Filistin Batı Şeria'nın İlah Planı; Nedenleri, Hukuki Boyutları ve Sonuçları



ID:59328
Yayınlanma:
10 Tem 20

Siyonist Rejim başbakanı Binyamin Netanyahu Filistinli grupların uyarıları ve karşı çıkmaları, Siyonist kabine içindeki ihtilaflar yüzünden ve de Amerika başkanı Donald Trump ile bu planın uygulanmasının zamanlaması hususundaki görüş farklılıklarından dolayı bu planı 1 Temmuz'da hayata geçiremeyip bu sinsi planı ertelemek zorunda kaldı.

Bu hususta sorulması gereken soru  Batı Şeria'nın yüzde 30'unun  bu bölgenin ne kadar nüfusunu içermesi  ve hangi alanları kapsamasıdır.  Aslında Batı Şeria'nın yüzde 30'u, bin 613 kilometre kare üzerinde inşa edilen  460 bin kadar Siyonist'i barındıran   130 yerleşim alanını kapsamaktadır.   350 bin nüfuslu 52 yerleşim alanı  Batı Şeria tampon  duvarı içerisinde ve 100 bin nüfuslu 78 yerleşim alanı bu bölgede yer almaktadır. 

Siyonistlerin  Batı Şeria'nın  yüzde 30'unu  ilhak etme planını hayata geçirmekteki ısrarının nedenleri hakkında bir kaç önemli nokta üzerinde durulması gerekir.  

Aslında Siyonistlerin bu ısrarının ilk nedeni onların kimliği ve batınî özellikleri ile alakalıdır.  Siyonist Rejim İsrail kimlik ve öz bakımından   işgalci ve yayılmacı bir rejimdir. Çünkü  temelleri işgal ve Filistin topraklarını gaspetmeye dayalı olup sınırsız bir işgalcilik isteklerine sahiptir.  Siyonist Rejim kabinesi başkanı kim olursa olsun  bu rejim  Filistin topraklarının işgaline ve gasbına hep devam etmiştir. 

Siyonist Rejimin ısrarının ikinci nedeni  de işgal topraklarında  gelişen krizler ve sonuçta başbakan Binyamin Netanyahu'nun konumunun tehlike yaşamasıdır.  Siyonist Rejim İsrail  2018 sonlarında  Binyamin  Netanyahu kabinesinin  dağılma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı ve bu rejimi siyasi çıkmaza sürükledi.  Bu siyasi çıkmaz ise  üç parlamento seçiminin ardından bile sona ermedi ve sırf koronavirüs salgınının ortaya çıkması ile  seçimlerin kısır döngüsünü durdurdu. Böylece  Likud Parti başkanı Binyamin Netanyahu ve Beyaz Mavi koalisyonu lideri  Benny Gantz  da koalisyon hükümeti kurdular. 

Netanyahu ve Gantz   başbakanlık dönemini  ikiye bölerek anlaştılar. Ancak kimi İsrailli  medya organlarının raporlarına göre  Netanyahu  kabineyi dağıtarak  Gantz'ı devre dışı bırakıp  yeni seçimlerin düzenlenmesini planlıyor. Netanyahu bir yandan Mavi Beyaz Koalisyonundaki çatlaklardan  ve bir yandan da   Batı Şeria'nın işgal topraklarına ilhak planı yüzünden  gelecek muhtemel seçimlerde  avantajlı olacağını  ve bu kez Gantz'sız bir kabine kuracağını düşünüyor.  

Siyonistlerin bu planı hayata geçirmekteki üçüncü nedeni ise  Amerika başkanı Donald Trump'ın 4 yıllık başkanlık süresinin sonuna yaklaşmasıdır.  Trump  son 4 yıl içerisinde  Yüzyılın Anlaşması çerçevesinde  Siyonist Rejim çıkarları ve talepleri doğrultusunda önemli adımlar atmıştır.  Bu çerçevede Trump,  Kudüs'ü Siyonist Rejimin başkenti tanımış, Amerika büyükelçiliğini Telaviv'e taşımış ve de Siyonist Rejimin Golan bölgesine yönelik egemenliğini de tanımıştır.   

Siyonist elebaşısı Binyamin Netanyahu ise Amerika başkanı Donald Trump'ın  Kasım 2020 başkanlık seçimlerinde   demokrat rakibi Joe Biden'e karşı yenileceğini düşünüyor. Buna esasen   Netanyahu  Batı Şeria'nın yüzde 30'unu Siyonist topraklara ekleme ve ilhak etme planını hemen, Amerika başkanlığının düzenlenmesinden önce hayata geçirmek istiyor. 

İlhak aslında bir tarafın  başka bir devletin topraklarının bir bölümünü veya tamamını kendi toprağı sayması demektir.  1907 Lahey 4'üncü Savaş  Alanları Kuralları ve Çerçeveleri, 1949 Cenevre 4'ün  Konvansiyon ve de  1977 ilk ek protokolü  de işgal hususunda bazı ilkeleri içermektedir.  Uluslararası  hukuka esasen  barış anlaşması ve ardından da referandumun " insanların kendi kaderlerini belirleme " hakları doğrultusunda yapılmasının ardından  ilhak girişimi geçerli ve meşru sayılabilir.  

Bu uluslararası kurallar ve ilkelerden de yola çıkarak Siyonist Rejim İsrail'in  Batı Şeria'nın yüzde 30'unu ilhak projesinin  yasal olarak meşru olmadığı ve tamamen yasal süreçlere karşı olduğunu söylemek gerekir.  Buna ilaveten  bu ilhak projesi ırkçı bir proje olarak işgal bölgelerde yaşayan Filistinlilerin haklarını göz ardı etmiş, onların tarlaları ve evlerini Siyonistlere bırakmak istemiştir.  Gerçekte ilhak projesi, Siyonist Rejimin ırkçı siyasetlerinin de devamı sayılır. Ancak ırkçılık uluslararası hukuki kurallara ve belgelere göre yasa dışı bir girişimdir.  

Buna paralel olarak  Siyonist Rejimin ilhak projesini hayata geçirme çabaları,  açık ve net bir şekilde BMT kararnameleri dahil uluslararası kurallar ve anlaşmalara da aykırıdır.  Bu doğrultuda  Batı Asya ve Kuzey Afrika Uluslararası Af Örgütü Bölgesel bürosu başkanı Salih Hicazi de  Siyonist Rejimin bu alandaki ısrarlarının da  uluslararası kurallara aldırmazlığı doğrultusunda olduğunu belirtiyor. 

Siyasi açıdan da  Siyonist Rejim İsrail'in ilhak girişimi geçerli bir girişim sayılmayacak.  Çünkü  1993 Oslo anlaşmasına göre   Filistin Özerk Yönetiminin  kurulması ile Batı Şeria ve Gazze Şeridi  yani Filistin topraklarının yaklaşık yüzde yirmisi  bu hükümete bırakıldı. Ancak Siyonist Rejim  bu toprak parçalarına da göz dikmiş ve 1993 Oslo anlaşmasını da  ihlal etmek istiyor. Bu yüzden  de Filistin Özerk Teşkilatı   Batı Şeria'nın bazı bölümlerinin ilhak projesinin  hayata geçmesi halinde  Siyonist Rejim ve Amerika ile tüm anlaşmaları iptal edeceğini belirtmiştir.   

Bu husustaki önemli sayılan son nokta ise  Netanyahu'nun  ilhak projesini iptal etmeyip ertelemesidir.  Bu yüzden Siyonist Rejim İsrail bu projeyi tekrar hayata geçirmeye çalışacaktır.  Bu projenin hayata geçirilmesi ise   Filistinli grupların da uyarı yaptıkları gibi  Filistin ve Siyonist İsrail ilişkilerini gerginleştirecek ve istikrarsızlığa yol açacak belki de savaşa ve yeni intifadaya neden olacaktır.  

Bu doğrultuda  Batı Asya ve Kuzey Afrika Af Örgütü bölgesel bürosu başkanı Salih Hicazi  şöyle bir açıklamada bulunmuştur:"  İlhak projesi gibi siyasetler  uluslararası kurallar çerçevesinde kabul edilen toprakların yasal durumunu ve Siyonistlerin işgalci statüsünü değiştirmeyecek, Siyonist Rejimin işgalcilik sorumluluğunu azaltmayacak tam tersi  günümüzde  aramızda görülmemesi gereken orman kurallarının olduğunu hatırlatacaktır. "