Siyonizm ve Biz…!



ID:57359
Yayınlanma:
23 May 20

(Kudüs gününde sözümüz uzadı)

Yahudi kelimesi, Hazret-i Mûsâ'nın şeriatına tâbî olanlar mâniasında kullanılagelmiştir. Kur’an-ı kerim'de peygamber efendimizin döneminde yaşayan, Hazret-i Mûsâ -aleyhi selam-'ın şeriatına bağlı olan ve israiloğulları'nın devamı kabul edilen Yahudileri anlatmak için "yehûd", "hûd" ve "(ellezîne) hâdû" ifadeleri kullanılmıştır.

Yahudilerin kısa geçmişi

Kur’an-ı kerim'de İsrail oğullarından pek çok peygamber gönderildiği, bir zamanlar Allah’ın yeryüzü hâkimiyetini kendilerine ihsan ettiği bildirilmiştir.

Ancak; onlar peygamberlerini öldürmüşler, kendilerine Allah’ın vermiş olduğu lütuf ve nimetleri azgınlık ve taşkınlık yapmak yolunda kullanarak zulmetmişlerdir.

Onlar, peygamber efendimizi (sav), o'na indirilecek din ve şeriatı, hatta peygamber efendimizin ashabını ve ümmetini çok iyi bilmekteydiler.

Kendilerine gelmiş peygamberler, onları hep bu peygambere iman ve itaat etmek üzere hazırlamıştı. Ancak onlar, son peygamberin kendi ırklarından çıkmaması üzerine, insanlar arasında o'na en büyük düşman kesilmiş ve inatları yüzünden çok az bir kısmı iman etmişti.

Aynı şekilde Yahudilerin "kendilerinin Allah’ın en seçkin milleti, o'nun evlâtları" olduğu ve "ne yaparlarsa yapsınlar, cehennemde sayılı birkaç gün dışında azap görmeyecekleri" iddiaları reddedilmiş, onların "yaptıklarının bedelini misliyle görecekleri" ve "yapmış oldukları kötülükler sebebiyle aslâ ölmek istemedikleri" haber verilmiştir.

“dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: doğru yol, ancak Allah’ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, ant olsun ki, Allah’tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.”(bakara/120)

İslam din’in beşeriyete tebliğini çevredeki tüm din kabile ve medeniyetlere bildiren peygambere karşı en sert ve uzlaşmaz ve hain tavrı hep Yahudilerden gelmiştir.

Hayber kalelerine sığınan Yahudiler yiyecek ve içecek stokları ile peygamber efendimizin gitmesini bekliyordu.

Hayber kaleleri sağlam, yüksek bir yerdeydi. Ok atsan sana geri dönüyordu.

Taş atsan yetişmiyordu. Bağırsan sesin yetişmezdi.

Hayber yıkılmıyordu. Hayber fethedilmiyordu. Günlerce bekledi İslam ordusu.

Ama Yahudiler kalelerden çıkmıyordu.

Müslümanların stoku tükenmek üzere, moralleri bitmek üzereydi.

Günlerce beklediler. Ama nafile!

Bu uzun bekleyişten sonra peygamber efendimiz bir strateji geliştirdi.

Hurma ağaçları kesilecekti.

Hayber Yahudilerinin ekonomisi birer birer kesilecekti.

Servetleri devrilecekti.

Gelecekleri köklerinden kazınacaktı.

Zira Yahudi için para, servet, zenginlik her şeydi. Ağaçlar kesildikçe Yahudiler kahroluyordu. Ağaçlar kesildikten sonra burada kalmanın da bir anlamı kalmayacaktı. Anlaşma yoluna gittiler ve taşıyabilecekleri kadar yükle Yahudilerin başkenti Hayber’i terk edeceklerdi.

Sen de hayber savaşına katılmak istiyorsan bir ağaç da sen kes!

Sen de bugün sövsen sesin Yahudi’ye ulaşmaz! Taş atsan İsrail’e ulaşmaz.

Ok atsan Tel Aviv’e yetişmez. Ama sen de peygamber efendimizin stratejisini yapabilirsin!

Al eline baltayı kes Yahudilerin ağaçlarını!

Nasıl mı? Evine giren her Yahudi malı bir ağaçtır. Kullandığın her Yahudi malı bir ağaçtır. yediğin içtiğin giydiğin her Yahudi malı bir ağaçtır.

Kolalar, pepesiler, fantalar, damlalar, hacı şakirler, ariel matikler, algidalar, max, danoneler vs. birer ağaçtır.

Hayber savaşına katılmak istiyor musun?

Öyleyse al eline boykot baltasını kes Yahudilerin ağaçlarını!

Ey dünyanın vicdan sahipleri ey ilerici demokratlar, ey sol ve sosyalistler, ey özgürlük aşıkları ve ey Müslüman halklar bu kendi coğrafyasında muhacir edilmiş ve aşağılanmış insanları görün artık, doğruya doğru, yanlışa yanlış deyin artık.

Bugün Ortadoğu savaşının sebebi bu büyük şeytan Amerika ve Siyonizm’in güvenliği ve istikbali için değil mi? 17 Arap monarşilerinin hepsi Siyonistlere uşak olmakla beraber Siyonistler gibi hızsız, arsız ve yüzsüz bir siyasetle hayat devam ediyor.

Yahudiliğin Siyonizm’in şapkası altında kaldığını görün artık, büyük arif müceddit ve müçtehit Ruhullah Humeyni(ra) Yahudi ve Siyonizm’i şöyle tanımlamıştır.

“Yahudilerin hesabı Siyonistlerin hesabından ayrıdır, Siyonistler dinsizdir.”

“herkes bilmelidir ki İsrail’i kurmalarının amacı sırf Filistin’i işgal değildir; onların amacı bütün Arap ülkelerini, Allah korusun, Filistin’in kaderine uğratmaktır.”

Saddam zalimini İran’a karşı kışkırtan ve mollaların devleti diye tabir ettikleri Müslüman İran’a 8 yıl acımasız savaşı dayatan ABD. Siyonizm, tüm Avrupa ve Ortadoğu’daki uşakları her türlü desteği vermesine rağmen Ali'nin çocuklarını yenmeye yetmedi. Çünkü Allah’ın yardımı hesaba katılmamıştı. Sonuçta kendi evlatları olan Saddam’ı yemeleri bile bize çok şey öğretmiyor mu?

Sonuç bir milyon ölü ve milyarca dolar kimin cebinden çıktı, harap olan beldeler ve kimyasal silah kurbanı fakir ve sefil Kürtler ve Müslümanım diyen masum insanlar, o tarihte sessiz kalanlar ve destek veren uşaklar ve haysiyetsiz idareciler vicdandan yoksun olanların hesabı çok ağır olacaktır.

Ortadoğu ülkelerinin hangisinde kral; tiran yok. Bu Saddam, Kaddafi ve Esat mı günah keçisi oldu. Arap ülkelerinde hangisi insana insan muamelesi yapıyor.

hepsinde firavunluk yok mu.? Cesaretiniz varsa gidin orda ben Musa’yım deyin. Yakın zamanda Suudi firavunlarının Ayetullah Nemr(ra) idam kararının gerekçesi neydi? Mısır’da ihvanının meşru zeminde seçimi kazanması ve akabinde darbe ile yönetim alaşağı edilerek ihvan’ın üyelerinin büyük kısmının idam edilmesi ve kalanların yurt dışına kaçma ve ömür boyu hapis seçenekleri ile baş başa bırakan yine Amerika İsrail ve Siyonistlerin yerli uşaklarla ihanet planları olduğu gerçeğidir.

Hayat ve memat bu firavunların lanetli iki dudağı arasındadır.

Bu lanetli Siyonistlere meydan okuyan İran ve Lübnan Hizbullah’ı ve Hammas ile İslami cihat, ve Suudi firavunlarının ağabeyliğini ret ederek trompete rüşvet vermeyi ret eden yemen Ensarullah hareketi değil mi?

Basiretsiz olanlar İran’ı pers yayılmacılığı ile suçlarken Amerika’yı binlerce kilometre öteden gelerek Ortadoğu’da bölgeyi yakıp yıkmasına demokrasi havarisinden sayıyorsunuz öylemi.?

21.yüzyılın put kıran İbrahim’i, firavunun baş belası zamanın Musa’sı, hurafelere boğulmuş Muhammed(as) ümmetinin hakikatte muceddit ve mümessili Seyyid Ruhullah Humeyni(ra) şu mesajı insanlık için ve hassaten ümmet için koma halinden yeniden dirilmenin, silkinmenin kendine gelmenin, izzet ve şerefin en bariz izahı değil mi?

"ey Müslümanlar! Aranızdaki mezhep ihtilafları ve tali meseleleri bir kenara bırakarak, dayanışma içerisine girerek Siyonizm’e ve sömürüye karşı birlik olun. İslam âleminin ortak değerleri olan İslam, peygamber, Kur’an ve Beytullah’ın savunması doğrultusunda ortak çaba içine girerek İslam düşmanlarının iğrenç, insanlık dışı amaçlarının ve hedeflerinin önüne geçin..."

Lübnan’ın inkılâpçı Sünni âlimlerinden şeyh mahir mamut “İran’ı mezhepçilikle suçlayanlar için Amerika sizinle aynı mezhepten mi? gibi haklı bir soruyu sorar ve eğer uşak Arap rejimlerini İsrail ile karşı karşıya getirmek istiyorsanız deyin ki; İsrail Şii olmuş” gibi ferasetli tespitlerde bulunmuştur.

İran’ın Farisiliğe de Şii yayılmacılığına da ihtiyacı yok. Tek kelime ile öyle bir niyeti olsaydı büyük şeytan Amerika’ya bir göz kırpması bile tüm Ortadoğu’yu şii yapmaya yetecekti. Bunu anlayın artık.

Ulus devlet modeli bitmiştir çağımız ve bölgemizdeki yaşanan olay kimine göre din, kimine göre ekonomi savaşlarıdır.

Bari olayı sömürge, anti sömürge olarak görün ve öyle okuyun...!

Lübnan Hizbullah’ı, Sünni cemaat lideri şeyh mahir mamut ve fethi yeken ‘in cemaati ile gayet barışık yaşıyorlar onların mezhep, meşrep sıkıntısı yok sıkıntı bizde.

İslami cihat ve Hammas'ın liderleri İran’la ve Hizbullah’la gayet barışık ve danışıklı yaşıyorlar. Anlayan yok.

Bazılarının suçları ne olursa olsun, Amerika ve Siyonizm’e bir gülücükleri onları uşaklık adına barış ve hümanizmanın merkezine oturtur. aykırı profil ve figürler ise doğal olarak terörist unvanı ile taltif edilir.

Aykırı olanlar için "izzet ve kuvvet Allah’ındır"(4/139) hitabı bu gülücüğe en büyük engeldir.

Son söz:

"her Müslüman bir kova su dökse israil’i sel alır."  Seyit Ruhullah(r a)

Ortadoğu’da bop projesi dâhilinde 4 ülkeyi yakıp yıkıp milyonların ölümüne ve tehcir edilmesinin biricik sebebi İsrail’in güvenliği ve ABD denen şeytanın çıkarları için yaşandığını hala anlamayan gözleri var ama görmeyen, kulakları var ama işitmeyen, akılları var ama idrak ‘ten özürlü olanlara dua edin ki Allah keremiyle şuur versin.

"Siyonistlerin büyükelçilikleri ve ekonomik bürolarına ev sahipliği yapan devletler, Filistin halkını savunmakta olduklarını iddia etmemelidirler. Zira onların anti Siyonist sloganları ciddi ve gerçekçi olarak algılanmayacaktır."

(İmam Seyyid Ali Hamanei)

Bu adamların ikisinin de sözlerinde Farisiliğe de Şiiliğe ait bir kelime var mı?

Bu piri fanilerin sözlerini dinlemiyorsanız bari gözlerine bakın yalancılık ve riya var mı?

ABD ve Siyonizm’in bükemediğiniz bileğini öpmeye devam ededuran uşaklar; izzetli duruşu Müslümandan öğrenmeye gururunuz el vermiyorsa bari gidin Venezüella’nın devrimcileri size öğretsin.

Bugün Siyonist İsrail medyasında geçen bir panik haberde “İran’dan İsrail’i yok edecek kasırgada üç bela geliyor. Yahudiler bu kasırgayı görüp engellemenin yolunu düşünsünler, bu üç bela Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrallah, İranlı Kudüs orduları hayalet komutanı kasım süleymani’yi şehit edenlerin bir hesabı varsa, Allah’ın da bir hesabı vardır elbet ve Filistin İslami Kasım Süleymani(ra) bıraktığı sancağı kaldıran talebesi ve yardımcısı İsmail Kani’ye selam olsun. Cihat askeri kanat sorumlusu baha Ebu el Ata’dır.

Büyük şeytan Amerika ve Siyonistlerin düşünce kuruluşlarınca yıllar önce kurgulanan büyük Ortadoğu projesi "bu madrabazların sömürge istila ile işgal planlarının ve arzularının bir neticesi ve nihayet Irak, Suriye, Yemen ve Libya’da Arap baharı diye kurguladıkları bu şeytani planla coğrafyamızı kan zulüm ve mazlumiyet mekânlarına çevirmeye yetti.

Bunu devlet bazında yıllar önce fark eden İran İslam cumhuriyetinin ferasetli Rehberiyeti anti sömürgeci ve devrimci teşekküllerle tüm Ortadoğu coğrafyasındaki devrimci ve anti sömürgeci insanlarının desteğiyle direniş cephesi oluşturarak, ehliyet liyakat ve cesaretiyle sancağı teslim ettiği serdar kasım Süleymani ve ekibi Amerika ve tüm müttefiklerine ölümcül darbeler indiren bu korkusuz devrimciyi pasifize etmenin en iyi yolu o'nu Suriye’de Sünnileri katletmekle suçladılar. Biz de enformasyonun koca yalanlarını ağızlara ve sahiplerine bakmadan ve kur'anın "size bir fasık bir haber getirirse hemen inanmayın. “ilahi hitabı ile bu haberleri bu ayetle dezenfekte etmeden eşekleştitrilmiş bir kafa ile aynen kitap gibi kabul ettik ve animasyonlarla masa başında oluşturdukları sahte video ve haberleri ilahi hitaba aldırmadan kabul ve hazmettik.

İslam âleminin hassaten Arap dünyasının tümünden beklenmeyen izzetli bir darbe ile devrimden sonra büyük devrimci Ayetullah el uzma Seyyid Ruhullah Humeyni(ra)tarafından Siyonist büyükelçiliği tasfiye edilerek Filistin büyükelçiliğine devreden bir davranış ilelebet takdire şayandır.

Şimdi Amerika ve müttefikleri olan batılı devletler ve Siyonist İsrail’in küresel bazda İran İslam cumhuriyetine düşmanlıklarını anladık mı?   En önemlisi uyurgezer olduk; okuduğumuzu anlamaz olduk, kulaklar sağır; görür, görmez göz körlüğüne mi yakalandık.

Ayaklarımızın önünü görmez olduk, ruhlarımıza halüsinasyon hâkim olmuş. Tek çözüm kayıtsız şartsız tevekkül ve ihlâstır.

Bugün Filistin’de yaşananları da anladık mı, Siyonistler, ABD ve Ortadoğu’daki uşakları esas huzursuzluğun kaynağıdır. Müslümanların Yahudi halkıyla bir sıkıntıları yoktur, sıkıntı faşist Siyonist ırkçılarla devam ediyor. Bu zihniyetin kökü kazınmadıkça sıkıntılar katlanarak devam edecektir.

Devletlerin ömürleri zulümle doğru orantılıdır. Sosyolojinin babası İbn-i Haldun bu tür devletlere azami yüz yıl ömür biçmiştir.

Hz.Peygamber(sav) "küfür devam eder zulüm devam etmez." ifadesi Hz.Ali(as)"zalim ısrarla zulme devam ediyorsa, mazlum da sabırla direniyorsa zafer yakındır." ifadeleri beraber değerlendirildiğinde kurulduğu 1946 yılından beri her türlü tehcir, işkence, kan, zulüm, gasp, hile ve mezalime sebep olan İsrailli Siyonistler ve öte tarafta sabırla direnen mazlum Filistin halkı için zafer yakındır.

Bugün tüm özgürlük âşıkları ve tüm Müslümanlar için Siyonist rejimin ortadan kaldırılması için her vesileyle çaba harcamaları farz-ul ayn mesabesindedir diyebiliriz.

İstikbalde görünen manzarada bu zaferin esas amilleri de İran, Irak, Suriye, Lübnan, Yemen ve Filistin’de gelişen anti sömürgeci direniş dalgalarında rol alan korkusuz cengâverlerin haydari vuruşları tüm uşak Arap rejimleri ağababaları ABD ve Siyonistlerin uykularını kaçırmakla beraber zaferin bunların eliyle gerçekleşeceğinden şüphemiz yoktur, biiznillah.

Ruhullah Humeyni(ra) “ramazanın son cumasını Dünya Kudüs Günü ilan etmekle Filistin ve Mescid-ül Aksay’ı uşak Arap rejimlerinin tekelinden kurtarıp tüm Müslümanların ortak değeri haline getirip bu günde kronikleşmiş ıstırapları ümmetin gündemine taşımıştır.”

Duamız; Allah’ın aklımızı bize tekrar kullanacağımız basiret ve feraset versin olmalıdır. isteyene şüphesiz verir.! Vesselam.