İran İmam Humeyni ve İran İslam Cumhuriyeti'nin başka ülkelerle ilişkileri



ID:57820
Yayınlanma:
03 Haz 20

Rahmetli İmam Humeyni, emperyalist güçler karşısında direniş ve mukavemete vurgu yaparak, başka ülkelerle de ilişkilerde net fikri prensipler ve ilkelere sahipti.

İran İslam cumhuriyeti nizamının büyük kurucusu İmam Humeyni'nin diğer İslam ülkeleriyle ilişkilere ilişkin en önemli ve ilk prensibi, "ümmetçilik" ilkesinin "milliyetçilik" ilkesinin yerini almasıydı. Rahmetli İmam Humeyni İslam ülkeleriyle ilişkilere milliyetçi veya etnikçi yaklaşım sergilemiyor, Müslümanları "tek ümmet" olarak görüyordu.

Bu bağlamda İmam Humeyni şöyle diyordu: " İslam tek bir ümmettir ve İslam ülkeleri, aynı şehrin mahalleleri gibi birbirine yakındırlar ve hepsi İslam kuralları temeli üzerinde birleşmeliler ve herkes, tevhit bayrağı altında İslam karşıtı olanlar karşısında birleşip, karşı koymalılar."

ABD üniversitelerinin İranlı hocası Prof. Ruhullah Ramazan bu bağlamda şöyle diyor: "İmam Humeyni, aşırı milliyetçiliğe karşıydı çünkü İslam dünyasının hezimetine yol açardı. İslam ülkelerinin politikalarını, İslam'ın yükselişi ve menfaatleri belirlemeli, sadece ulusal menfaatler değil."

İmam Humeyni'nin  başka ülkelerle ilişkilere ilişkin fikri sisteminin en önemli ilkelerinden biri, karşılıklı saygıydı. İran İslam Cumhuriyeti Kurucusu, dış politikada başka ülkeler ile etkileşim ve işbirliğine inanıyordu, ancak bu işbirliği ve etkileşim için esas şart olarak karşılıklı saygıya vurgu yapıyordu.

İmam Humeyni bu bağlamda şöyle diyordu: " Bizim tüm yabancılarla ilişkilerimiz karşılıklı saygı çerçevesinde olacaktır. Bu ilişkide ne zulüm karşısında boyun eğeriz ve ne de başkasına zulüm ederiz."

İşte bu yaklaşım uyarınca İmam Humeyni Pehlevi döneminde ABD ile ilişkilerde Kapitülasyonu reddetti ve İslam İnkılabı döneminde de, milletlerin uyanmasına vurgu yaparak, İslami uyanışı savundu.

İmam Humeyni'nin başka ülkelerle ilişkilere ilişkin görüşündeki bir başka önemli ilke de, barış yanlılığıydı. İmam Humeyni, bir dini lider olarak kendi konumu ve dini temelleri uyarınca barış yanlılığını gündeme getirerek, bu stratejik ilkeye canı gönülden inanıyordu.

Nitekim bu bağlamda da şöyle buyuruyordu: "İran İslam Cumhuriyeti ve milleti, mukaddes Kuran-ı Kerim ve İslam'ın hükümlerine teslimdir; ve Kuran-ı Mecid hükmü uyarınca kendini, kültür ve coğrafya açısından İslam ülkeleri ve muhtelif ülkelerin iman kardeşi olarak görüyorlar ve tüm devletler ve milletlerle barışık yaşam istiyor ve herhangi bir ülke, onların ülkesine saldırmadığı ve İslam hükümlerine bağlı kaldığı sürece, onu kendi kardeşi olarak görüyorlar."

İmam Humeyni'nin başka ülkelerle ilişkilere ilişkin üzerine vurgu yaptığı diğer bir önemli ilke de, ülkelerin iç işlerine karışmamaktı. Bu ilke dış politikada İmam Humeyni'nin en önemli fikri temellerinden biriydi. Aslında İmam Humeyni'nin açısından,  barış, ülkelerin birbirinin iç işlerine müdahale etmeme ışığında sağlanır.

Rahmetli İmam Humeyni bu hususta da şöyle diyordu: "Küresel barışın milletlerin bağımsızlığı ve birbirinin işlerine müdahale etmeme ve bölge ülkelerinin toprak bütünlüğünün korunması ilkesine uyma temeli üzerine kurulmasını temenni ediyorum ve 3. Dünya ve Müslüman ülkelere ve özellikle bu bölgeye yönelik her türlü saldırganlık, ilkelere aykırıdır."

İşte Rahmetli İmam Humeyni'nin dış politikadaki bu bakış ve düşünceleri, Batılı güçler ve bölgedeki bazı bağımlı ülkelerin İran İslam Cumhuriyeti'nin bölge ülkelerinin iç işlerine karıştığı veya Batı Asya'da gerilim yarattığına dair iddialarını çürütüyor.