Fikir ve Analiz İsrail hükumetine yönelik olası zorluklar ve tehditler



ID:57309
Yayınlanma:
20 May 20

21.yyte.org sitesi'nden Köksal Taşkent Kırılgan yeni İsrail hükumeti ve Filistin Direnişi için oluşan avantajları kaleme aldı...

İsrail'de uzun süren bir siyasi boşluk sonrasında, üç defa seçimlerin yenilenmesinin ardından Benyamin Netanyahu'nun başbakanlığında hükumet kurulmuş olsa da, kurulan bu yeni hükumetin oldukça kırılgan bir yapıda olduğu uzmanların ortak görüşü.
 
Bu hükumetin kırılgan yapısına rağmen Batı Şeria topraklarının ilhakı peşinde olmasının oluşturduğu risk bir kenara İslami İran'ın başını çektiği Direniş Ekseni'nin oluşturduğu riskler de yeni kurulan işgalci İsrail hükumetinin ömrünü kısaltacak gibi görünüyor.
 
Yeni İsrail yönetiminin Batı Şeria ile ilgili planlarına karşı Filistin Özerk Yönetiminin bütün anlaşmalardan çekilme kararı ile aldığı karşıt tavır belki İran İslam İnkılabı Rehberi Seyyid Ali Hamanei'nin silahlanma çağrısı ile farklı gelişmelerin kapısını aralayabilir.
 
Bütün İslam dünyasında Filistin ve özelde Kudüs konusunda sadece İslami İran'ın net bir tavırla bütün varlığını ortaya koylası Filistin direniş unsurlarının sadece İran'ı güvenilir bir partner olarak görmeleri sonucunu ortaya çıkarmaktadır. İslami İran'ın ise Filistin meselesinde silalı direnişi teşviki, "İsrail'in sadece güçten anlayacağı" temel ilkesinden hareketle tavrını ortaya koyması, geri kalan güçlerin ise Filstinlileri her seferinde yarı yolda bırakması, aldatması ile birlikte ortaya çıkan tabloya bir de ilhak peşinde koşan İsrail'in kırılgan iktidarının bu tavrının eklenmesi durumunda beklenmedik ve bu hükumetin üstesinden gelemeyeceği yeni sorunlar çıkarabilir.      
 
İsrail'de yeni hükumetin yapısını ve karşı karşıya kaldığı riskleri  inceleyen Köksal Taşkent imzası ile 21.yyte.org sitesinde yayınlanan yazı dikkat çekici tespitler içeriyor...
 
İsrail hükumetine yönelik olası zorluklar ve tehditler
 
İsrail'in Kanal 13 televizyonunda yayınlanan haberde, İsrail'in Washington Büyükelçisi Ron Dermer'in, İsrail'in Batı Şeria'daki Yahudi yerleşim birimlerini ABD'de kasım ayında yapılacak başkanlık seçiminden önce "ilhak" etmesi için Başkan Donald Trump'a yakın isimler ile ABD senatosundaki bazı kişileri ikna etmeye çalıştığı belirtildi.
 
Dermer'in ABD'deki başkanlık seçimini Demokrat Partinin adayı olmasına kesin gözüyle bakılan Joe Biden'ın kazanmasından endişe duyduğu, bu nedenle de ilhakın kasımdan önce uygulanması için Washington'da üst düzey ABD'li yetkililer nezdinde lobi faaliyetleri yürüttüğü ifade edildi.[1]
 
Haberde, hem İsrail Başbakanı Netanyahu'nun hem de Büyükelçi Dermer'in, seçimi Biden'ın kazanması halinde ABD'nin Filistin ve İsrail'e yönelik bakışında "ciddi" değişiklik olabileceği endişesi taşıdığına dikkati çekildi.
 
İsimleri açıklanmayan ABD'li ve İsrailli yetkililere dayandırılan haberde, Dermer'in basına kapalı bir brifingde, "İsrail ilhak konusunda şimdi harekete geçmeli çünkü seçimde ne olacağını bilmiyoruz. Belki Biden kazanabilir. Şu anda açık bir pencere var ve bunu değerlendirmeliyiz." dediği aktarıldı.
 
Haberde ayrıca, İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ve Dışişleri Bakanı Gabi Ashkenazi'nin "ilhaka yönelik çekincelerini" geçen hafta İsrail'i ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile yaptıkları görüşmelerde dile getirdiği kaydedildi.
 
İsrail'in Washington Büyükelçiliğinin ise söz konusu habere ilişkin yorum yapmaktan kaçındığı aktarıldı.
 
ABD Başkanı Trump'ın Netanyahu ile 28 Ocak'ta Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında açıkladığı sözde Orta Doğu barış planında, Batı Şeria'daki Yahudi yerleşim yerlerinin "İsrail'in toprağı" olarak kabul edilmesi ve Tel Aviv yönetiminin Filistin'e ait Ürdün Vadisi üzerindeki hakimiyetini sürdürmesi maddeleri yer alıyor.
 
Netanyahu, koalisyon hükumetinin yemin töreni öncesi dün Meclis'te yaptığı konuşmada, Batı Şeria'daki Yahudi yerleşim birimlerini ilhak etmenin vaktinin geldiği değerlendirmesinde bulunmuştu.
 
ABD ve İsrailli yetkililerden oluşan ortak komisyon, barış planının ardından söz konusu bölgelerin "ilhakı" için Batı Şeria'da haritalandırma sürecine başlamıştı.
 
İsrail'de Kasım 2018'den beri siyasi bir çıkmaz söz konusudur. Bir yıl içerisinde üç parlamento seçiminin düzenlenmesi bile bir siyasi tarafın, partinin veya hareketin parlamento kürsülerinin çoğunu elde etmesine yol açmadı. Sonunda da koronavirüs salgınının yayılması ile Benyamin Netanyahu ve Mavi-Beyaz koalisyonu lideri  Benny Gantz'ın anlaşması sonucu kapsayıcı kabinenin kurulması ve 18 aylık dönüşlü başbakanlığa karar verildi. Bu anlaşmaya göre  Benyamin Netanyahu'nun Aralık 2021'e kadar Siyonist Rejim başbakanı olarak görevde kalması kararlaştırıldı. Bu sürenin ardından ise Benny Gantz başbakan olarak faaliyetlerine devam edecek. Bakanlık kürsüleri de eşit bir şekilde Netanyahu liderliğindeki sağlar ve Gantz liderliğindeki sollar arasında paylaşıldı.
 
İsrail kabinesi 18 sağcı bakan ve 18 solcu bakan toplamda 36 bakan ile resmen göreve başladı. Bu kabine bu hükumete hakim olan siyasi krizin sonuna kadar bu görevi üstlenmiş oldu. Buna rağmen buradaki önemli mesele Netanyahu ve Gantz arasında gereken güven duygusunun olmamasıdır. Kimilerine göre ise Benyamin Netanyahu başbakanlık konumunu 18 ayın ardından bile Benny Gantz'a teslim etmeyecektir.
 
Burada önemli olan bir başka nokta ise Netanyahu kabinesinin, 14 Mayıs Perşembe günü kabineye güven oylaması yapılacağı sırasında kurulmasıdır. Ancak bu süreçte Likud partisi içindeki ihtilaflar bu oturumu iptal ettirip 17 Mayıs Pazar gününe erteledi. Bunun ardından İsrail medya organları ise bu ertelenmenin bakanlıkların yeniden Likud partisi üyeleri arasında Netanyahu tarafından dağıtılması ile alakalı olduğunu açıkladılar.
 
Netanyahu'nun Gantz ile bakanlıkların eşit olarak dağıtılması anlaşması bir yandan Likud partisinin kabinedeki bakanlık payını azaltıp diğer yandan da Likud partisinden kimi bakanlıkları kaybeden isimlerin itirazlarına ve baş kaldırmasına yol açtı.
 
Burada dikkat çeken bir başka husus da parlamento oturumuna katılan 119 temsilciden 46'ısının Netanyahu'nun yeni kabinesine karşı çıkmaları ve onlara güven oyu vermemeleri idi. Netanyahu kabinesi içindeki ihtilaflara rağmen muhalefetin ve kabine karşıtlarının beraber oldukları söylenebilir.
 
Bu yüzden yeni kabinenin iki karşı grup ile karşılaştığı belirtilebilir. İlk grup Avigdor Liberman ve Yair Lapid gibi tanınan isimler ve ikinci grup kişiler de Likud Partisi içindeki kişilerdir. Bu kişiler ise bakanlık koltuklarını elde edemedikleri için karşı tutumlar içerisine girmişlerdir.
 
Bu doğrultuda Netanyahu'nun kabinenin güven oyu oylamasında yaptığı konuşmada muhalifler ve karşı görüşlüler de bir kaç kez onun konuşmasını kestiler. Netanyahu  parlamentoda yaptığı konuşmada tahmin edilen bir hususa değinip Batı Şeria topraklarının bir kısmının da topraklarına ilhak edilmesini öne sürdü. Netanyahu Batı Şeria'nın bazı bölümlerinin Yahudilere ait olduğunu ve bu hükumetin bu bölgelerde hakim olması gerektiğini açıkladı.
 
Bu gündem konusu dolayısı ile yeni kabine iç sorunlarla uğraşırken bir de Filistinli grupların ciddi karşı çıkmaları ile karşı karşıya kaldı. HAMAS sözcüsü Hazım Kasım ise İsrail parlamentosunun Netanyahu kabinesine güven oyu vermesine tepki olarak şöyle dedi: "Filistin halkı Siyonistlerin yeni kabinesinin kurulmasına itina etmeyip kendi kutsal topraklarının geri alınması yönündeki yasal mücadelelerine devam edecek ve insani keramet çerçevesinde kurtarılmış topraklarında hayatlarını sürdüreceklerdir."
 
Öte yandan İran Meclisi milletvekilleri geçen Pazartesi günü "İsrail'in Hasmane Uygulamalarıyla Mücadele Yasası"nı onayladı. Yasada İran Dışişleri Bakanlığı yasanın onaylanmasından sonra altı ay içinde İran İslam Cumhuriyeti'nin Filistin'de sanal büyükelçilik veya konsolosluğunu açmak üzere gereken zemini hazırlamakla görevlendirildi.[2]
 
Bugün Filistin Milli Meclisi Başkanı Selim Zanun, İran Meclisi'ne Filistin'in başkenti olarak Kudüs'te sanal büyükelçilik açma kararından dolayı teşekkür etti. Filistin Milli Meclisi Başkanı Selam Zanun, İran İslam Cumhuriyeti'nin bu hareketini, Kudüs'ün Filistin topraklarının bir parçası ve başkenti olarak tanınması ve Filistin milletinin kendi toprakları üzerinde hakimiyeti bakımından önemli bir adım olduğunu belirtti. Zanun, diğer ülkelerden de ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü işgal altındaki topraklara ilhak etme kumpasına karşı çıkmalarını istedi.[3]
 
Diğer bir önemli konu, Filistin Özerk Yönetiminin lideri Mahmud Abbas, Filistinlilerin ABD ve İsrail'le varılan tüm anlaşmalardan çekildiğini duyurdu.
 
İsrail'i Batı Şeria'da hakimiyet alanını genişlemeye çalışması durumunda ikili anlaşmaları feshedecekleri konusunda birçok kez uyaran Mahmud Abbas, Filistin'in ABD ve İsrail'le varılan tüm anlaşmalardan çekildiğini duyurdu. Tel Aviv yönetiminin Filistin topraklarında yayılma niyetinde olduğunu söyleyen Abbas, Filistinlileri bu yönde bir karar aldığını belirtti.[4]
 
Mahmud Abbas'ın ülkedeki güvenlik yetkililerine İsrail ile koordineyi derhal durdurmaları talimatı verdiği bildirildi.
 
İsrail Kamu Yayın Kuruluşunun (KAN) adı açıklanmayan bir Filistinli yetkiliye dayandırdığı haberine göre, Filistin Özerk Yönetimi lideri Mahmud Abbas, (İsrail ile iletişimden sorumlu) Filistin Sivil İşler Genel Kurulu Başkanı Hüseyin eş-Şeyh ve İstihbarat Başkanı Macid Ferec'e Tel Aviv'le iletişimi derhal durdurma talimatı verdi.[5]
 
Filistin'in üst düzey yetkilileriyle İsrail'in Batı Şeria'yı ilhak planlarına karşı atılacak adımları görüşmek üzere dün akşam Ramallah'ta bir araya gelen Abbas, toplantıda yaptığı konuşmada, "Filistin, Filistin Kurtuluş Örgütü, İsrail ve ABD ile yapılan güvenlik anlaşmasının da dahil olduğu tüm anlaşma ve mutabakatlara bağlı kalmayacaktır." ifadelerini kullanmıştı. Mahmud Abbas, daha önce buna benzer açıklamalarda bulunsa da Filistin yönetiminden somut bir adım gelmemişti.
 
Filistin toprakları için bu kritik kararın ardından bir açıklama da İran'dan geldi. İran Lideri Ali Hamenei, Batı Şeria'daki halka silahlanma çağrısı yaptı.
 
Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Hamenei, "Batı Şeria da Gazze gibi silahlanmalıdır. Filistinlilerin yaşadığı zorlukları azaltabilecek tek şey güçtür." ifadelerini kullandı.[6]
 
Bu yüzden Netanyahu'nun yeni kabinesinin Filistinli gruplar ile daha ciddi sorunlar yaşayacağı söylenmelidir. Genel olarak da ortaya çıkan koşullar uzmanları ortak bir kanıya götürmüştür. Uzmanlara göre kurulan bu yeni kabine İsrail'in en kırılgan kabinelerindendir.
 
 
----------------------------------------------------------------------------------------
[1]https://www.yazilimedya.com/ortadogu/haber/6963/israilin-ilhak-lobisi-korkulari-trump-sonrasi
 
[2]https://www.almarjie-paris.com/15204
 
[3] www.irna.ir/news/83792754/
 
[4]https://www.skynewsarabia.com/middle-east/1345774
 
[5]https://www.arab48.com/