Karınlar Siyonistler Tarafından Doyurulduğu Müddetçe Kudüs’ü Özgürlüğüne Kavuşturamazsınız!



ID:57345
Yayınlanma:
22 May 20

Tarih 11 Şubat 1979 İran İslam İnkılabının zafere erdiği gün. Aynı günde İslam İnkılâbının erleri ayaklarının tozuyla, daha terleri bile soğumadan, daha nefes dahi almadan İslam İnkılâbı lideri İmam Humeyni’nin emriyle İsrail elçiliği ele geçirilip ‘’İsrail elçiliği’’ yazılan tabela indirildi ve yerine ‘’Filistin elçiliği’’ tabelası asıldı. Bununla kalınmadı İsrail elçilik binası Filistin halkına hediye edilerek şöyle yazıldı; ''Bu bina İran halkının Filistin halkına hediyesidir''. Bu hareketle İran İslam İnkılabı tarafını kesin belli etmiş oldu.

Tarih 07 Ağustos 1979u gösterdiğinde; İmam Humeyni, Filistin halkının mazlumiyetine işaret ederek, dünya Müslümanlarının gasıp İsrail ve destekleyicilerine karşı birleşmelerini istedi ve Filistin halkının haklarını desteklemek için mübarek Ramazan ayının son Cuma gününü ‘Kudüs Günü’ olarak seçip ilan etti.

Ramazan ayının son Cuma gününün ‘’Kudüs günü’’ olarak seçilip ilan edilmesinde hikmetlerin olduğuna inanıyorum. Nasıl ki Ramazanın başı rahmet ortası mağfiret sonu ise cehennemden kurtuluşsa, dünya Mustazaflarının hayırlı akıbetleri ve kurtuluşları gasıp İsrail’in yok oluşuna bağlıdır. İsrail var oldukça dünya Mustazaflarının rahat etmesi söz konusu bile değildir.

Yine nasıl ki Oruç fakirin, miskinin, açın, susuzun halini anlamaksa ve Oruç şuur ve bilincinde tutulmadığında oruçtan elde edilen sadece açlık ve susuzluktan başka bir şey değilse, aynı şekilde Mazlumun, Mustazafın halinden anlamadıkça, yapılan zulümlere başkaldırmadıkça Müslüman olmak sadece ağızda olan et parçasından (dil) öteye geçmez.

İşte Ramazan ayının son Cuma gününü ‘’Kudüs günü’’ ilan edenler ve sonrasında bunu devam ettirenler bu şuur ve bilinçle bir şeyler yaptılar. Bu gün Kudüs gününde meydanlara koşanlar bu şuur ve bilinçle hareket etmedikleri müddetçe elde ettikleri/edecekleri sadece yorulma, ses kısıklığı ve soğuk terden başka bir şey değildir.

Bu güne kadar Kudüs ve Kudüs günü için ‘’Kudüs, Müslümanların istikbal ve istiklalidir.’’, ‘’Kudüs bizimdir, bizim kalacak’’, ‘“Bekle bizi İsrail, beklediğin her yerde; bekle bizi İsrail, beklemediğin her yerde!”vb. söylenenbirçok söz okuduk ve birçok söz geldi kulaklarımıza. Hala Kudüs gününde bu sözler merasimlerde, yürüyüşlerde, meydanlarda yankılanıyor, posterlerimizde yer alıyor.

Tabi ki bir farkla; bu sözleri söyleyenler, bu sözleri sadece slogan olsun diye söylenmediler. Söylediklerini amele geçirerek, bedeller ödediler ve halada ödemeye devam ediyorlar. Söyledikleri sözlerin şuur ve bilincinde-ydiydi-ler.

Bu gün eğer hala Kudüs özgürlüğüne kavuşmamışsa, gasıp İsrail günden güne zulümlerine yenilerini ekleyip sınırlarını yavaş yavaş geliştiriyorsa, bu, bu sözleri söyleyenlerin suçu ya da eksikliklerinden değil; bu sözleri papağan gibi tekrar edip, posterlere nakşettikleri halde bu sözlerin bilincinde, şuurunda olmayanların eksikliğidir.

Bu ve buna benzer sözleri söyledikleri halde; Siyonistlerle bağını koparmayan, karınları Siyonistler tarafından doyurulanların durumu “Sen haklısın ey Musa! Ama bizim karnımızı Firavun doyuruyor” diyenlerin durumu gibidir.

Kudüs davasına samimiyetle yaklaşan, bunun şuur ve bilincinde olan herkesi tenzih ederek söylüyorum; Müslümanların ilk kıblesi olan Kudüs’ün özgürlüğünü, mazlum ve mustazaflara yapılan zulümlerin son bulmasını istiyorsanız, Siyonistlerin karınlarınızı doyurmasından uzaklaşarak onların karınlarınıza doldurduğu haram lokmalardan arınmak zorundasınız. Aksi halde bu pis karınlarınızla içi boş tenekelerden öteye geçemezsiniz.

Günü geldiğinde Kudüs’e özgürlüğünü geri veren erler içinde yer almak ve dili, dini, mezhebi, rengi, ırkı, cinsiyeti ne olursa olsun mazlum ve mustazafların tarafında yer almak ümidiyle.