Alıntı Yazılar Tek başlılığın aksayan tarafları / Akif Beki



ID:59761
Yayınlanma:
22 Tem 20

Artık ‘dış güçler’ gibi mazeretler ileri sürmenin imkanı kalmayacaktı. Her alanda uçuşa geçilecek, güçlü Türkiye doğacaktı.

İkinci yıldönümü 9 Temmuz’daydı. Ne bir basın toplantısıyla iki yılda neleri başardığı anlatılmış ne de kazanımları kutlanmıştı. Beklenmez miydi? Yadırgayıp eleştirmiştim.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün, 21 Temmuz’da bu beklentiyi karşıladı. Cumhurbaşkanlığı sisteminin iki yılını değerlendirdi.

Kendi adıma, es geçilmemiş olmasını önemli buluyorum. Geç kalınması, hiç yerine getirilmemesinden iyidir.

Tek itirazım şu. Değerlendirme konuşması, daha çok yürütmenin performansı üzerinde yoğunlaştı. Cumhurbaşkanlığı hükümetinin icraatlarına odaklıydı.

Oysa sistemin iki ayağı daha var, yasama ve yargı. Yeni sistem yargıyı daha bağımsızlaştıracak, Meclis’i daha güçlendirecekti.

Yargı ve yasamanın yürütme üzerindeki denetimi nasıl işledi? Etkinleşti mi? Yasama faaliyeti, yürütmenin kontrolünden çıkacaktı, çıktı mı?

Hükümetten tasarı gelmeyecek, teklifleri milletvekilleri hazırlayacaktı, hazırladılar mı?

Yalnızca Cumhurbaşkanı’nın yemin ederek göreve başlamasının yıldönümü değildi. Cumhurbaşkanlığı sisteminin de başlangıç tarihiydi.

Yürütmenin performansı değerlendirildi. Ancak sistemin genel performansıyla ilgili bir değerlendirme yoktu.

Cumhurbaşkanı, 180 günlük eylem planındaki hedeflerin yüzde 93 oranında tutturulduğunu söyledi.

Sistem değişikliğiyle yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki ayrımın da netleştirildiğini vurguladı.

Yani artık birbirlerinin alanına girmeyecek, yetkilerini gasp etmeyeceklerdi.

Ama kuvvetler ayrılığının, bu tür müdahalelerden kurtulduğunu gösteren örnekler sunmadı. Kıyaslanabilir somut verilerle ortaya koymadı.

Ölçü olacaksa, elimizde şöyle bir karne var... Üstünden iki yıl geçti. Ve AK Partili Rümeysa Kadak, önerdiği kanun tasarısının da soru önergesinin de sıfır olduğunu açıkladı. Yeni sistemde olması gereken zaten bu diye. Bu muydu peki?

Cumhurbaşkanı, çıkardığı kararname sayısını da bir performans göstergesi saydı.

Aynı gösterge, Meclis’in performansı hakkında bize ne söylüyor mesela?

Tek başlı yönetimin, hızlı karar alma imkanının avantajlarını nasıl yaşadığımıza dair örnekler verdi. Dezavantajları ne oldu?

Birinci yıldönümünde, sistemin aksayan taraflarını tespit için bir çalışma yapılmıştı. Özellikle Meclis’in zayıfladığı ve milletvekillerinin işlevsizleştiğiyle ilgili aksaklıklar giderildi mi? Bunlara da değinmesini beklerdim.

Gerçi, detaylandırmamakla birlikte aksayan yanları olduğunu kabul etti. ‘Saat gibi tıkır tıkır işlemediği’nin görüldüğü anlamına geliyor.

Hatta, millet memnun değilse “Her türlü değişime” kapıyı açık bıraktı. “Biz yaptık, en doğrusu bu” diye milletle inatlaşmayacakları sözünü de verdi.

Tarihi bir milattı. Bir devri kapatacak, yeni bir devir açacaktı. Sistem değişikliği, yıldönümü sessizce geçiştirilmeyecek kadar büyük bir hadiseydi.

Cumhurbaşkanlığı icraatlarının yanında, sistemin yasama ve yargıyla ilgili vaatlerinin de bilançosu çıkartılmalıydı. Ne kadarı gerçekleşti?

Eksikliklerine rağmen, iki yıllık muhasebesinin atlanmaması önemli.

Vesayeti bir daha geri dönmemek üzere bitirmekten faizle enflasyonu tarihe gömmeye uzanan vaatleri vardı.

Artık ‘dış güçler’ gibi mazeretler ileri sürmenin imkanı kalmayacaktı. Her alanda uçuşa geçilecek, güçlü Türkiye doğacaktı.

Cumhurbaşkanı’nın sonuç değerlendirmesini dinledik. Nihai değerlendirmeyi elbet millet yapacak, günü geldiğinde takdir notunu verecektir.

TRUMP'IN UYGULAMASINA BENZEMESİN DE

AK Parti, sosyal medyayı düzenleyecek teklifi Meclis’e ulaştırdı.

Trump da Twitter’la takıştığında bir hışımla kararname çıkarmıştı. Sosyal medya platformlarını, kullanıcılarının paylaşımlarına karışırlarsa sansürden, karışmazlarsa içeriğin kendisinden sorumlu tutacaktı.

Paylaşımın kendisine karşı mı, kendisinden yana mı olduğuna göre değişecek yani uygulama. Örnekte görüldüğü üzere temel sorun, maddelerde ne yazdığından ziyade, nasıl kullanılacağında.

Mahkemelerin erişim engelleme ve içerik kaldırma kararlarında şimdiden yaşanmıyor mu bu sorun?

Güncelliğini kaybedip kaybetmediği, bilinmesinde kamu yararı görülüp görülmediği kriteri, haberin kime yaradığına göre değişmiyor mu?

Kararlar, adamına göre yorumlanmasına dayandıktan sonra ha yeni düzenleme yapılmış ha yapılmamış. Ne fark eder!

Kötü örnek emsal alınmaz. Belirleyici olan, düzenlemenin metni değil Trump’ın izinden gidilip gidilmeyeceğidir.