Yazarlar Her İnsanın İmtihanı Farklıdır!



ID:57645
Yayınlanma:
30 May 20

Peygamber(s.a.v) " Allah’tan fakirlik istemeyin fakirlik bir kapıdan girdi mi; din öbür kapıdan çıkar"

Medeniyetler tarihi boyunca yaşama hükmeden toplumsal standartlar farklılık arz eder.  ve aynı çizgide seyretmez.!

Tarihsel evrelerde risalet ve ilahi tebliğin ulaştığı guruplar üretim ve dağıtım bazında zamanının en iyi standartlarını yaşamaları ilahi adaletin tesisi ile mümkün olmuştur.

Medeniyetler ilahi hitapları hafife almaları veya uygulamaktan imtina ettikleri süreçlerde patlayana kadar yiyenler ve ölene kadar seyreden, rahmetten yoksun, zalimlerin zahmeti ile bağırsak sefası ve mazlumların damak hasretine müptela oldukları toplumsal makûs kaderlerin kurbanları olacaktır.

Sahibelerden biri her sabah namazından sonra zikirleri söylemeden aceleden çıkıp gidermiş.

Resulullah (s.a.v) bir gün bu sahabeye "neden namazdan sonra hiç zikirlere katılmayıp hemen çıkıp gidiyorsun" diye sorar.

Sahabe; "ya Resulullah, bizim evde sadece bir abamız  (elbise) var, ben erkenden namaz kılıp gidiyorum ki, eşime veriyorum ki o namazını kaçırmasın"

Resulullah (s.a.v) o sahabe yeni bir aba (elbise) verir ve al bunu sende eşinde güzelce namazınızı kılın der.

Sahabe abayı (elbise)  alır gelir ve eşine verir.

Eşi bu durumdan hiç hoşnut olmaz ve kendisine; "sen ne yaptın bizim bu durumumuzu Resulullah'a mi şikâyet ettin? Bilmiyor musun Allah bizi bu durumda imtihan ediyor. Al ve bunu geri götür."

Sahabe yeni abayı  (elbiseyi) alır ve Resulullah’a geri getirip durumu izah eder.

Resulullah (s.a.v) "git ve eşini cennetle müjdele" der.

Sahabe acele eve gelir ve bakar ki eşi vefat etmiştir.

Fakirliğine sabreden mahrumlar şükreden varlıklılardan daha iyidir.

Ey mahrum ve mazlumlar, size bu mahrumiyeti reva görenlere karşı mücadele etmeniz ilahi bir sorumluluk taşıyacaktır.

Yalnız kaldığınızda da sizi zalime, zalimi de sizinle imtihan eden ilahi iradeyi unutmayın ve Allah’a güvenip şükrünüzü sadece "o''na yöneltin ki darlıkta ve genişlikte de sınavı başarılı ve rahman boyutlu bir şahsiyet sizde nevşu nema bulsun, kimisi açlıkla, kimisi de toklukla imtihan ediliyor. kimi sefa, kimisinin  cefa'dır imtihanı mesele derin azizim..!

Bu şükür, ahlak ve kaderiniz olsun. Bu ahlakı pekiştirmezsek Allah muhafaza sıkıntının ortadan kalkması ile Allah’ın kudretine olan sadakat, gaflet ve delalet olarak ön plana çıkar. Beşere iyilik, iyilik karşılığında teşekkür olacaksa; Allah’ın ikramı da şükür’ü gerektirir.

İkram ve şükrü unutanlar şüphesiz nankörlerdir. Kanaati unutanlar doymak bilmeyen nankörler olup, aç’lığın ve mutsuzluğun köleleridir.

İnsanlar şükür'ü kesmedikçe Allah’tan nimet artışı eksilmez.

(Hz.Ali as)

"güvendiğiniz dağlara kar yağdığında, en güzel çare, dağ ile kar'ı baş başa bırak. Gün gelip karlar eridiğinde, dağ yolunuzu gözleyince, en güzel cevap başka bir dağdan selam yollamaktır.!"! (şems-i Tebrizi ra)

Hüsnü niyeti samimiyeti ve doğru kardeşlik ihmal ve istismar edilmemelidir. Bu erdemlerin ihmali veya sabote edilmesi erdemlerin sahibinin başkalarına kullanmalarına engel teşkil edebilir. bu da başkalarına gidecek hasenatın en büyük engeli olacaktır.

Birine yapılacak en büyük kötülük size güvendiğinden eminseniz o'na hayal kırıklığı yaşatmayın. çünkü belki de en son ümidi sizdiniz.!

Alman bilim adamı Boch ne güzel ifade etmiş. “insanların güvenini kaybedeceğime para kaybetmeye razıyım."

Allah birine bela ve musibet ile mahrumiyet nasip etmişse o'nu belki de, çevresi ve dost bildikleri ile sınıyor ki, Hz.Ali(as) "düşen, kalkan bir dostunuz olsun çünkü nimetin kıymetini en iyi o bilir." insan varlıkta göremediği ve yaşamadığı bazı vaziyetleri görmenin en iyi yolu yoklukta saklıdır.

Beşeriyetin bir kısmı varlıkta imtihanda iken, bir kısmı da yokluğun sınavındadır. Varlığın sınavı basittir, amma yokluğun sınavı çok zor ve çetindir.

Bazen varlık hidayetin ve sapıklığın sebebi olurken bazen de yokluk ve sefalet için sebep olurlar.

Varlık sadece menfaatle ifade edilmez, sıhhatten, imkânlara kadar hepsi beşer için varlık ve yokluk da imtihan sebepleridir. Önemli olan sebepler zincirinde rolünü doğru oynamandır azizim.

Rabbine karşı her haline şükredenler bu sınavın başaranlarıdır.

"hesap günü ne fakirlik, ne de zenginlik tartılacaktır. Fakat sabır ile şükür tartılacaktır."

Yahya bin Muaz r.a dinleyelim,

Kendisine, fakirlik nedir diye sormuşlar, 'fakirlikten korkmaktır' demiş. bu kez zenginlik nedir diye sorulunca, şu harikulâde cevabı vermiş: "Allah’a güvenmektir.".!

Her haline şükretmeyi ilke edinen insanlar, dünya ve ahiretin bahtiyarlarıdır.

Allah’a çok şükredin çünkü şükür nimeti artıran kadim bir ilahi vaattir. .

İslam sefaleti öngörmez, ama varlığın şımarıklığını da tasvip etmez.

Şükür ve kanaat’ı ahlak edinen fert ve toplumlar en zengin ve en mutlu bir medeniyete sahip olacakları da sosyolojik bir gerçektir.

Çok şükür, elhamdülillah…