Görüş ve Düşünce Rus uzman: Mısır ve BAE, Türkiye’ye karşı Arap milliyetçiliği kartını oynamaya çalışıyor



ID:62477
Yayınlanma:
12 Eyl 20

Arap Birliği’nin video konferans yoluyla düzenlenen 154. Dışişleri Bakanlığı Konseyi toplantısında, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) temsilcileri Türkiye’yi, bölgedeki faaliyetleriyle “Arap ülkelerinin güvenliği için tehdit” oluşturmakla suçladı.

Bu ülkelerin Arap Birliği’ndeki etkisi dikkate alındığında bunun, örgüt üyelerinin ortak ve üzerinde mutabık kaldığı bir duruş olduğunu söyleyebilir miyiz?

Rusya Yüksek Ekonomi Okulu Ulusal Araştırma Üniversitesi’nin kıdemli öğretim görevlisi, Ortadoğu uzmanı Grigoriy Lukyanov, bu ülkelerin Arap dünyasındaki ağırlığına rağmen Türkiye karşıtlıklarına tüm Arap Birliği üyelerinin katılmadığı görüşünde.

Lukyanov, Mısır ve BAE’nin genel olarak Arap Birliği’nin duruşunu temsil etmediğini kaydederek bu konuda şu değerlendirmede bulundu:

“Zira bu iki ülkenin eylemleri öncelikle kendi çıkarları ve özellikle Libya ve Doğu Akdeniz’de Türkiye ile yaşadıkları çatışmadan kaynaklanıyor. Türkiye’nin Libya’daki etki alanını genişletmesi, Kuzey Afrika bölgesine yayılması, Cezayir ile yakınlaşması ve diğer eylemleri Mısır için son derece istenmeyen bir durum. Bu yüzden Mısır, tüm Arap ülkelerinin duruşunu tek bir duruş haline getirmeye ve Türkiye ile çatışmasını tüm Arapların Türkiye ile çatışması gibi göstermeye ve böylelikle Arap milliyetçiliği ve sözde ‘ortak düşman’ karşısında Arap dayanışması kartını oynamaya çalışıyor. Bu bağlamda, Halife Haftar ve Doğu Libya hükümetine verilen destek anlamında Mısır’ın müttefiki olan BAE ayrıca Suriye’de ve Katar krizinde de Türkiye ile çatışıyor. Bu yüzden Mısır ve BAE, Türkiye’yi karalamaya, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun Arap kısmındaki ekonomik genişlemesini durdurmaya ilgi duyuyorlar. BAE, Türkiye’nin bölgedeki etkisinin büyümesini engellemek amacıyla Arap Birliği nezdinde geniş koalisyon oluşturma çabalarına büyük katkıda bulunmaya hazır. Fakat tüm Arap ülkeleri bu tutumu paylaşmıyor. Hatta aksini görüyoruz. Misal Tunus ve Cezayir. Bu ülkeler Libya konusunda Türkiye’nin endişelerini paylaşıyor. Üst düzey Türk heyetlerinin bu yıl Kuzey Afrika’nın bu iki ülkesine yaptığı ziyaretler, Türkiye’nin bu ülkelere yatırım yapma ve onlarla ticari ve ekonomik işbirliğini geliştirme niyetini sergiledi. Elbette bu, Tunus ve Cezayir hükümetlerini düşünmeye zorlayan ve Mısır ile BAE’nin Arap Birliği’ne yönelik Türk karşıtı radikal söyleme destek vermemeye teşvik eden önemli bir faktör”.

Ayrıca Arap Birliği’nin, bölgedeki çatışmaları çözüme kavuşturacak bölgesel bir yapı olarak etkinliğine şüpheyle yaklaştığını ifade eden Lukyanov, bunun başlıca nedeninin örgüt içindeki birlik eksikliği olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Arap Birliği uzun yıllardır konsolide bir bütün değil. Afrika ve Asya’da yer alan, orta ve uzun vadede farklı ekonomik ve politik çıkarları olan çok sayıda ülke söz konusu. Bu yüzden Arap Birliği içinde birlik yok. Dolayısıyla bölgedeki çatışmaların ve üyeleri arasındaki tartışmaların çözümünde etkisi yok. Genel olarak Arap Birliği’nin otoritesi de oldukça düşük. Bu durumun öngörülebilir gelecekte değişeceği de beklenmemeli”.