Alıntı Yazılar Patronlar ‘virüs vakası’nı fırsata çeviriyor; sendikacılar yaz rehavetinde!



ID:60214
Yayınlanma:
30 Tem 20

“Kıdem tazminatının fona bağlanması”yla ilgili yasal düzenleme girişiminin 1 Ekim’de başlayacak yeni yasama yılana bırakıldığının açıklanmasından sonra, sendikaların üst yöneticilerin büyük bir çoğunluğunun, biraz hareketlendikleri çizgiden, sanki sorun çözülmüş gibi, ”sessizlik modu”na geri döndükleri görülüyor. Muhtemeldir ki, sendika bürokratları, “Bu kıdem tazminatı meselesinde çok gerildik, çok yorulduk, uzunca bir tatili hak ettik” diyerek, “tatil modu”na girmişlerdir!

Ama patronlar tatil, sıcak, pandemi, yasa, hak-hukuk tanımadan hükümeti de arkalarına alarak, kârlarına kâr katmak için hiçbir fırsatı kaçırmadan ve işçilerin hayatlarına mal olacak felaketleri bile kendileri için kâra dönüştürecek yöntemleri devreye sokarak amaçlarına yürüyorlar. Dün gazetemizin manşetinde yer alan işçilerden gelen hükümetin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme tutumuna yönelik işçilerin tavır açıklamaları elbette çok önemli. Ama bugün burada bunu değil, “vaka sayısı 40’ı bulan Çanakkale’de kurulu Dardanel fabrikasında patronun aldığı “virüse karşı mücadele vakası”nı tartışacağız.

DARDANEL, MÜSİAD’IN ‘ÇALIŞMA KAMPLARI’ PROJESİNE ÖYKÜNÜYOR

Salı günü gazetemizde manşet olan habere göre Dardanel’in Çanakkale fabrikasında, Kovid-19 vakalarının artması üzerine patron parmak ısırtacak yaratıcı bir önleme başvuruyor!

“Çanakkale Valiliği İl Umumi Hıfzısıhha Kurulu kararı doğrultusunda Çanakkale fabrikamızda çalışan tüm personelimiz 14 gün gözetimli karantina altına alınmıştır” diyen Dardanel yönetimi, çalışanları izne göndermek yerine izindeki personeli ve hekim karlarıyla ev izolasyonunda olan işçileri de “işbaşı yapmaya” çağırıyor.

Çünkü patron, tüm işçileri bir öğrenci yurduna yerleştirip; onları her akşam servislerle yurda götürüp sabahları da yurttan fabrikaya getiren bir servis organizasyonu kurarak, işçileri aileleri ve dış dünyadan tecrit izole eden ama fabrikada onları dip dibe çalıştırarak, virüsün sadece işçiler arasında yayılmasını sağlayan bir yöntem icat etmiştir! Bunu da patron, “Çanakkale Valiliği İl Umumi Hıfzısıhha Kurulu kararı”na dayandırarak, uygulamasına meşruiyet ve yasallık kazandırmak amaçlamıştır.

Dardanel patronunun bu uygulaması, MÜSİAD’ın mayıs ayı sonunda gündeme getirdiği, “dışa kapalı üretim merkezleri” projesinin güncel bir uygulaması olarak devreye sokulduğunu gösteriyor. Murat Özveri hocamız, önceki gün twitter hesabından yaptığı açıklamada, Dardanel patronunun uygulamasını "Adına 'kapalı devre çalışma sistemi' denilen uygulama, yasaya aykırı bir şekilde çalışma kampı kurmaktır" diye niteledi.

DARDANEL’İN UYGULAMASI YASA VE HUKUK DIŞIDIR

Patronun uygulamasının Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’na, İş Güvenliği ve İş Sağlığı Kanunu’na ve İş Kanunu’na aykırı olduğunu da 9 madde ile açıklayan Özveri, patronun tutumunun “İşçinin can güvenliği yok saymak” anlamına geldiğine vurgu yaptı.

Dardenel patronunun bu girişimine DiSK/Gıda-İş Genel Başkanı Seyit Aslan da ayrıntılı bir açıklamayla tepki gösterdi.

“Bunun adı zorla çalıştırmadır, hukuk dışıdır. İşveren işçileri para cezalarıyla, kolluk kuvvetleriyle tehdit ediyor. Bu şekliyle bu fabrika bir çalışma kampına dönüştürülmüştür” diyen Aslan, şuna dikkat çekti: “Kamu kurumlarının alınan bu karardan hemen vazgeçmesi ve tam karantina uygulamasına geçilmesi gerekir. Sendika olarak her türlü girişimlerde bulunacağız.”

Dardanel patronunun uygulaması, ilk bakışta Dardanel Fabrikası’nda bir uygulama olarak gündeme getirilse de Evrensel okurları, mayıs ayından beri, MESS’in “MESS-SAFE”, MÜSİAD’ın “özel bölgeleri kurma” projeleri üstünden esnek çalışmanın önündeki engelleri kaldırma girişimleri tartışmalarını izliyor. Bu gelişmeler etrafındaki tartışmalardan anlıyoruz ki, Dardenel’deki “kapalı devre çalışma sistemi” denilen bu uygulama MÜSİAD’ın önerisinin(*) belki ilkel ama bugün ete kemiğe bürünen bir biçimidir. Çünkü böylece patron;

1) Pandemiye rağmen işe tam kapasite devam ettirerek,

2) İşçileri toplu olarak bir yurda götürüp sabah da oradan işe getirerek servis masraflarını düşürerek,

3) İşçini iş dışındaki bütün hayatını kontrolü altına alarak,

4) Devlet kurumlarının da desteğini alan patron, işçilerin can güvenliklerini yok sayıp birçok yasa maddesine açıkça ayaklar altına alarak işçilerin kazanılmış haklarını yok sayma konusunda öz güven kazanarak, işçi haklarını ihlal, “kurallı çalışma”nın yerine “kuralsız çalışma”yı geçirmede önemli bir mevziye girmiştir.

ESNEK ÇALIŞMAYA KARŞI TÜM EMEK GÜÇLERİNİN ORTAK MÜCADELESİ

Dolayısıyla Dardanel’in uygulaması sadece Gıda-İş’in sorunu değil tüm sendikaların, hatta tüm emek güçlerinin de dönem açısından birinci dereceden önemli sorunudur. Ve dahası konu sadece işçi sınıfının da değil tüm emekçilerin kurallı çalışma hakkıyla sıkı sıkıya bağlantılıdır. Tıpkı kıdem tazminatının sadece işçilerin değil 19 milyon emekçinin kazanılmış hakkı olması gibi!

Nitekim Dardanel uygulaması, MÜSİAD projesinin, MÜSİAD üyesi olsun olmasın tüm patronlar için hayata geçirmek için yarışa girmelerine yol açacak özellik taşıması gibi bir uygulama olarak yaygınlaşması, “yeni normalin gerçeği” olarak propaganda edilmesi de, hayata geçirilmek üzere yarışa girecekleri “yeni bir dönüşüm” dönemi olarak “resmileştirilmesi” de sürpriz olmayacaktır.

Bu saldırıyı püskürtmenin tek gerçekçi yolu ise sendikalar başta olmak üzere tüm emek güçlerinin tehlikeyi görüp ortak bir mücadele hattına girmek için üstlerine düşeni yapmaya başlamasıdır.

(*) İşçilerin, “MÜSİAD’ın çalışma kampı” dediği, 1000 işçinin ailesi ile birlikte (4-5 bin kişi) yaşayacağı; okulu, camisi, marketi, sosyal tesisleri içinde olan, gerektiğinde dışarıyla bağlantısı kesilerek faaliyetini sürdürebilen üretim tesisi anlayışı ile oluşturulan projesi ”Hitler’in çalışma kampları” ile “Cemaat-tarikat örgütlenmesi”nin sentezi bir girişim olarak ortaya çıkmaktadır.İhsan Çaralan/Evrensel