Kitap Çin Edebiyatına yakından bakış



ID:60659
Yayınlanma:
09 Ağu 20

Akademisyen Eyüp Sarıtaş imzalı “Çin Köy Edebiyatının Dünü ve Bugünü” adlı eserde Çin edebiyatının köy hayatı ve kültürüne ilgisini araştırıyor. Sarıtaş metinlerde kurduğu sağlam yapı sayesinde İngiltere'den Rusya'ya, Mo Yan’dan Sezai Karakoç’a farklı isimleri akla getirerek analiz ve karşılaştırma yoluyla düşünmeye sevk ediyor.

KAMİL EŞFAK BERKİ

Ünlü İngilizlerden H.G.Wells’in Kısa Dünya Tarihi (Varlık Yayınları) kitabında o koyu ironi sık sık su yüzüne çıkmaktadır. 1922 tarihli bu eserinde romancı, Çin’in tarihi derinliklerinde saklı kalmış romanlardan söz açar, bildiğimiz anlamda romanlar demeyi de ihmal etmez. Ve ardından: Çinli dostlarımız herşeylerini kapalı tutuyor, bari o romanlardan bizi mahrum etmeseler gibi edebî-fikrî bir sitemini görürüz.

Mao’nun Kültür Devrimi’nde (1966-1976) köylülerle işçiler eşit olsun anafikrini buluyoruz.

 

 
Çin Köy Edebiyatının Dünü ve Bugünü Eyüp Sarıtaş Demavend Yayınları 224 sayfa 2020

1935 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Sinoloji bölümünde başlayan Çince öğretimi ve Çin’e dair araştırmalar sürecinde Eyüp Sarıtaş, “Çin Köy Edebiyatının Dünü ve Bugünü” unvanlı çalışmasında bize Çin edebiyatını açmaktadır. Şiirde de önemli bir tarihi olan Çin’in geleneksel anlatı edebiyatı üzerinde oylumlandırarak durmuştur. Bugün Prof. Eyüp Sarıtaş’ın Hun-Çin, Uygur-Çin ilişkilerini incelediği kitapları, ayrıca İngilizce kitap ve makaleleri bir kitaplık rafını dolduracak sayıdadır. Prof. Sarıtaş’ın tesbitlerine göre, çağdaş Çin yazarları içinde, Çin halkının günlük hayatında konuştuğu sade dili eserlerinde büyük başarı ile kullanan Mo Yan’dır. 2012’de kendisine Nobel edebiyat ödülü tevcih edilmişti (Can Yayınları).

1936’DA NE OLDU

Çin Köy Edebiyatı metinleri, yazarının sılaya dair duygularının sanatkârane kaleme alınmış kayıtlarıdır. Yöneten duygu, nostaljidir denebilir. Sarıtaş’a göre: “Bu edebiyat türü, her ne kadar yaklaşık olarak bir asırlık bir geçmişe sahip olsa da, tüm Çin tarihinin akışı içinde özel bir yere sahip olması ve gösterdiği tesirler bakımından Çin’de büyük bir rağbet görmektedir.” Şimdi, beklenmedik bir edebiyat tarihi bilgisiyle karşılaşacağız. O da Köy Edebiyatı “teorisi”nin ilk olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde ortaya atılmış oluşudur. Amerikan İç Savaşı’ndan sonra Köy Edebiyatı türünde yazmak ABD’de popüler hale gelmiş. Artı, bu yeni alttür ile ilgili kurumlar İngilizce konuşulan dünyada yaygınlık kazanmıştır. Örnek verir Sarıtaş: “İngiltere’de yayınlanan Times gazetesinin 16 Ekim 1876 tarihli nüshasında yayınlanan haberin başlığı ‘Local Color*’ idi. Bu makalenin tümü Amerikan kültürü, sanatı ve alışkanlıklarını “Yerel Renkler” olarak tanıtıyordu.”

REKLAM

Paradoksal olan diyebiliriz, o dönemde İngiltere’de “Yerel Renk” tâbiri, edebiyat türü ve edebiyat türü ile ilgili bir kavram değildi. “1936 yılına kadar Times gazetesi “Yerel Renk” tâbirini sanatsal bir kavram olarak kullanmaya başlamıştır.” 1936’da ne oldu merakı mı doğmalı? Burası bulanık biraz. Yukarıdaki bir algı gözümü aldı. Genç ve haylaz ABD’de bir tarz doğuyor, İngiltere’den, “kuş bakışı” değil, us bakışı, hemen tanımlamaya girişiyor. Bu, Türk Edebiyatı’nda halâ noksan bir şeydir. Bu nedendir? Düşünmek, araştırmak ve hatta bulmak lâzımdır.

TENKİD RUHU VE PROPAGANDA

Bu incelemede, Köy Edebiyatı teorisini ilk geliştiren edebiyatçının Zhou Zuoren olduğu karşımıza geliyor. Ve ilginç ayrıntı: kavramı ortaya attıktan sonra, Macar yazar Jokai Mori’nin romantik ekolde yazılmış eserlerine duyduğu derin ilgiden etkilenerek “Köy Sanatı” tâbirini kullanmaya başlamış, buradan hareketle “Yerel Renk”e dair tâbiri ortaya atmıştır (s.17). Ancak, Zhou Zuoren’in “Yerel Renk” terimini İngiliz Amerikan edebiyat ortamından mı, yoksa Macar romancıdan mı aldığı anlaşılmıyor. Kitapta Çin Edebiyatında Köye Dair Tema; Gurbet Teması; 4 Mayıs Kültür Hareketi ve Çin Köy Edebiyatına etkileri (1966-1976); Geçmişteki Bazı Büyük Yazarların Çin Köy Edebiyatındaki Yeri; Mo Yan’ın, Shen Congwen’in, Jia Pingwa’nin Çin Köy Edebiyatındaki Yeri; toplamda 16 konu başlığı vardır.

Sayın Prof. Eyüp Sarıtaş, Türk Köy Edebiyatına Kısa Bir Bakış diye de konu açmış. Özü şöyle: “Türk köy edebiyatçılarının aksine, Çin Köy Edebiyatı alanında köyü tanımayan ve köyden gelmeyen yazarların eserler verdikleri hemen hemen hiç görülmemiştir.” Bu mukayese olmasa, eser eksik kalırdı, diyebiliyoruz. Bu karşılaştırmada tenkid ruhu buluyoruz. Bu önemli. Doğal olarak edebiyatın propogandaya âlet edilmesinden rahatsızdır bu akademisyenimiz. Bizde Köy Enstitüsü çıkışlı roman ve hikâyeciler var güçleri ile kutsal değerleri yıpratıcı yazmaya çalışmışlardır. Aykırı bir edebiyattır; bazı gazetecilerin gayretiyle yeni roman sanılmıştır. Köyü olanca ayrıntılarıyla anlatmak iyi. Fakat köyde dinî duyarlığı mahrum göstermek SSCB etkisi yüzündendir. Çiğ ve güdümlü bir romancılık dönemidir. Komünizm sona erdirildikten sonra, Rusya’da partiye uygun yazıcılık bitmiştir.

Köy romanının tabiî, saptırılmamış örnekleri yazılıyordu daha önce. Türk romancılığı bu doğallığı taşıyordu ve göstermiştir. Daha 20. Yüzyıl girmeden Nâbizâde Nazım Karabibik’i yazmış, 1909’da Ebubekir Hâzım Tepeyran’ın Küçük Paşa’sı gelir. 1932’de de Yakup Kadri Karaosmanoğlu Yaban’ı çıkarır. Rus romancılığında, Tolstoy ile Şolohov evrensel temaları köy insanında aramış ve başarmışlardır. Eyüp Sarıtaş’ın şu cümlesi de anlamlıdır: “Köylüleri saygı duyulacak hiçbir özelliği olmayan ilkel yaratıklar olarak resmeden Yakup Kadri’nin aksine, Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf’taki Yusuf karakteri saygı duyulması gereken, dürüst, kendine saygısı olan kişidir.” (s.52). Sezai Karakoç’un Kasaba Edebiyatı (Edebiyat Yazıları II) yazısı köy ve metropol arasında yeni bir edebiyat ortamı olarak önerilmektedir.