Kültürün Yozlaşması



ID:50758
Yayınlanma:
26 Ara 19

"Toplumu açık bir şekilde tehdit eden, maddi ve manevi kültürüne savaş açan çarpık yaşantıların çocuklarımızın üzerindeki etkisini açık bir şekilde görmek mümkündür. Ailesine isyan eden gençler, annelerini dinlemeyen çocuklar ve ne derseniz deyin sadece bildiğini yapan delikanlılar bunlar bize savaş açan düşüncenin ürünüdürler."

İçinde bulunduğumuz toplumun norm ve değerleri, kültür ve geleneklerio toplumun yapı taşlarıdır. Onlar toplumun yazılı olmayan kurallarıdır. Bu kurallar birden oluşmazlar,  yılların verdiği birikimle sürekli kendini geliştirerek devam ede gelirler.

 ‘’Bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütününe kültür denir. Kültür, bir toplumun kimliğini oluşturur, onu diğer toplumlardan farklı kılar. Kültür, toplumun yaşayış ve düşünüş tarzıdır.’’

Her toplumun bu şekilde kültürel normları vardır. Bunların zarar görmesi ve kendinden sonraki nesillere aktarılmaması, gelecek nesillerin yozlaşmasına ve kendi kültürlerine yabancılaşmasına neden olur. Gençlere, geçmişin ve toplumun dinamizmini iyice kavratmak gerekir. İçinde bulunduğumuz bu kısır döngüde adeta toplumun normlarına, aile yapısına, geçmiş ve yaşantısına savaş açılmış gibi. Her taraftan yıpratma ve yıldırma çabaları. Kullandığımız kitle iletişim araçları ve evimizde vazgeçemediğimiz hatta çoğu yerde ‘’kıymetlimiz’’ dedikleri televizyonun getirdikleri toplumun normlarına savaş açması ve bunların hepsi. Kitle iletişim araçları doğrudan doğruya kültürel bir olaydır. Hepsinin temelinde toplumu ve fertlerini nasıl çok yönlü bir etkileşim ve tesirle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Bu iletişim araçları kültürün muhafazası ve gelişmesi açısından çok önemli rol oynuyor. Çünkü haber ve bilgi kaynağı olarak önemi ve bireylere tesiri gittikçe artmaktadır kitle iletişim araçlarının. Toplumun bunlara ayırdığı zaman dilimi buna en iyi örnektir.

Günlük yaşamımızda gördüğümüzde kıyametleri koparacağımız yanlışların televizyon aracılığı ile evimizin içine kadar girmesi ve hatta mahremimizde kol gezmesine müsaade etmemiz bizimde bu yozlaşmaya ortak olduğumuzun işaretidir. Kitle iletişim araçları, yabancıların ve kötü düşüncelere sahip insanların fikirlerini topluma empoze etme aracı olarak kullanılması ve bunun getirdiği yozlaşmalar. Topluma bu kadar zarar veren televizyonun evin başköşesine konulmasının bir izahı olamaz. Çocuklarımızda olmasını asla istemediğimiz kişiliklerin ve yaşayış biçimlerinin her akşam bizlere misafir olmasını kabul etmemiz ve aile ortamımızda var etmemizin ailemizde oluşturacağı tahribatı düşünmek lazım. 

Toplumu açık bir şekilde tehdit eden, maddi ve manevi kültürüne savaş açan çarpık yaşantıların çocuklarımızın üzerindeki etkisini açık bir şekilde görmek mümkündür. Ailesine isyan eden gençler, annelerini dinlemeyen çocuklar ve ne derseniz deyin sadece bildiğini yapan delikanlılar bunlar bize savaş açan düşüncenin ürünüdürler.

Kitle iletişim araçlarının varlığını inkâr edip bunlara sırtımızı dönmemiz de doğru değildir. Onların varlığını inkâr edemeyiz ama kendi kültürümüze, milli ve manevi değerlerimize katkı sağlayacak şekilde dizayn edebiliriz. Her genç yarın demekse bizde her gencimize kültürümüzü ve gelenek, göreneklerimizi aktarmakla görevliyiz. Bunu kendimize bir görev olarak görmeliyiz. Bu görev bizim hayatımızın bir parçası olmalı ve başucumuzda yer almalı.