Görüş ve Düşünce Salgında cezaevindeki çocuklar için önlem çağrısı



ID:57191
Yayınlanma:
17 May 20

İnsan hakları aktivisti Zafer Kıraç, yaptığı çağrıyla salgın günlerinde cezaevindeki çocukların durumuna dikkat çekti. Kıraç, Adalet Bakanlığı'nın bu çocuklar için harekete geçmesini istiyor.

Cezaevindeki çocuklar korona sürecinden nasıl etkileniyor? Virüs hakkında bilgi edinebiliyorlar mı? Sosyal mesafe kuralından haberleri var mı? Virüsten korunmak için suya, sabuna ulaşabiliyorlar mı?

Cezaevindeki çocuklarla ilgili çalışmalar yürüten Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği kurucusu Zafer Kıraç, bu soruları gündeme getirerek Adalet Bakanlığı'na bir çağrı yaptı.

Uzmanlardan oluşan üç kişilik bir heyetin cezaevlerine gitmesini ve çocuklara virüsle ilgili bilinmesi gerekenleri aktarmasını talep eden Kıraç, "Yeryüzünde neler olup bittiğini, nelere dikkat etmeleri gerektiğini anlatsınlar. Bu çok mu zor?” şeklinde çağrısını dile getirdi.

Evinin balkonunda çektiği videoyu sosyal medyada paylaşarak cezaevindeki çocukların durumuna dikkat çekmeye çalışan Kıraç, talebini Adalet Bakanlığı'na yazılı olarak da iletti.

Talebiyle ilgili olarak DW Türkçe’nin görüştüğü Kıraç, henüz bir cevap verilmese de konunun takipçisi olacağını söylüyor.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin uzun yıllar başkanlığını yürüten Kıraç, cezaevlerindeki koşulları yakından bilen bir isim. “Bizler konforlu evlerimizde, suyumuz, yemeğimiz, elektriğimiz varken, istediğimiz bilgiye kolayca ulaşabiliyorken bile salgının travmasını yaşıyoruz. Bu çocuklar içeride ne yapıyor? Koğuşlar, odalar salgına göre düzenlendi mi, ilave masalar kondu mu, yoksa aynı masada mı yemek yiyorlar” diye soruyor.

"Basit bir şekilde çözülebilir”

Çocuk cezaevlerinin bulunduğu illerde tabip odası, baro ve çocuklarla ilgili alanda çalışan sivil toplum örgütlerinin cezaevi savcılığıyla toplantı yapmasını öneren Kıraç, “Bir psikolog, bir hukukçu ve salgın konusuna hâkim bir tıp doktorundan oluşan heyet çocukları doğru bilgilendirebilir. Kolayca formüle edilebilir bu” diyor.

15 Nisan’da yürürlüğe giren infaz yasasına kadar cezaevlerinde 12-17 yaş arası 3 binin üzerinde çocuk vardı. Tahliyelerden sonra bu sayının 2 bin 600’e düştüğü tahmin ediliyor. Resmi sayılar ise henüz açıklanmadı.

DW Haber’in ulaştığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, salgın süreci bitene kadar cezaevlerine giriş-çıkışların tamamen kapalı olduğunu hatırlattı. “Dışarıdan herhangi birinin gelip eğitim vermesi söz konusu değil” diyen genel müdürlük, içeride zaten psikolog, sosyolog, doktor ve hemşirelerin görevli olduğunu bildirdi. Ancak çocukların fiziksel ve ruhsal sağlığı hakkında içeriden bilgi edinmek mümkün değil.

"Çocuk içerideyken şikâyet edemez”

Çocuklarla ilgili 14 yıldır çalışmalar yürüten avukat Ceren Kalay Eken de bu konuya dikkat çekiyor:

“İçeride bu çocuklar şu an ne kadar bilgiye haiz? Ne gibi önlemler alındı? Sabuna ulaşamayan çocuk var deniyor, öyle mi sahiden? Cezaevleri zaten kapalı kurumlar, çok ciddi hak ihlallerinin olduğunu, ancak duyabildiğimiz, hiç ulaşılamayan kurumlar. Fakat haliyle çocuk orada tutulurken bu şikâyetleri yapamıyor, ancak çıktıktan sonra yapabilir. Çünkü siz onun adına şikâyet başvurusu yapsanız da o içeride kalmaya devam edecek…”

Türkiye’de yedi ilde “çocuk ve gençlik kapalı cezaevi”, dört merkezde ise “çocuk eğitim evi” var. Bir de yetişkinlerin kaldığı kapalı cezaevlerinde çocuklar için ayrılmış bölümlerde kalıyorlar. Eğitim evlerinde sadece hükümlü çocuklar kalabiliyor. Yargılaması devam eden ve hakkında henüz hüküm verilmemiş tutuklu çocuklar ise kapalı cezaevlerinde. Avukat Kalay, bunun büyük bir haksızlık olduğunu söylüyor:

“Cezası kesinleşene kadar herkes masum kabul edilir. Henüz yargılama aşamasındaki çocukların, hüküm giymiş olanlardan daha ağır koşullarda tutuluyor olması kabul edilemez. Yetişkinler gibi aynı infaz koşullarına tabiler, yüksek güvenlikli kapalı cezaevlerinde kalıyor bu çocuklar.”

Son yıllarda yeni cezaevleri inşa edilirken çocukların ayrı tutulması için çok uğraştıklarını anlatan Zafer Kıraç, “Başaramadık. Maalesef çocuk hapishaneleri de bu kampüslerin içinde. Onlar da o büyük kapıdan giriyorlar” diyor.

Ayda bir kez açık görüş hakkı olan çocuklar, geri kalan üç seferinde aile veya yakınlarıyla kapalı görüş yapabiliyordu. “14 yaşındaki çocuğun annesiyle arasına neden cam koyuyoruz ki! Güvenlik sorunu yok, bunun rehabilite edici bir tarafı da yok!” diyen Kıraç, tam tersine çocuğa daha da kötü geldiğini ifade ediyor.

Salgın nedeniyle iki aydır hiçbir yakınını göremeyen çocukların şu anda en büyük talebi, aileleriyle görüntülü konuşma yapmak. Ancak bu talepleri de karşılanmadı.

Cezaevlerinde virüse yakalananların sayısı her geçen gün artıyor. İnfaz koruma memurları arasında da pozitif vakalar yaygın. Bu durum çocuklar açısından da endişe verici.

"Birbirlerini virüsle korkutuyorlar”

Hâlâ içeride maskenin parayla satıldığı, çocukların “Temiz tutun deniyor ama deterjan alacak paramız yok” dediği gibi duyumlar aldığını söyleyen Kıraç, dolaylı yoldan duyduklarını şöyle anlatıyor:

“Duyduklarım, çocukların birbirlerine şakalar yaparak korkuttukları, virüsün şiddet aracına dönüştüğü yönünde. Personelin de çocukları ‘Bak o koğuşta virüs var, kızdırma beni, atarım oraya’ diyerek tehdit ettiği anlatılıyor. Ne kadarı doğru, bilemiyoruz. Ama içeride bu sürecin daha ağır bir travma oluşturduğu kesin.”

12-17 yaş arasındaki çocukların gelişim döneminde olduğunu hatırlatan avukat Kalay da koşulların zorluğuna dikkat çekiyor:

“Anne, baba, akraba ya da aile ilişkisi kurmak istediği her kimse ona sarılması gerekirken ayda bir kez dokunabiliyor. Belki de suça sürüklenmesinde eksik kalan aile bağlarına en çok ihtiyaç duyduğu dönemdeyken maalesef biz onları mevcut düzende bundan mahrum bırakıyoruz.”

 "Rehabilite etmiyoruz, suça sürüklüyoruz”

Tutuklu ya da hükümlü, bütün çocukların açık cezaevi ya da eğitim kurumlarında tutulması gerektiğini söyleyen Kalay, şu görüşleri dile getiriyor:

“Bildiğimiz kadarıyla çocuklar eğitim haklarından da mahrum ediliyor. 14 yıllık meslek yaşantımda şunu gördüğümü söyleyebilirim; ceza sistemine giren çocuk maalesef suç makinesi olarak çıkabiliyor, çoğunlukla. Rehabilite etmiyoruz, maalesef daha da suça sürüklüyoruz mevcut sistemle.”

Hüküm giyenler için de başka bir mağduriyet söz konusu. Türkiye’nin her yerinden hüküm giyen çocuklar Ankara, İstanbul, Elazığ ve İzmir’in Urla ilçesindeki çocuk eğitimevlerine gidiyor. Sadece bu dört ilde olması nedeniyle çoğu zaman yakınları ziyarete gelemiyor, çocuklar da gündüz çıkabildiği halde yakınlarını görmeye gidemiyor. Bu eğitimevleri, İstanbul hariç kapasitelerinin altında çocuk barındırıyor. Ancak buradaki çocuklar da disiplin cezası aldığında kapalı cezaevlerine gönderiliyor.

Salgın nedeniyle avukat görüşleri de yapılamadığı için çocukların durumundan büyük kaygı duyan Zafer Kıraç, geç kalınmış bile olsa içeriye ulaşmakta kararlı:

“Çocuk hapishaneleri kapatılsın, arzumuz bu. Kısa vadede olabilir gibi görünmüyor ama bu hayali kurmaktan vazgeçmeyeceğim. Korona nedeniyle her ilde oluşturulacak bir izleme kurulu kalıcı olabilir. Böylece dışarıyı çocuklara anlatan, içeride ne olup bittiğini de bize anlatan bir ekip olur. Adalet Bakanlığı için de yararlı olur böyle bir formül.”

Emine Algan/DW