Kitap Şeyh Bedreddin kitabını nasıl yayımladık?



ID:60576
Yayınlanma:
07 Ağu 20

Şeyh Bedreddin üzerine imece yoluyla bir belgesel yapılacağını okuduğumda yayıncılığa ilk adım attığım günleri yeniden anımsadım. Çocukluk arkadaşım Konur Ertop’la ilk yayınevimizi kurduğumuzda ilk bastığımız kitaplardan biri Şeyh Bedreddin’di.

Yıl 1966. Çocukluk arkadaşım Konur Ertop’la birlikte bir yayınevi kurmaya karar verdik. Adını da Eti Yayınevi koyduk. İlk yayımlayacağımız kitaplar için de saygı duyduğumuz iki bilim adamının kapısını çaldık. Abdülbâki Gölpınarlı ile Prof. Dr. İsmet Sungurbey ile konuştuk, bize inandılar ve teklifimizi kabul ettiler. Sungurbey benim Hukuk Fakültesi’nde hocamdı.
İlk iki eser Şeyh Bedreddin’in ‘Varidat’ıyla ‘Sımavna Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin’di.
Günler ve geceler dördümüz bir aradaydık. Önsözü yazan hocam Sungurbey, yayıncılar olarak Konur Ertop’la bana ve bir de kütüphane müdürü Nurettin Kalkandelen ile genç araştırmacı Turgut Kut’a teşekkür etmişti.
Bâki Hoca ile çalışmak ayrı bir zevktir. Hiç kuşkusuz bazı şartları da vardır. Bedreddin’i yazmaya başladığında, Bedreddin üzerine yazılmış bütün kitapları toplattı.
Bazılarında öylesine yanlışlar buldu ki, sayfalar kırmızı kalemle yaptığı düzeltmelerden görünmezdi.
Aslında o kitapla uğraşırken fark ederdiniz ki; sevdiği kişileri inceler, ona kendini adardı. Yalnız eski edebiyatın uzmanı değildi, yeni Türk edebiyatının tanınmış adlarını da okurdu. Onların içinde en sevdiği yazar Orhan Kemal’di.
Kitabın oluşum sürecinde öğle yemekleri için Cağaloğlu’ndaki Sofra’ya giderdik. Daha sonra da oradan Sirkeci’ye iner, dondurma yerdik. Bu çalışmalar sadece gündüz yapılmazdı. Akşam sofralarında da devam ederdi. Bazı akşamlar da Üsküdar İhsaniye’deki evine giderdik.
Eti Yayınevi ile başlayan münasebetimiz Altın Kitaplar Yayınevi’nde devam etti.
Yunus Emre kitabını ve ‘Hüsn-ü Aşk’ı da bastık.
Zaman zaman da Nurettin Kalkandelen’in müdürlüğünü yaptığı üniversite kütüphanesinde buluşurduk.
Üniversite yıllarımda Çınaraltı’nda otururken, altın çerçeveli gözlüğü, büyük çantasıyla önümüzden geçerdi. Bâki Hoca ile bizi hocam Prof. Dr. İsmet Sungurbey tanıştırmıştı. İkisini de rahmetle anıyorum. Anılarımızda yaşıyorlar.
Bu kitapların bende bıraktığı izlerden söz etmeliyim. İlk yayıncılık deneyimim ve iki büyük insanla kurduğum dostluk. Şeyh Bedreddin denince hiç kuşkusuz belleğimizde iki şairin şiir kitabı canlanır: Nâzım Hikmet’in ve Hilmi Yavuz’un kitapları.
Gelelim bana bütün bunları hatırlatan film haberine... Belgeselin adı ‘Hakikat: Bir Şeyh Bedreddin Filmi’. Senaryosunu Hakan Alak ve Ali Şahin yazmış. Merakla bekliyorum.
Yazıyı yazarken elimin altında Bâki Hoca’nın son olarak Kapı Yayınları’ndan çıkan kitabı ‘Şeyh Bedreddin ve Manakıbı’ duruyor.
Okumanızı tavsiye ederim.