Yazarlar Birileri İçin Hayatin Şahanesi Olur Ama Ahirette Bahanesi Olmaz



ID:57873
Yayınlanma:
04 Haz 20

Davranış ve fiillerini yorumlayabilen tek varlık insandır.

Bu yetenek ise irade hürriyeti ile mümkündür, işte bu yetenek onu sorumlu bir varlık kılmıştır.

İradesini doğru ve aklın pozitif yargıları ile destekleyip yaratılış amacına uygun bir ritmikte yaşamadan egolarının ve sadece etki tepki refleksleri ile komplekslerinin esaretine esir düşenlerin bu esareti "nefislerinin ilahlığını" ilanı ile esfelesafilinin sakini yapar ve akıbet "biz aklını 

Kullanmayanları pisliğe mahkûm ederiz." kadim vaadinin muhatabı olurlar.

Çünkü yüce Allah'ın vaadi "bir toplum kendi nefsindekini değiştirmediği müddetçe biz onların durumunu değiştirmeyiz" ifadesi adl-i ilahi'nin değişmeyen yasasıdır.

Kiminin sorumluluğu yaşadığı ortama hükmeden yasalar iken, bu tipler hep çıkar eksenli düşündükleri için yasalar çıkarına ters düşmedikçe saygıya layıktır, kimine göre ise yaşadığı ortamın yasaları inanç, itikat, kültür ve ahlakı kuşatan ve fıtratı ile barışık ise, bu ilkeler saygı ve uyulmaya layık; kurallar, ilkeler olmaya ve tüm ruhu ile bu kuralları azami düzeyde yaşamak için samimi ve ihlâslı bir toplumun ve kişiliklerin karakteri ve kaderi olur.

Aşağıdaki sorguya muhatap olabilecek beşer için muhtemel olan bir muhakemede bahanesi olabilecek mi acaba?

Güzelliğinden dolayı günaha bulaşan güzel bir kadını, kıyamet günü getirdiklerinde: "neden günah işledin?" diye soracaklar. cevaben diyecektir: "yâ rabbi, beni güzel yarattın, bu yüzden günah işledim!"

Bu sırada allah’ü teâlâ, hazret-i meryem'i getirmelerini emredecektir. o kadına: "sen mi daha güzelsin yoksa bu mu..? Biz onu daha güzel yarattık ama o güzelliğinden dolayı aldanıp günaha düşmedi!" denilirse; daha sonra yakışıklığından dolayı günaha düşen yakışıklı bir erkeği sorguya çektiklerinde: "neden günaha düştün?" diye soracaklardır. 

O cevaben şöyle diyecektir: "yâ rabbi, beni yakışıklı yarattın; bundan dolayı kadınlar bana yöneldi, ben de aldanarak günaha düştüm" bu sırada yusuf(as) getirerek ona: "sen mi daha yakışıklısın yoksa yusuf mu? biz ona cemal ve güzellik verdik ama o aldanarak günaha düşmedi" denilirse; daha sonra zengin bir adam gelir "ey kulum sen niye bu kadar günah isledin..?" diyecek allah’ü teâlâ’ya.

O da yarabbi beni dünyada iken çok zengin yarattın onun için mal ve mülkle uğraşınca sizi unuttum der o sırada Allah-u teala Hz. Süleyman (a.s) çağırır; "sen Süleyman kulumdan daha mı zengin’din" der de, o kişi başını öne eğip susarsa; daha sonra bela ve sıkıntılarından dolayı isyan ederek günaha düşen birisini getirecekler. 

"Neden isyan ederek günaha düştün?" dediklerinde şöyle diyecek: "yâ rabbi, bana şiddetli bela, musibet ve sıkıntılar verdin, bu yüzden isyan ederek günaha düştüm" bu sırada eyyüb(as) getirerek o adama şöyle denilecek: "senin belan mı daha şiddetli idi yoksa eyüp’ün mu? Halbuki biz onu şiddetli belaya uğrattık ama o isyan ederek günaha düşmedi" denilirse; tek bahane üretebilir ki; onlara peygamberlik ve masumiyet bahşettin diyen beşere "sizin için örnekler olmasına rağmen bunları gücünüz nispetinde neden örnek edinmediniz, çünkü kaldıramayacağınız yükü size zaten yüklemedim." diye bir hitabın muhattabı olmamız da mümkündür.!

İşte böylece hak-batıl ayırımı yapmadan yaşayanların şahanelerine bahaneleri de kesin çözüm olmayacaktır. özür ve bahane yolu günahkârlara kapanmış olacaktır...

Yüce Allah'ın kadim vaadi "biz size zulüm edici değiliz, ancak siz kendi kendinize zulüm ediyorsunuz."

Başka bir ayette "biz her insanın çabasını kaderine bağladık." ihtarı da beşer için bahanelere kapıyı kapatan hitaplardır.

"Kim dünyayı hak etmeden(gayri meşru),elde etmeye çalışırsa, ahireti hak ederek kaybeder.!"(imam cafer-i sadık as)

Tüm adalet divanındaki hukuk felsefesinin algoritması gayri meşruluğun karşılığı; verilecek bir meşru karşılıktır sonucu akla ve vicdana uygun bir uygulamadır.

İmam Hasan Müçteba’ya (as)'ma,’ neden ölümden hoşlanmadığımızı sormuşlar.? İmam da “zira siz yanlış yaptınız. bu dünyanızı abat, fakat ahiretinizi berbat etmişsiniz. bu yüzden abat olan bir yerden harabe ve berbat olan bir yere gitmekten korkuyorsunuz” diye buyurmuştur..! “
adalet divanında en cesur ve en iyi avukatlık birimi suçsuzluğun kendisidir

Mevlana(ra) dinleyelim,” ey dilim, hem benim servetimsin, hem felaketimsin, beni bahtiyar eden de sensin, berbat eden de sensin.!”

Yine yüce allah’ın kadim iminde; “insanlar diyecekler ki, bu nerden başımıza geldi, de ki, bu kendi elinizle yaptığınızın karşılığıdır”

An itibariyle abadın da, berbatın da, inisiyatifi elimizde, yarın ise, hesap ve mahsup günü olacağı akli nakli tüm gelişmeler ak ve kara için yeterli sebepler olacaktır.

Duamız olsun ki, allah(cc) bizleri mal, cemal ve zenginlik-yoksulluk gibi dünya zevklerine ve eziyetine düşürüp dal ve mudillun olmaktan muhafaza edip, sırat-ül müstakim üzere ahiretimizi unutturmasın. duanın içtenliği kendisi kadar önemlidir. Vesselam