Alıntı Yazılar Aşı milliyetçiliği aşıya en çok ihtiyaç duyanlara zarar verecek / Sean O'Grady



ID:62280
Yayınlanma:
09 Eyl 20

Zengin Batı, daha test bile edilmeden önce tüm mevcut aşı stoklarını satın alıyor. Ancak bu sefer bencilce bir tutum takınan tek kişi Donald Trump değil

Oxford Üniversitesi/AstraZeneca ekibi, şansın da yardımıyla (ki burada büyük miktarda beceri ve mesleki adanmışlığı kastediyorum) bir Kovid-19 aşısı geliştirecek. Artık aşının yıl sonuna kadar regülatörlere sunulmaya hazır olacağını söylüyorlar. Koronavirüsün mutasyon geçirdiğine, dolayısıyla da insanların farklı versiyonlarına birden fazla kez yakalanabileceğine ve aşının bu nedenle daha az etkili olabileceğine dair süregelen endişelere karşın, her türlü aşının gelişi şüphesiz iyi bir haber.

 
Dünyadaki başka bir çok ekip de benzer ilerlemeler kaydediyor. Ruslar, beklenmeyen biçimde, aşıyı geliştirmeyi başardıklarını öne sürüyor. Görünüşe göre Başkan Putin'in kızı bunun için insan kobay olmuş, dolayısıyla bu doğru olmalı. Ama aşıya ilk önce kim sahip olacak?
 
Bir an için "Oxford aşısının" ilk önce sadece Oxford kentinde veya gerekirse Oxfordshire civarında yaşayanlara sunulacağını varsayın. Oxford/Oxfordshire dışında yaşayan ve daha acil klinik ihtiyaçları olan daha hassas durumdaki çok daha fazla sayıda insan, ön saflarda çalışan görevli ve siyahi, Asyalı veya azınlık kökenli yurttaş olsa bile; tüm o sağlıklı genç öğrencilerle altta yatan sağlık sorunu bulunmayan, zayıf ve siyahi, Asyalı ya da azınlık kökenli olmayan kişiler aşıya öncelikli olarak erişirdi.
 
Pek adil değil, üstelik hepimizin Oxfordshire'a girip çıkarak hastalığı gittiğimiz yere yayabileceğimiz düşünülürse pek etkili de değil. Yine de Oxford geliştirdiği için aşıyı da Oxford alır.
 
Böyle bir saçmalığa müsamaha gösterilmezdi. Ancak "aşı milliyetçiliği" diyebileceğimiz doktrin kapsamında ulusal düzeyde bu talep ediliyor. Çirkin bir ruh hali için çirkin bir ifade ve maalesef kanıksanıyor. Zengin Batı devasa satın alma gücü veya hükümetin dikte etmesiyle henüz test bile edilmeden önce tüm mevcut aşı stoklarını satın alıyor. Donald Trump, güvenirliğini umursamadan kasımdaki seçim gününe kadar bunların her Amerikalıya verilmesini istiyor. Bu genel anlamda gülünç bir hareket.
 
Ancak bu sefer Trump pek yalnız değil ve Batılı hükümetlerin çoğu hemen hemen aynı tutuma sahip. Gelişmiş dünyada yaşayan ve hassasiyet bakımından en son sırada yer alan bir kişinin hayatı, örneğin epideminin yerleşmeye başladığı Gazze'de yaşayan en hassas durumdaki kişinin hayatından daha değerli. Yoksul, fazla kalabalık, zayıf bir sağlık sistemine sahip ve her şeyde kıtlık yaşayan bu tür yerlerde, Kovid-19 en ölümcül halini alacak.
 
Diğer bir deyişle virüs, insan hayatının evrensel değeri anlayışını da yok ediyor. Ya da daha doğrusu, Batı'daki hiçbir aklı başında demokratik siyasetçinin ayağa kalkıp da kanıtlanmış aşının ilk serisini mesela risk altındaki Filistinlilere veya Yemenlilere göndermeyi (yani bağışlamayı) savunmayacağı düşünüldüğünde, kendi bencilliğimiz bu prensibe zarar veriyor.
 
Aslında Kovid'le ilgili sıradaki büyük küresel zorluk bu, yani aşının mali güç yerine tıbbi ihtiyaca göre dağıtılması. Ama Batı bu ihtiyacı karşılamakla ilgilenmiyor gibi görünüyor. Bu Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) üstlenmesi gereken türde bir görev ama tabii ki DSÖ Çin ve Amerika arasındaki güç mücadelesi sebebiyle zayıflatılıyor. Bölgesel güçlerin vekalet savaşlarıyla etrafı kuşatılanlar bir yana, orta gelirli ve gelişmekte olan ülkelerdeki kalabalık nüfus içindeki milyonlarca kişi daha gereksiz yere ölecek.
 
Bencil bir bakış açısına göre bile koronavirüsün imhası küresel bir temel haricinde başarıya ulaşamaz. Virüsün Kovid çukurlarında yaşamasına izin verilemez çünkü o çukurlarla sınırlı kalmaz.
 
Önce Amerika ve yaygın milliyetçilik çağında aşının akılcı, klinik temelli bir dağıtım şansı pek yok ve şu anda dünya çapında bir merhamet eksikliği var. Donald Trump'ın kendi halkına dair ölü sayısını ifade ederken duygusuzca söylediği gibi, "yapacak bir şey yok". Dünyanın talihsizliği Kovid-19 pandemisinden ziyade liderlerin küresel başarısızlığı.
 
Sean O'Grady/Independent 
 
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve 7Sabah'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.