2018’de hazırladığı rapora göre ise, dünya genelinde 2 buçuk milyar insan tuvaletsiz bir yaşam sürüyor.

Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün (WRI) 2017’de hazırladığı bir rapora göre de dünya genelinde sürdürülebilir/düzenli bir barınma (ev-konut) koşullarına sahip olmayan insan sayısı 1 milyar 200 milyondan fazla.

Bu tablonun diğer tarafında ise, dünyanın en zengin 26 kişisinin servetinin dünyanın en yoksul yüzde 50’sinden (3,8 milyar kişi) fazla olması (yardım kuruluşu Oxsam’ın 2019 verileri) gerçeği yer alıyor!

Koronavirüsten korunmak için sağlıklı beslenin, temizliğe dikkat edin, ellerinizi sık sık yıkayın, başka insanlarla temas etmemek için mümkün olduğunca evinizden çıkmayın gibi önerileri yukarıdaki tablo ile birlikte düşünün!

Öte yandan koronavirüs ile ilgili komplo teorilerinin bize hatırlattığı önemli bir gerçek var.

İster koronavirüsün Çin’in ‘biyolojik savaş programı’ ile bağlantılı olduğunu söyleyenler olsun, ister ABD’nin ticaret savaşlarında Çin’i durdurmak için bu virüsü kullandığını söyleyenler olsun, aslında bütün komplo teorileri bizi nasıl bir sistemde yaşadığımızı ve bu sistemin aktörlerinin neler yapabileceği konusunda düşünmeye sevk ediyor. Çünkü koronavirüs üzerine söylenenlerin komplo teorileri olması, emperyalistlerin paylaşım mücadelesinde rakiplerini alt etmek için her yolu mubah gördükleri, yalanlar üzerinden milyonlarca insanın yaşamına mal olan savaşları başlatmaktan çekinmedikleri gerçeğini değiştirmiyor. ABD’nin Hiroşima ve Nagasaki’ye attığı ve etkileri kuşaklar boyunca devam eden atom bombaları, bugün komplo teorisi olarak söylenenlerin aslında emperyalistler arasındaki egemenlik mücadelesinde hiçbir zaman ihtimal dışı olmadığını hatırlatması bakımından önemlidir.

Koronavirüs ile ilgili tartışmalar sürerken ünlü düşünür Zizek’in “Koronavirüsü, Kapitalizme ‘Kill Bill-vari’ Bir Darbedir, Komünizmin Yeniden İcat Edilmesine Yol Açabilir” yazısı oldukça dikkat çekti. Zizek, yazısında koronavirüse karşı küresel bir dayanışma ve yardımlaşmanın zorunluluğuna dikkat çekiyor ve bu durumun alternatif bir toplum düşünü (komünizmi) canlandıracağını söylüyordu. Zizek aynı yazıda koronavirüse yakalanan İran Sağlık Bakanı’nın sözlerine dayanarak virüsün zengin fakir ayırmadığını söyleyerek korona ve benzeri felaketlere karşı acilen küresel bir mücadele ağı oluşturulmasını öneriyor. Zizek’in önerisi alternatif bir sistem tartışmasını başlatması bakımından önemlidir. Ancak bu öneri ne kadar iyi niyetli olursa olsun,sınıflarüstü bir felaket tarifi ve bu felakete karşı genel bir küresel dayanışma vurgusu yapması nedeniyle yaşadığımız sistemin üzerine oturduğu çelişkiyi ve bu çelişkiyi çözebilecek özneyi ıskalayan bir öneri oluğu için ütopik kalıyor.

Oysa yukarıda birkaç başlık halinde özetlediğimiz veriler, sadece korona ile mücadele etmek için değil, insanlığın/toplumun çıkarına dayalı bir sağlık sistemi için mücadelenin kapitalizme karşı mücadeleden ayrılamayacağını oldukça çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor. Öyleyse Zizek’in önerisini bir ütopya/düş olmaktan çıkaracak şey, bu dizginsiz sömürü düzeninin ölümün kıyısında yaşamaya mahkum ettiği emekçi sınıfların insanca yaşayacakları bir toplumsal düzen için birlik, mücadele ve dayanışmasıdır. Çünkü emperyalist-kapitalist sistemin yarattığı yıkım ve tahribatlar, gelinen yerde insanlığın kurtuluşu ile işçi sınıfı ve emekçilerin sömürüsüz bir dünya kurma mücadelesini kopmaz bir şekilde birbirine bağlı hale getirmiştir.Yusuf Karataş