Görüş ve Düşünce Seyyid Hasan Nasrallah Trump ve Netanyahu’ya hangi mesajları gönderdi?



ID:57175
Yayınlanma:
17 May 20

"Bu günlerde Filistin topraklarında Siyonist varlığın kurulması ve 10 milyondan fazla insanın yerlerinden edilmesinin yıldönümünde, başta Suudi Arabistan olmak üzere normalleşen birçok Arap ülkesinin ekranlarında İsrail ile normalleşme dizileri boy gösteriyor."

Doğu ve Batı'daki milyonlarca Arap, Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah'ın Lübnan'ın iç dosyalarından uzak konuşmalarını yakından takip ediyor. Çünkü Seyyid Nasrallah, ümmetin kaygılarını ve Filistin davasını dile getiren, Amerika, İsrail ve Arap ortaklarının hâkimiyet planlarını ortaya döken tek Arap liderdir. 
 
Geçtiğimiz günlerde silah arkadaşı Mustafa Bedreddin'e İsrail tarafından düzenlenen suikastın yıl dönümü münasebetiyle konuşan Seyyid Nasrallah, birkaç kelime ile bahsettiğimiz noktaları somutlaştırdı. “Bu yıl her zamankinden daha fazla Arap rejimlerinin Filistin ve davasını terk ettiğini görüyoruz” diyen Seyyid konuşmasının devamında şu sözleri vurguladı: “Suriye, bölünmekten ve finans, silah ve on binlerce silahlı terörist ile yürütülen komplolardan kurtulmayı başardı. Bu savaş Suriye'nin liderliğinin, ordusunun ve halkının dayanıklılığı ile müttefiklerinin yanında durması sayesinde kazanıldı.”
 
Merkezi Arap sorunu ile Direniş Ekseni'nin ABD ile Amerika'nın Suriye'yi kontrol altına alma operasyonlarına meydan okuyan ulusal projesi arasındaki bu bağlantı, zaman zaman İsrail ile girilen tüm savaşlar, işgalleri ve saldırıları özetliyor. Suriye liderliği Filistin'i terk etseydi, diğer Araplar gibi düşman İsrail ile zillet anlaşması yapsaydı ve Filistin davasını bırakması için verilen onlarca milyar rüşveti kabul etseydi, bu savaş 9 sene boyunca devam etmezdi ve Şam tepelerinde dalgalanan İsrail bayrakları ve Davut yıldızları görürdük. 
 
Direniş kültürünün sağlamlığını, değerini, köklü oluşunu ve Arap ve İslami ilkelere bağlılığını yansıtan bu konuşmanın, saha komutanlarından birinin şehadet yıldönümünde ve Filistinlilerin Nekbe gününün 72'inci yıldönümünde Seyyid Hasan Nasrallah tarafından dile getirilmesi çok güzledir.  Bu günlerde Filistin topraklarında Siyonist varlığın kurulması ve 10 milyondan fazla insanın yerlerinden edilmesinin yıldönümünde, başta Suudi Arabistan olmak üzere normalleşen birçok Arap ülkesinin ekranlarında İsrail ile normalleşme dizileri boy gösteriyor.
 
Seyyid Hasan Nasrallah, İsraillilerin Suriye'de füze üretimiyle ilgili her yere saldırdığı ve bu bölgeler ile Direniş ittifakını Siyonistlerin kendi gelecekleri için tehdit olarak gördüklerini söyleyerek, İsrail'in iltihaplı yarasına parmak basmıştır. Filistin'in tüm işgal edilmiş toprakları ve yerleşim bölgeleri stratejik caydırıcılık kazanan bu füzelerin menzili dâhilindedir. Bu durum Siyonistlerin panik ve endişe seviyesini yükseltirken tüm kibir ve böbürlenmelerinin sonunu getirdi, Araplar ve Müslümanların, işgal devleti ile askeri denge kurma rüyalarını gerçekleştirdi. Bu terazide Direniş Ekseni'nin kefesinin ağır geldiğini söylersek abartmış olmayız.
 
Seyyid Hasan Nasrallah, konuşmalarının çoğunda hassas bilgiler vermekte tereddüt etmiyor. Bu hassas bilgilerin analiz edilmesiyle Suriye, İran, Irak ve tabi ki Lübnan hakkında birçok belirsizlik açıklanıyor ve bilinmeyen sorular cevaplanıyor. Bu durum konuşmalarının sadece Araplar tarafından değil aynı zamanda İsrailli hem siviller hem de askerler tarafından da yakından takip edilmesini sağlıyor.  Çünkü bininci kez söylüyorum ki, bu adam ne söylerse yapan ve asla yalan söylemeyen bir liderdir. 
 
Dün yaptığı konuşmasında Seyyid Hasan Nasrallah Suriye'de İran güçlerinin bulunmadığı, sadece danışmanların olduğunu söyledi. İran'ın bu güçlerini gönderdiği tek zaman Halep savaşı sırasındadır. İran danışmanları da dâhil bu güçleri sadece iki ay müddetle gönderdi. Direniş Ekseni güçleri ile Suriye Arap Ordusu zafer kazandığında İran görevini tamamlayan güçler geri çekti ve ülkelerine döndüler. 
 
İsrail'in füzeler ve üretim yerlerini yok etmek için giriştiği Suriye saldırıları günlük saldırılar haline gelse de hedefine ulaşamayacaktır. İsrail'in saldırılarının başarısız olmasının tek nedeni binlerce Hizbullah askeri, Arap Ordusu ve belki de Haşdi Şabi güçlerinden sonra geç gelmesi değil, Direniş askerlerinin hedeflerini de en yüksek hassasiyetle yerine getirmelerinden kaynaklanıyor. Aynı zamanda karada savaş Direniş Ekseni'nin lehine sonuçlandığı ve İsrail'in hava üstünlüğünü bitirdiği için İsrail'in saldırıları amacına ulaşamayacaktır. İsrail'in tüm zafer iddiaları yalandır ve amacı İsrail içindeki kamuoyunu yanıltmaktır.
 
Seyyid Hasan Nasrallah uzun süre kopukluktan sonra Arap ve merkezi konulara tekrar odaklandı. Çünkü Lübnan'ın iç dosyaları ile meşguldü. İsrail ile Amerika'nın Batı ve Şeria ve Ürdün Vadisini ilhak projelerinin yaklaşmasının ve Trump'ın iç ve dış başarısızlıkları üzerindeki dikkatleri dağıtmak için İran'ın Körfez'de sınırlı ya da geniş bir savaşa bulaştırılması olasılığının gölgesinde bu geri dönüş için zamanlama çok uygundur.
 
 Kaynak: Raialyoum
Çeviri: Merve Soydaş/İntizar