Alıntı Yazılar İki yılda nereden nereye? / Taha Akyol



ID:59725
Yayınlanma:
21 Tem 20

“Yani kurumsal yapının güçlendirilmesi kritik önem taşımakta. Yaşanan zorlukların birçoğu dönüp dolaşıp bu noktada düğümleniyor.”

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi iki yılını doldurmuş da geçmiş bile. Hiçbirimiz fark etmedik. 

Her konuda birinci önceliği propaganda olan iktidar bile konuyu ağzına almadı. Sistemin başarılarını tanıtmak için söyleyeceği şeyler olsaydı “2. Yıl Dönümü” fırsatını kaçırır mıydı?

CB sistemi 16 Nisan 2017’de referandumda yüzde 51.41 oyla kabul edilmişti.

24 Haziran 2018 seçimleriyle tam yürürlüğü girmişti.

Referandumu esas alırsak üç yılını, yürürlüğe girmesini esas alırsak iki yılını doldurmuş bulunuyor.

Bu sene sistemin ikinci yıldönümünü sadece Akif Beki hatırlattı, dün de Mustafa Karaalioğlu yazdı.

Yüzlerce milyonluk sermayeli iktidar medyası tek kelime etmedi.

‘TÜRKİYE’Yİ UÇURACAK’

Hiçbir sistem sihirli değnek değildir; uygulanan politikaların doğru veya yanlış olması daha önemlidir.

Fakat referandum kampanya sırasında bütün sorunlar parlamenter sistemin kötülüğüne bağlanmıştı. Parlamenter sistem, kuvvetler ayrılığı falan “ayak bağı” idi.

CB sistemi ise “Türkiye’yi uçuracak”tı…

Hatırlıyorum, bir propaganda vidyosunda, Fatih Sultan Mehmet denizde at koşturuyor, yanında bozkurtlar ona eşlik ediyor, fonda mehter cenk havaları çalıyordu.

Başkanlık sistemi bizi böyle uçuracaktı.

Önerilen sistemin objektif kavramlarla irdelenmesi ve dünyadaki uygulamalarla mukayese edilmesi gerekirken böyle bir coşkuyla benimsetilmesi yoluna gidilmişti.

CB sistemi “kalite kontrolü”nden geçmeden yürürlüğe girmişti. Şimdi iki yılı doldu, üçüncü yıla giriyor.

‘NE GİBİ AKSAMALAR VARSA’

Geçen sene birinci yılı dolduğunda sistemde birtakım sorunlar olduğu görülmüştü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle diyordu:

“Bir yılı geride bıraktık, eksiğiyle artısıyla her şey ortaya çıkıyor. Bundan sonraki süreçte de nerelerde ne gibi aksamalar varsa bunlar da giderilerek yolumuza devam ederiz…” (26 Haziran 2019)

Grup Başkanvekili Naci Bostancı “bir yıllık tecrübeyi masaya yatırıp, değerlendirerek, nerede problemler görüyoruz, gerçek bir analiz ile nerelerde rehabilite edilmesinin” gerekeceğin söylemişti. (29 Haziran 2019)

Parti sözcüsü Ömer Çelik, sistemde bazı kireçlenmeler olduğunu, “bunların hepsinin masaya yatırılıp röntgeninin, MR’ının çekiliceğini” belirtmişti. (6 Temmuz 2019)

Demek ki bazı sorunlar görülüyordu.

Fakat “nerede ne gibi aksamalar, kireçlenmeler, rehabilitasyon ihtiyacı” olduğu konusunda araştırmalar yapıldıysa bile kamu oyuna sistematik bir açıklama yapılmadı.

Sadece milletvekillerinin daha rahat görüşmesi için bakanların Meclis’te nöbet tutması kararı alındı.

Sistemdeki sorun bu muydu?

Milletvekilleri, Meclis’teki ‘nöbetçi’ bakanla görüşünce sistemin sorunları çözüldü mü?

SİSTEMİN PERFORMANSI

İkinci yılını dolduran sistemin performansı iyi gözükmüyor:

24 Haziran 2018’de, sistem devreye girdiğinde dolar 5.71 liraydı; 2020 yılının aynı gününde 6.84 liraya çıkmıştı.

Dış borcun milli gelire oranı 2018’de yüzde 51.8’di, 2020’de yüzde 56.9 oldu çünkü ekonomi küçüldü. Kişi başına gelir konusunda artık 7-8 bin dolardan bahsediliyor.

2018 bütçe açığı 72.6 milyar liraydı. 2019 bütçe açığı 123 milyar liraya çıkmıştı. 2020’de daha da artacağı açıktır, tahminleri buraya yazmadım.

Uygulanan iktisat politikalarında öteden beri sanayinin ihmal edilmesi bir kenara, kurumların ezilmesi çok ciddi bir sorundur. Bu meseleyi somut verilerle defalarca yazdım: Siyasetin ağırlığı ve liyakat yerine sadakat öncelikli davranması kamu kurumlarının performansını düşürüyor.

Türkiye’nin önde gelen iktisatçılarından, “eski”, evet “eski” Merkez Bankası baş ekonomisti

Prof. Hakan Kara, sorunların anasının enflasyon olduğunu, enflasyonla mücadele için siyasetin kararlı olması ve bu kararı verdikten sonra artık “işin teknik kısmını ehil kurumlara delege edip bu göreve ulaşması için gereken inisiyatifi vermek” gerektiğini söylüyor.

Yani Merkez Bankasının bağımsızlığı…

“Laf dinlemiyor” diye müdahale edilmeyecek, aksine, teknik kısmı ehil kurumlara bırakılacak…

Prof. Hakan Kara, Cumhuriyet’te Şehriban Kıraç’a açıklamalarında şöyle devam ediyor:

“Yani kurumsal yapının güçlendirilmesi kritik önem taşımakta. Yaşanan zorlukların birçoğu dönüp dolaşıp bu noktada düğümleniyor.”

Temel sorun kurumların zaafa uğratılmış olmasıdır.

CB sisteminin bu en büyük kusuru iktidar sahipleri tarafından ağıza bile alınmıyor.

Taha Akyol/Karar