Fikir ve Analiz Normalleşme Süreci ile Mücadelede Filistin'in Seçenekleri



ID:62623
Yayınlanma:
14 Eyl 20

BAE ve Bahreyn'in Siyonist Rejim İsrail ile ilişkilerini normalleştirme girişimlerinin ardından Filistin'in bu sürece karşı mücadelede hangi girişimlerde ve tepkilerde bulunabileceği sorusu akla geliyor.

Gerçekte  Siyonist Rejim İsrail ile  ilişkileri normalleştirme  yeni bir olay değildir. Bu süreç  BAE ve Bahreyn ve de diğer gerici Arap ülkelerin  Siyonist Rejim ile  dolaylı ilişkiler kurması ile başladı ve şimdi de tamamen alenileştirildi.  Filistin ise  bu sürece karşı mücadelede farklı seçimlere ve girişimlere baş vurabilir. 

İlk seçenek,  Filistin Özerk Teşkilatı'nın  pratik adımıdır.  Filistin Özerk  Teşkilatı   Siyonist Rejim İsrail ile uzlaşma ve müzakerenin  hiçbir sonucu olmadığını  ve sırf yenilgiye mahkum olduğu gerçeğinin farkına varmalıdır.  Bu yüzden  Ramallah,  müzakere ve uzlaşma yaklaşımını devre dışı bırakmakta  ve bu süreci durdurmakta  ciddi bir tutum sergilemelidir.  Aynı zamanda  Arap Birliğinin de yeni normalleşme anlaşmalarına gösterdiği tepkiler de bu tür birliklerin Filistin'in çıkarlarını pratikte hiçe saydıklarını gözler önüne serdi.  Bu yüzden Filistin Özerk Teşkilatı  bu tür işlevsiz kurum ve kuruluşlardan çıkmalıdır. 

  İkinci seçenek ise   Filistin Özerk Teşkilatı'nın   Arap ve İslami ülkeler yerine milletleri ile ilişki kurmaya çalışmasıdır.  Aslında İslam İnkılabı Kurucu Lideri  İmam Humeyni de   İslam İnkılabı zaferinin ardından   doğrudan İslami ve Arap milletlerini muhatap aldı. Çünkü İmam Humeyni de   Arap hükümetlerinin  Siyonist Rejim ile uzlaşmak istediklerini ve bu yönde adım attıklarını biliyordu.  Buna esasen   İslam İnkılabı Kurucu Lideri  Ramazan ayının son Cuma gününü  Kudüs günü olarak adlandırmışlardı.   Şimdi de  uzlaşmacı Arap hükümetlerinden umudunu kesen ve onların riyakar yüzünü açıkça gören  Filistinli gruplar ve hükümetler   bu kez İslam ve Arap ülkeleri milletleri ile doğrudan bağ kurmayı hedeflemişlerdir.  Bu doğrultuda  Filistin İslami Direniş Hareketi-HAMAS  temsilcisi Halit Kuddumi Tahran'da  İslami milletler ile bağların kurulması zaruretine ve İslami milletlerin  küçücük Arap ülkelerinin Siyonist Rejim İsrail ile  ilişkilerini normalleştirme ve Filistinlilerin haklarını ihlal etmeye tepki göstermelerine vurgu yaptı. 

Filistinlilerin üçüncü seçeneği ise  Siyonist Rejim İsrail ile sağlanan bu normalleşme anlaşmalarının boyutları, sonuçları ve yan etkilerini açık bir şekilde anlatmaktır.  Bir yandan  gerici Arap ülkelerin  Siyonist Rejim İsrail ile  normalleşme anlaşmasını imzalarken bunu hiç bir şeye karşılık imzaladıkları anlatılmalıdır.  Bir diğer yandan ise   Amerika'nın  Arap ülkelerine yönelik baskıları ve  bu ülkelerin  Amerika baskılarına karşı teslim oldukları meselesi  de belirginleşmelidir.   Gerçekte   Siyonist Rejim ile ilişkileri normalleştirme sürecinde  Arap halkının çıkarları göz önünde bulundurulmamış sırf Arap hükümdarlar ve onların Batı'ya bağımlılıkları  düşünülmüştür.   Bu da  İsrail ile ilişkilerini normalleştiren Arap ülkelerde yönetim ve halk arasında büyük çatlakların olduğunu gösteriyor. 

Aynı zamanda  Arap kamuoyunun  hükümetlerinin  Siyonist Rejimi meşrulaştırmak istedikleri ve Filistinlilerin meşruiyetsizliği yönünde çaba gösterdiklerini anlamaları şarttır.   Arap kamuoyunun  ikna edilmesi ve bilgilendirilmesi   bu ülkelerde ciddi kaygılara ve korkulara neden olmuş ve onların meşruiyet krizini körüklemektedir. 

Filistin'in önündeki dördüncü seçenek ise  aktif direniş stratejisinden yararlanmaktır.   Uzlaşma ve müzakerenin bir kenara bırakılması   aktif direnişe yol açan sürece yol açabilir.  Batı Şeria-Gazze Şeridi  ikileminin kenara bırakılması  da Siyonist Rejimin korkmasına ve ürkmesine de neden olacaktır.  Direnişin  Filistin milli kimliği çerçevesinde tanımlanması ve de bölge düzeyinde direniş imkanlarından yararlanılması  Arap uzlaşmacılara ve Siyonist Rejime ağır darbeler indirecektir.