Alıntı Yazılar ‘Devlet içinde devlet’ / Taha Akyol



ID:55006
Yayınlanma:
03 Nis 20

"Bütçenin, TCMB İhtiyat akçesinin, işsizlik fonunun durumu gibi sorunlar ayrı mesele. İktisadi durumun sıkıntılı olduğu bir gerçektir. Ama ne olursa olsun geniş bir sosyal yardım faaliyetine ihtiyaç var."

Belediyelerin virüs mağdurlarına yardım etmek üzere kampanya açması hiçbir şekilde “devlet içinde devlet” anlamına gelmez.

Devlet nedir?

Egemenlik yetkilerine, yani yasama, yürütme ve yargı erklerine tekel halinde sahip en yüksek kamu hukuku kuruluşudur. 

Belediyeler perişan vaziyetteki virüs mağdurlarına yardım etmek için bağış kampanyası açtığında “yasama, yürütme, yargı” yetkilerini mi gasp etmiş oluyorlar?! 

İçişleri Bakanı Soylu’nun da referans yaptığı Yardım Toplama Kanunu, valinin izniyle, “gerçek kişiler, dernekler, kurumlar, vakıflar, spor kulüpleri, gazete ve dergiler yardım toplayabilirler” diyor. (Madde 3) 

Peki o zaman “dernekler, kurumlar, vakıflar, spor kulüpleri, gazete ve dergiler” de bu mantığa göre “devlet içinde devlet” mi oluyorlar?!

PERİŞAN MİLYONLAR

Milyonlar perişan, nereden gelirse gelsin, yardım bekliyor. Onlara en yakın kamu idaresi, belediyelerdir.

Zaten “sosyal yardım” belediyelere kanunla verilmiş bir görevdir.

Mansur Yavaş, 1 Nisan günü 18.30’da yaptığı açıklamasında rakam vermişti:

“Bu saat itibarıyla ihtiyaç sahibi başvuran sayısı 124.508’e, işini kaybeden vatandaşlarımızdan gıda ve nakit başvuru sayısı 22.849’a ulaşmıştır…”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bir günde gelen yardım talebi 60 bindir, katlanarak devam ediyor.

Çünkü yardım deyince vatandaşın ilk aklına gelen belediyelerdir.

Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu ve ardından diğer büyük şehir belediyeleri yardım kampanyası başlattıktan sonra…

30 Mart’ta, bakanlarla yaptığı uzun toplantının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan saat 18.00’de “Biz bize yeteriz Türkiyem” kampanyasını açtı.

Bütün bunlar tamam, bütün bunlar doğru…

Fakat hemen İçişleri Bakanlığı, belediyelerin yardım kampanyasını yasakladı! 31 Mart’ta valiliklerce belediyelere tebliğ edildi. Yardımlar bloke edildi!

Saadet lideri Temel Karamollaoğlu “Yardımı sadece ben yaparım demek partizanlıktır, belediyeleri engellemek siyasi hesaplaşmadır” diyor; apaçık ortada.

HUKUKİ DURUM

Felaket dönemlerinde belediyelerin yardım kampanyası açmasına yetki veren bir kanun maddesi yok. Ama

Cumhurbaşkanının yardım kampanyası açmasına yetki veren bir kanun maddesi de yok!

Her ikisi için de bu yetki, görevlerinin içinde ‘mündemiç’tir, hukuka uygundur.

Valilik iznine gelince… Kanunda açıkça sayıldığı gibi bu izin “kişiler, dernekler, kurumlar, vakıflar, spor kulüpleri, gazete ve dergiler” için söz konusudur.

Belediye hukuken “kamu kurumu” bile değildir, anayasayla düzenlenmiş “kamu idaresi”dir. Anayasada merkezi yönetim de belediyeler de “idare” başlığı altında düzenlenmiştir. (Madde 126-127)

Biz bunu Hukuk 2. Sınıfta okumuştuk!

Kaldı ki yeni sistemde Cumhurbaşkanı partisinin lideridir. Çankaya’da salgın konusunda yaptığı toplantıya bile sadece partisinin yetkililerini çağırdı. Telekonferansla iki gün önce partisinin il başkanlarıyla, dün de partisinin belediye başkanlarıyla toplantı yaptı.

Parlamenter sistemde partisiz cumhurbaşkanı partileri ve toplumsal kuruluşları yanına alarak kampanya açsa kim ne derdi?

Kaldı ki, iktidar amacının parti siyaseti değil, “dayanışma’ olduğunu göstermek istiyorsa bu çok kolaydır:

Belediyelerin kampanyalarına valiler izin verir, sorun biter…

Fakat amaç bu olmadığı için belediyelerin yardım kampanyasını yasakladılar. 

Niye büyükşehir belediyelerini yardım toplama imkanından mahrum ediyorsunuz? Pandemi felaketi büyükşehirlerde en yüksek oranlarda değil mi? 

EL ELE, KOL KOLA

Bütçenin, TCMB İhtiyat akçesinin, işsizlik fonunun durumu gibi sorunlar ayrı mesele. İktisadi durumun sıkıntılı olduğu bir gerçektir. Ama ne olursa olsun geniş bir sosyal yardım faaliyetine ihtiyaç var.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay şöyle diyor:

“Kampanya yardıma ihtiyacımız olduğu için yapılmıyor… 100 yıl önce, 500 yıl önce ne isek, 10 yıl önce, bir ay önce ne isek şu anda da aynı şekilde her türlü şartta bir ve beraber olduğumuzu ve dayanışma içerisinde olduğumuzu göstermesi açısından son derece önemli.”

Çok doğru fakat yardım bahsinde “bizden olmayan” elleri bağlayarak, kolları kırarak değil… Tam aksine, el ele verip kol kala girerek bu felaketi göğüsleyebiliriz ancak.

Sayın Oktay tarihimizde yardım bahsinde böyle bir siyasi tekel emsali gösterebilir mi ve içine siner mi?