Politika CHP'den Doğu Akdeniz çıkışı: Merkel'i bırakın Meclis'e bakın



ID:63036
Yayınlanma:
21 Eyl 20

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, AB Liderler Zirvesi öncesinde hükümete 'Doğu Akdeniz' çağrısı yaptı: Almanya Başbakanı Merkel ile bunca gizli pazarlık oluyor. Karşılıksız jestler yapılıyor, tavizler veriliyor ama TBMM'ye bilgi verilmiyor. Oysa Türkiye Cumhuriyeti tarihinde dış politikada her zaman en büyük destek ve dayanışma hep Gazi Meclis’te gerçekleşmiştir.

TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Türkiye'ye yaptırımların tartışılacağı Brüksel'deki AB Lider Zirvesi'nde öncesinde AB liderlerine çağrı yaptı, "Türkiye’ye haksız yaptırımlar getirmek Doğu Akdeniz’deki sorunları çözmez. Tersine Türk halkındaki AB yönelimini, acil ihtiyaç duyulan demokratik reform süreçlerine desteği yok eder" dedi. 

Çakırözer, Yunanistan ile 'önkoşulsuz görüşme' mesajı veren iktidara da seslenerek "Ege ve Akdeniz’de sorunlar tabi ki diyalog ile diplomasi ile çözülmeli. Ama karşılıksız tavizler barış getirmez. Meseleyi TBMM’ye getirin muhalefetin desteğini isteyin" dedi.

Çakırözer'in açıklamaları şöyle: 

"Avrupa Parlamentosu geçen hafta Türkiye'ye karşı çok haksız ve tamamen Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi yanlısı bir karar aldı. Bu hafta da AB Konseyi aynı gündem ile toplanacak, belki yaptırımları görüşecek. Şimdiden çağrıda bulunuyorum: Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Fransa'nın baskısıyla alınacak ekonomik yaptırımlar hiçbir sorunu çözmez.

Gerçek çözüm Ege ve Doğu Akdeniz’de sorunun taraflarının oturup aralarında anlaşmalarıdır. Bu anlaşmanın temel ilkesi de bellidir: Hakkaniyet. Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin hakkı hukuku korunmadan bulunacak çözümün de, alınacak yaptırım kararlarının da hiçbir anlamı olmayacaktır.

"VİZESİZ SEYAHAT HAKKI BİR AN EVVEL VERİLMELİ"

Alınan her yaptırım kararı Türkiye’yi, AB değerlerinden, ilkelerinden, reform hevesinden uzaklaştıracak, Türkiye'de yurttaşların hala yüksek çıkan Avrupa’ya yönelimini son derece olumsuz etkileyecektir. AB’ye karşı güvensizliği pekiştirecek ve Türkiye’yi Mustafa Kemal Atatürk’ün muasır medeniyet çizgisinden, Batı’dan koparmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürecektir

Yapılması gereken Türkiye AB yakınlaşmasını destekleyecek, güçlendirecek adımları ortak atmaktır. Bunların başında da Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi, donmuş bulunan üyelik sürecimizin canlandırılması ve vizesiz seyahat hakkının bir an önce Türk Cumhuriyeti vatandaşlarına verilmesidir.

"HEP JEST YAPAN TARAF BİZ OLUYORUZ"

Bakıyoruz Ege'de, Doğu Akdeniz'de hakkı hukuku çiğnenen Türkiye ve KKTC olmasına rağmen hep jest yapan taraf biz oluyoruz. Almanya Başbakanı Merkel ‘Aman savaş gemilerinizi çıkarmayın’ diyor, çıkarmıyoruz. Ama karşılık olarak jest geleceğine gol yiyoruz. Yunanistan bizle anlaşma sözü verdiği gün Mısır’la anlaşma imzalıyor. Karşılıksız tavizle diyalog olmaz.

"KARŞILIKSIZ TAVİZLERLE GERÇEK BARIŞ SAĞLANAMAZ"

Ankara’ya 'Oruç Reis'i ve donanma unsurlarını çek’ diyorlar. Hemen çekiyoruz. Ama çektiğiniz gün Yunanistan Cumhurbaşkanı silahlandırdıkları Meis Adasında, Türkiye’ye karşı açıklama yapıyor. Bir gün önce ABD Dışişleri Bakanı, Kıbrıs’a gidip sadece Rum tarafıyla bir araya gelmiş, şov yapmışlar.

Garantörlük anlaşmalarına aykırı bir anlaşma imzalamış. Türkiye’yi yerden yere vurmuş. KKTC’yi yok saymış. Tüm bunlara rağmen, biz bile bile gemilerimizi geri çekiyoruz. Akıl var mantık var. Çekeceksen bile bunları görünce o gün çekmemelisin. Karşılıksız jestler, tavizlerle gerçek barış sağlanamaz.

Bakıyoruz Yunanistan’dan hiçbir olumlu karşılık yok. Adaları silahlandırmaktan vaz mı geçtiler? Türkiye’yi Antalya Körfezine hapseden, Ege’yi ise Yunan Denizi haline getiren ölçüsüz hakkaniyetsiz talepleri değişecek mi? Doğu Akdeniz Enerji Forumu’na bugüne kadar dışladıkları Türkiye’yi davet mi ediyorlar?

"AĞIZ BİRLİĞİ ETMİŞÇESİNE 'KOŞULSUZ DİYALOG' DİYORLAR"

Kıbrıs’ta Rumlar ve Türklerin petrol ve doğalgaz gelirlerini paylaşması ilkesini kabul mü ettiler? Batı Trakya’daki Türklerin ihtiyaçlarını karşılayacak adım mı attılar? Hayır. Hal böyleyken devletin en tepesindekiler Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı hepsi ağız birliği etmişçesine 'Koşulsuz diyalog' diyor. Tabi ki diplomasinin en önemli unsuru konuşmak ve diyalog. Ama bu diyalogun mutlaka eşitler arasında, karşılıklı al ver diplomasisi yürütülmesi esastır. Tek taraflı taviz barış getirmez.

"MERKEL İLE BUNCA GİZLİ PAZARLIK OLUYOR"

Almanya Başbakanı Merkel ile bunca gizli pazarlık oluyor. Karşılıksız jestler yapılıyor, tavizler veriliyor ama TBMM’ye bilgi verilmiyor. Oysa Türkiye Cumhuriyeti tarihinde dış politikada her zaman en büyük destek ve dayanışma hep Gazi Meclis’te gerçekleşmiştir. Dışişleri Bakanı haksız yere Lozan Anlaşmasını kötüleyeceğine, derhal Meclis’e bilgi vermeli, muhalefet partilerinin görüş, eleştiri ve tavsiyeleri alınarak bu kritik süreç yürütülmelidir."