Fikir ve Analiz Bitmeyen mesele: İdlip / Hediye Levent



ID:60215
Yayınlanma:
30 Tem 20

İdlip bir süredir pek gündemde değil. Bu durumun sebebi İdlip’in sakinleşmesinden, Türk-Rus devriyelerinin durumu kontrol altına almasından kaynaklanmıyor.

Bir süredir Libya sorunu gündemin ilk sırasında. Libya’ya taraf olan ülkeler o kadar kararlı ki, kısa süre önce Türkiye-Mısır savaşı çıkar mı senaryoları bile tartışılır oldu.

Diğer taraftan zaten ekonomik ve siyasi krizle boğuşan Lübnan’da Hizbullah ile İsrail çatışmanın eşiğine geldi. Şimdilik durum kontrol altında gibi görünüyor ancak kısa süreli de olsa bir çatışma riski hâlâ var.

Bölgede her gün yeni, bir veya birkaç sorun patlak veriyor. Korona salgınının tırmanışa geçmesi ve Suriye dahil bölge ülkelerinin çıkış aradığı ekonomik krizler gündemin standart başlıkları.

İdlip, bir süredir bu yoğun gündemin gölgesinde kalan meselelerden oldu. Ancak İdlip, için için kaynıyor. Türk-Rus ortak devriyelerine yönelik saldırılar sıklaşmaya başladı. Keza, İdlip içinde küçük bir bölgeye sıkışan cihatçı-silahlı gruplar arasında birkaç yıldır devam eden huzursuzluk açık silahlı çatışmalara dönüştü. Bu grupların mensuplarının bir kısmı yeni gruplar kurdu veya çatı yapılar oluşturdu. İdlip’e ilişkin belirsizlik sürdükçe içeride sıkışan grupların huzursuzluklarının büyümesi beklenen bir durumdu. Ancak cihatçı-silahlı gruplar arasındaki huzursuzluk oradaki Türk-Rus varlığını ve aynı zamanda İdlip konusunda Türkiye ve Rusya’nın uzlaşmalarını da doğrudan etkiliyor.

Hatırlatma niyetine biraz geriye gidecek olursak; Suriye ordusunun Rusya destekli her operasyonundan sonra Türkiye yoğun diplomatik girişimlerle süreci yavaşlatmaya çalıştı. Bu girişimler büyük ölçüde başarılı olsa da Suriye ordusu her operasyonda İdlip’teki cihatçı-silahlı grupları Türkiye sınırına doğru biraz daha itti.

Son büyük askeri operasyonla Suriye içindeki en önemli iki karayolu M-4 ve M-5’e kadar ulaşan Suriye ordusu bazı bölgeleri kontrol altına alarak durdu.

Türkiye ve Rusya arasındaki son anlaşmaya göre, bu karayollarının Suriye devletinin kullanımına açılması gerekiyordu. Şunu belirtmek gerek; karayollarından biri İdlip’ten Dera’ya yani Suriye’nin kuzey sınırından güney sınırına kadar uzanıyor. Diğeri ise, İdlip’ten Türkiye sınırına paralel olarak Irak içine kadar açılıyor. Karayollarının tamamı silahlı grupların kontrolünde değil ancak bir kısmının kullanılamıyor olması ülke içindeki nakliyatı büyük ölçüde etkileyebiliyor.

Bu karayollarının silahlı grupların elinden çıkması stratejik açıdan çok önemli bir avantajlarını kaybetmelerine yol açtı ve cihatçı-silahlı gruplar karayolu ile Türkiye sınırı arasındaki küçük bir alana sıkıştı.

Bu karayollarının İdlip sınırları içinde kalan kısmının güvencesi Türk-Rus devriyeleri idi. Bekaları belirsiz, kendi içlerinde huzursuz, sürekli çatışan, çok kısıtlı destek alabilen cihatçı-silahlı grupların Türk-Rus devriyelerine saldırılarını sıklaştırmalarının sebebi de tam olarak bu. Varlıklarını ve güçlerini hatırlatmak, Türkiye-Rusya anlaşması ile bir kez daha askıya alınan İdlip meselesinin bir kez daha patlamasını sağlamak…

Ancak İdlip meselesinin bir de Rusya’yı ilgilendiren kısmı var. Suriye’de, ABD’nin Sezar Yaptırımları’nı yürürlüğe koyması ile zaten var olan ekonomik kriz çok ağırlaştı. Fiyatlar fırlamış durumda. İnsanlar elindeki parayı dövize çevirmeye başladı. Bugünlerde dolar düştü ancak piyasada Suriye Lirası bulunmuyor. Ancak bu durum sürdürülebilir değil. Büyük ihtimalle Kurban Bayramı’ndan sonra döviz yeniden fırlayacak ve ekonomik krizin etkilerini hafifletebilecek acil çözümler bulunması kaçınılmaz hale gelecek.

Krizi hafifletecek en önemli unsurlardan biri ülke içindeki nakliyatı sağlayan M4 ve M5 karayollarının tamamen açılması. Karayollarının tarım arazilerinin ekiminden yakıt nakliyatına, Ürdün sınırındaki Dera’dan Irak sınırındaki Haseke’ye kadar ticaretin yeniden canlanması gibi bir çok etkisi olacak.

Rusya açısından Suriye’de istikrarın sağlanması gerekiyor ve bunun için de ekonomik krizin hafiflemesi gerekiyor. Aynı zamanda İdlip içindeki grupların Lazkiye’deki Hmeymim üssüne yönelik saldırılarını artırmaları Suriye’deki Rus varlığını da tehdit ediyor.

İdlip’e yönelik yeni bir askeri operasyonun başlamasını zorunlu kılan şartlar genel olarak bunlar ve sahadan gelen sinyallere göre bir operasyon hazırlığı da yapılıyor. Muhtemelen yine İdlip’in tamamının kontrol altına alınması için topyekun bir operasyon olmayacak ve M4-M5 karayollarının Rusya destekli Suriye ordusu tarafından güvenliği sağlanacak kadar bir bölgenin ele geçirilmesi hedeflenecek. Bu durumda İdlip içindeki cihatçı-silahlı gruplar daha da küçük bir bölgeye sıkışacak. Ayrıca, yeni operasyona Uygur ve Çeçen cihatçıların aileleri ile birlikte gelip yerleştikleri Cisr Eş Şuğur kasabası ve çevresi de dahil olacak gibi görünüyor ki, bu da yeni bir kaos içinde kaosu getirebilir.

Aslında İdlip meselesine ilişkin bir başka önemli nokta da TSK’nın bir süredir açıkça cihatçı grupların saldırılarının hedefi olması. Gerçi her saldırı sonrası İdlip’teki gruplar araya girip durumu sakinleştirmeye çalışıyor ancak TSK’nin doğrudan en azından radikal gruplara cephe alıp almayacağı da belirsiz. Rusya’nın Türkiye’yi buna zorladığı kesin ancak Türkiye, Suriye içinde kalmasını sağlayan İdlip’in tamamen Rusya destekli Suriye ordusunun kontrolüne geçmesini ister mi? Veya Rusya-İran-Şam Türkiye’ye El Bab ve diğer yerlerde olduğu gibi bir kez daha taviz verir mi? Türkiye-Rusya ilişkileri Türkiye’nin Suriye içinde nüfuzunu genişletmesini ve yeni tavizler almasını sağlayabilecek durumda mı?

Bu arada, herkesin malumu ancak İdlip’teki cihatçı gruplar Türkiye için de tehdit. TSK’nin bu gruplarla açıktan savaşması birçok güvenlik riskini tırmandırabilir.

Hediye Levent/Evrensel