Fikir ve Analiz AK Parti zemininde beliren üç fay hattı / Murat Yetkin



ID:60392
Yayınlanma:
03 Ağu 20

İstanbul Sözleşmesi tartışmaları, koronavirüs önlemleri ve ekonomideki tablo AK Parti zemininde fay hatlarına yol açıyor.

AK Parti’nin önceki Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya üzgün. Çünkü, “Ayasofya’nın zincirlerinin kırıldığı, tüm dünyanın Türkiye’yi konuştuğu tarihi bir atmosferde” kadına şiddete karşı İstanbul Sözleşmesinin gündeme getirilmesini “manidar” buluyormuş. Bir partidaşı Kaya’ya İstanbul Sözleşmesini gündeme getirenin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olduğunu söylese iyi olur. Ve Türkiye’nin şu sıralar dünyada konuşulduğunda tek konunun Ayasofya olmadığını. Anlaşılan AK Parti istiyor ki sadece Ayasofya konuşalım ama hayatın akışı öyle değil. Siyaset mühendisliği ve algı yönetimi taktikleri bir yere kadar işliyor. Yine de Kaya şu sıralar AK Parti zemininde beliren üç fay hattından birine ister istemez dokunmuş oluyor.

AK Parti zemininde beliren üç fay hattını şöyle sayabiliriz:
1- Okulların açılışı yaklaştıkça büyüyen koronavirüs endişesi,
2- İstanbul Sözleşmesi tartışmasıyla başlayan sessiz kadın isyanı,
3- Ekonomik ve mali tabloda beklenen iyileşmenin sağlanamaması.
Bunlara tek tek bakalım. Sonra da bu durumun AK Parti’nin oy potansiyelini nasıl etkileyebileceğine.

Koronavirüs önlemleri çatlağı

Nisan sonu, Mayıs başında koronavirüs Covid-19 salgınıyla mücadelede başarı örnekleri arasında gösterilen Türkiye, şimdi “kaygı verici” bir konumda. Bu tanımı kullanan da Sağlık Bakanı Fahrettin Koca. Haziran ortasında günde 100 hastanın altına düşülebileceğini ilan eden yetkililer, Ağustos başında resmî rakamları 1000’in altında tutma gayreti içinde. Bu konuda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Haziran’da hafta sonu sokağa çıkma yasağının hiç olmazsa bir hafta daha uzatılması talebinin Erdoğan tarafından reddedildiği akıllarda.
Rakamlara güvensizlik had safhada. Bakanlığın Bilim Danışma Kurulu üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, artık yoğun bakımdaki hasta sayısının söylenmediği, söylenmeme nedeninin kendilerine de açıklanmadığını duyurdu. Türk Tabipler Birliği Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, hasta sayısının az gösterildiğini, bu durumun halkın işin ciddiyetini algılamasını engellediğini, uluslararası standartlara uyulmadığını söylüyor. Verilerin yeterince şeffaf olmaması nedeniyle Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, turist gönderme beklentisiyle gittikleri Almanya’dan eli boş döndüler.

Ayasofya açılışında Türkiye’nin her yerinden İstanbul’a koşup sonra memleketlerine dönen 350 bin kişi ve Kurban Bayramı’nda sahil beldelerinde dip dibe tatile koşan milyonlarca kişinin ortaya çıkaracağı tablo zaten Sağlık Bakanını kaygılandıran. Asıl sorun 31 Ağustos’ta açılma ihtimali olan okullar. Daha önce okulları değil, camiler ve AVM’leri açan Erdoğan hükümeti, okulları açacak mı? Özel okul ve şehir içi ulaştırma lobileri “ne olursa olsun” açılmasından yana. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk 31 Ağustos’ta kararlı ama hâlâ 4 ayrı senaryodan söz ediyor.

İstanbul Sözleşmesi çatlağı

Erdoğan, AK Parti’nin 2018 seçimlerinden bu yana, özellikle de 2019 yerel seçimlerinden sonra yaşadığı zemin kaybını tersine çevirmek isterken tarikat ve cemaatlerin oy şantajı tuzağına düştü. “Daha çok salavat getirene cennette daha çok huri verileceğini” öne süren “Cübbeli” Ahmet Ünlü’nün sözcüsü olduğu İsmailağa Cemaati türünden odakların İstanbul Sözleşmesinin iptali taleplerine muhatap oldu. Abdurrahman Dilipak gibi bir kadın düşmanını sözcüsü olduğu Düşünce Platformu adındaki çarpıtma jeneratörü odağın “İstanbul Sözleşmesini imzalaman hataydı, geri al” diyen raporuna muhatap oldu.

Dilipak’ın işi İstanbul Sözleşmesinin kadınları şiddetten koruyan özüne sahip çıkan AK Partili kadınları “fahişe” diye damgalamaya kadar vardırması, AK Partili Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin ve Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktarın yönetiminde olduğu Kadın ve Demokrasi Derneğini (KADEM) ismen hedef alması bardağı taşıran damla oldu. KADEM, kendi şerhlerini koyarak Sözleşmeye sahip çıktı. Bunda şimdiye dek AK Parti’ye omuz vermiş şehirli, yüksek eğitim almış, iş kurmuş kadınlarının devreye girmesinin payı oldu. (İstanbul Sözleşmesinin icra organı konumundaki Grevio’da Türkiye’yi temsil eden, daha önce AK Parti milletvekilliği ve Bakan Yardımcılığı yapmış Prof. Dr. Aşkın Asan’ın çıkışını bu bağlantıdan okuyabilirsiniz.)

AK Parti hâlâ kadın üyelerine ağır hakaret eden Dilipak’a dava açıp açmamayı düşünedursun Dilipak açıktan “Size oy vermeyiz” şantajına başladı bile. Erdoğan şimdiye kadar daha çok kadınlardan oy almıştı oysa.

Ekonomi tıkırında değil

Az önce bahsettik, önemli bir nedeni koronavirüs olmak üzere turizmden beklenen nakit girdisi sağlanamadı. Üstelik sadece turistler değil, Avrupa ülkelerinden tatile gelip döviz bırakan Türk vatandaşları da bu sene çekingen. Hem AB’nin seyahat yasağı var hem de bazı AB ülkeleri “gidip Covid kaparsanız, sağlık sigortanız yanar” diyor. Sadece Türkiye için değil ama ABD, Rusya, Brezilya gibi o listedeki diğer ülkeler için de.

Ulaştırma sektöründe de ciddi sıkıntı var. Yıllar sonra ilk defa bu Bayram’da belli başlı otobüs şirketleri ek sefer koyma ihtiyacı duymadı. Uçakların doluluk oranları açıklanmıyor. Parası olan kendi aracıyla seyahati tercih ediyor. İnşaat sektöründe düşük faiz patlaması TOKİ’nin elde kalmış binalarının satılmasından sonra bu hızla devam etmeyebilir. Otomotiv ve beyaz eşya üretimindeki artış gerçek, bu da Türk halkının yüksek enflasyona karşı taksitle alışveriş yoluyla korunma alışkanlığına döndüğünü gösteriyor.

Devam eden işten çıkarma yasakları nedeniyle işsizlikteki gerçek tablo henüz görülemiyor. Yayınlanan anketler halkın açıklanan enflasyon ve işsizlik rakamlarına inanmadığını gösteriyor. Hükümet bir yandan eriyen döviz rezervinin o kadar da önemli bir sorun olmadığını söylerken diğer yandan doları psikolojik sınır haline kendisinin getirdiği 7 liranın birkaç kuruş altında tutabilmek için ağır maliyetlere katlanıyor.

Oy potansiyeline nasıl yansır?

Ekonomik tablo, Erdoğan ve AK Parti yönetimin kayırmak istediği kesimlerle oy tabanının ciddi kesimini oluşturan küçük ve orta ölçekli iş sahipleri ve işsizlik endişesi içindeki çalışan kesimler arasında yeni fay hatları ortaya çıkarıyor.

MetroPoll araştırması, AK Parti’nin (dağıtılmamış) oylarının Şubat 2020 sonundaki yüzde 33,9’dan Haziran sonunda yüzde 30,3’e indiğini gösteriyor. CHP, Deva ve Gelecek partilerinde de belirleyici olmasa da yukarı doğru, MHP’de ise aşağı doğru hafif kıpırdanmalar gözleniyor.

Temmuz sonu anketi henüz açıklanmadı, ama Ayasofya etkisi görülebilir. Asıl Ağustos ve Eylül sonu anketlerine bakmakta yarar olabilir Ayasofya etkisinin ne kadar kalıcı olduğunu anlamak için.

Murat Yetkin