Yazarlar ASALAK NESİL TEHLİKESİ ..!



ID:63076
Yayınlanma:
22 Eyl 20

(Ah Yavrum,Vah Yavrum)

Asalak Nedir: Bir canlının içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak, onun zararına yaşayan başka canlı, tufeyli, parazit. Yani sürekli sırtta taşınan ve sırtta taşınmayı ve yaşamayı karakter edinen canlı ve haddi zatında yokluğu varlığından daha faydalı ve hayırlı olan canlı türleri. Bu yaratıkların yaratılış gayesi ve tabi oldukları hayat sistematiği ve kaderi ayrı bir meseledir. Halk arasında insan kanı ve anatomisi ile beslenen “BİT ”veya KENE  de denir. Kısaca kendi gayret ve çabasından aciz varlıklardır.

Eğitim evde Başlar, Okulda gelişir, Sokakta pekişir.!

Peygamber(s.a.v) "Hepiniz çobansınız ve güttüklerinizden sorumlusunuz."..

Çocuğun toplum içinde uyum içinde yaşayabilmesi, sorumluluk duygusu ve iç denetim kazanabilmesi için belli bir disiplin içerisinde yetiştirilmesi gerekir. Kural tanımayan, her istediği yapılmış, söz dinlemeyen çocuklar hem kolay mutlu olamazlar, hem de davranışlarındaki benmerkezci tutum nedeniyle sosyal çevre tarafından dışlanabilirler.

Bu nedenle çocuk psikolojisinde anne babaların çocuklarına bazı toplumsal kuralları ve sağlıklı davranış modellerini öğretmeleri çok önemlidir. Burada en önemli noktalardan birisi anne ve babanın çocuklarına kendi davranışlarıyla örnek olduklarını unutmamalarının gerektiğidir. Çocuktan önce kendilerini eğitmeleri gerektiğini idrak etmelidirler, Çünkü tarlaya ne ektiğini bilmeyen bir çiftçi beyhude çabaların kurbanı olur,

Kendisiyle ve birbirleriyle sürekli bağırılarak ve azarlayarak konuşulan çocuklar aynı davranışları kendi anne baba ve kardeşlerine gösterirler. Bu nedenle Çocuğun İlk öğretmeni ve İlk kahramanı olan Annelerin dünyada Çocuklarına bırakacakları en büyük miras güzel ahlaktır. Anneler ’in ve babaların da kahramanı güzel ahlakı tamamlamaya gelen Hz. Muhammed (sav) olmalıdır.

Aynı şekilde saygılı, çalışkan, girişken olabilmeleri için çocuklarımıza davranışlarımızla örnek olmalıyız. Aşırı katı disiplin uygulanması ise çocuğun korkak, öfkeli ve kızgın davranışlar sergilemesine yol açabilir.

Realitemize kısa bir bakış;

Hayatın gerçekliklerinden habersiz, duygusuz ve kendi ana babalarını anlamıyorlar.

Başkalarının çocukları için ağlamaya anlam veremiyorlar. Çünkü empatiyi öğretemedik! Yanı başımızdaki savaşlar, acı çeken çocuklar, ölen on binlerce insan onları hiç ilgilendirmiyor. Tüm acı gerçekleri çizgi film tadında izliyorlar ve yürekleri hiç acımıyor. Hayatlarının odağındaki tek şey eğlenmek. Eğlenemedikleri tüm zamanları kendilerine bir işkence olarak görüyorlar.

Kendileri için yapılan fedakârlıkların hiç farkında değiller. Kıymet bilmiyorlar ve vefasızlar. Herkesi kendine hizmet etmek için yaratılmış görüyorlar. İnsanlara verdikleri değer, onların isteklerini yerine getirebildikleri ve ne kadar eğlendirdikleriyle orantılı. .

Hayatlarında eğlenmeden başka bir amaç olmadığı için artık tek eğlence kaynağına dönmüş telefon ve tabletlerini ellerinden aldığınızda dünyanın sonunun geldiğini zannediyorlar.

Medeniyetin geleceği açısından endişeleniyoruz.!

Yirmi yıl sonra bu nesil, nasıl ana-baba olacak?

Kendine hayrı olmayan bu nesil nasıl çocuk yetiştirecek?

Evlerini nasıl idare edebilecek,!?

Ülkeyi nasıl yönetecek?

Ülkeyi nasıl savunup can verecek?

Bütün bunlar neden oluyor izah edelim;

Altın kafeslerde çocuklar yetiştiriyoruz artık. Uçmayı bilmeyen kuşlar gibi. Çocuklar hayattan bihaberdirler. Empati nedir bilmiyorlar.

Açlık nedir bilmiyorlar, yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında, acıkmalarına fırsat bile vermiyoruz. Öyle ki yemek yemeyi bile işkence görür hale geliyorlar. Lolipoplarla iştahlarını çaldık.

Hamburgerin çocuklarıdır Çeneleri bile sert şeylere çalışmıyor. Nazlı can ve Kibariye’nim çocukları oldular. Çeneleri Topkeklere alıştırılan çocuğun Çenesi Bakliyata hiç çalışmayacaktır. Patosun (Eskiden harman öğütme makinası) Çocuklarını kaybettik, yaşasın Çitos'un çocukları mı diyelim.?

Susuzluk nedir hiç bilmiyorlar. Hiç susuz kalmamışlar. Üç adımlık yolda bile susarlar diye yanımızda içecek taşıyoruz. Çocuk daha “susadım” demeden ağzına suyu dayıyoruz.

Çocuklar  hiç üşümüyorlar.  Soğuk havalarda evden çıkarmıyoruz. Okula giderken kırk kat sarmalayıp çıkarıyoruz dışarı, hiç titremiyorlar.

Elektrik kesildi diye beşinci kata merdivenle çıkan çocuğa ah yavrum, vah yavrum deyip, yarın bina yönetimi ile görüşüp jeneratör aldırtırız diye teselli merasimi düzenledik.

Çocuklar hiç ıslanmıyorlar, evden arabaya kadar bile üç metrelik mesafede şemsiyesini başına tutuyoruz. Saçına bir tek yağmur damlası düşürmüyoruz. Bu yüzden çocuklar ıslanmak nedir bilmiyorlar.

Yorgunluk nedir bilmiyor çocuklar. İki adımlık mesafelere bile arabayla götürüyoruz onları yorulmasınlar diye. Birazcık parkta koşsalar, hasta olacak diye engel oluyoruz. Onlar takatleri tükenecek kadar hiç yorulmuyorlar.

Yokluk nedir bilmiyorlar, daha istemeden her şeyi önlerine sunuyoruz. Bu yüzden varlığın kıymetini bilmiyorlar.

Onlar bir yanığın veya bıçak kesiğinin acısını bilmiyorlar.

Elleri yanmasın, kesilmesin sakın diye onlara ne bıçak tutturuyor ne ocak yaktırıyoruz.

Çocuklar hissetmiyor yaşamı, açlığı bilmediği için açlara acımıyor, üşümek nedir bilmedikleri için sokaktaki evsizleri umursamıyor. Yokluk nedir bilmedikleri için ekmeğe gelen zam onların dikkatini bile çekmiyor, haber kalabalığı olarak görüyor, gülüp geçiyorlar. Sıcak odalarında yaşadıkları için evsizlik nedir, sürgün nedir anlamıyor, savaşları, kurşunlanan, ölen insanları umursamıyorlar. Acımıyorlar……

Ekmeğin, elbisenin, Kısaca nimetin barışın ve huzurun, anne ve babanın Kıymetini bilmiyorlar, Komşunun ve Akrabanın hukuk ve sorumluluk bilinç ve duygusundan yoksun büyüyorlar...

Yaşlı ve özürlülere saygıyı özgürlüklerinin önünde bir engel olarak görüyorlar, Çünkü bir gün hayatın onları da aciz bırakabileceğini anlatmadık, hatırlatmadık.

Müdahale edilmezse gelecek iyi şeyler getirmeyecek güzel dünyamıza.

Eskiden bu tür çocuklar azdı ve peskuvit çocuğu derdik. Şu an peskuvit değil Coca Cola’nın zararlarını bilmeyen bu nesli Amerikan şurubunun esir aldığını ve  ayranı bile ilkel içecek saymalarının tek sebebi kapitalizm denen canavara kurbanlar verdik.

Sağlıklarını haftada bir antibiyotikle devam ettiriyoruz.

Yeme alışkanlıkları şekerli olması nermu-germ(Yumuşak-Sıcak)şeker nesiller üretti.

Bu sorunu yöneticiler derinden hissetmeli. Bu sorunun çözümü için ciddi çalıştaylar düzenlenmeli. Öğretim programları ve ders materyalleri revize edilmeli. Okulların duygu eğitimi, beslenme eğitimi konusunda rolleri artırılmalı. ve revize edilmelidir.

Sokakta çizgi çizip hoplamak zıplamak yerine televizyon başında çizgi film çocukları yaptık

Eskiden Ali'nin Hayber kalesinin kahramanı olan çocuklarımız, şimdi çizgi filmlerin kahramanı örümcek çocuk olmayı denemenin keyfini yaşatıyoruz.

Bu haliyle bu çocuklar tamamen rehavete müptela olmuş, her türlü sömürge kültürünü arka planda aileden almış salak ve asalak bir nesli kendi elimizle inşa ettiğimizin fakında mıyız ?

Hz.Ali as mı dinleyelim;

“İnsanlar ağaçlar gibidir aynı sudan ve toprakta yetişmelerine rağmen meyveleri farklıdır” toplum iyi veya kötü doğru veya yanlış aynı kültür kalplarından geçmesine rağmen kapitalist eşekleştirmenin kültür ortamında yaşayan insanlar bireysel anlamda bir yere kadar erdemleri yaşama şansları olacaktır. Doğrular ve erdemler devlet felsefesinde yer etmezse fesadın kitlesel boyutlarda olacağı da sosyolojik bir gerçektir.

Ruhları artık bizim değil, Fizikleri ve biyolojik olarak bizim çocuklarımız olmadıklarına da az kaldı, çünkü genetiği değiştirilmiş gıdalar onların bu irsiyet ini de zamanla bizden soyutlayacaktır.

Sosyolojinin babası olarak bilinen İbn-i Haldun’u dinleyelim,

“Onlar Biyolojik olarak sizin çocuklarınız olsa bile gerçekte yaşadıkları çevrenin ve alışkanlıklarının çocuklarıdır.”

Çocuklar için anne ve babalar idrak, Erdem ve Duygularla teyit edilmiş bir kişiliği Öz güvenleri ve güvenilirlikleri ile yoğurarak bu miniklere sunmazlarsa, Şüphesiz Sokaktaki Şizofrenik ve hastalıklı bir Ahlakın kişiliği olarak Anne ve babalara son dakika şoklar yaşatacaktır

İşte bunun için evde verdiğimiz ilk eğitim tek başına yetmez, Okulda gördükleri öğrendikleri ve sokakta yaşadıkları ile aynı ritmikte sağlıklı bir kültürün Toplumsal homojenliği yoksa çelişkilerle dolu ve akşam eve dönünce nasıl bir ruh hali ile döndüğünü tahmin ve takip bile edemezsiniz. Bir bütün olarak kültürel homojenliği yaşamayan toplumlar çelişkilerle boğuşmaktan kurtulamazlar.

Her Anne-Baba çocuğunun İlk öğretmenidir, Keşke Fiziki boyutunu önemsedikleri kadar Ruh’i gelişimini ve kültür matematiğini de takip edip hijyenik bir pedagog rolünü ifa edebilseler, âmâ edemezler, çünkü toplumsal siyaset tarihi böyle bir fırsatı onlardan esirgemiştir.

Gelecek nesiller için böyle bir sosyoloji inşa etmek zorundayız. Aksi halde bu neslin kurbanı olduğu Ruhi ve sosyal çelişkiler ilânihaye devam edecektir. İşte bunun için yüce Allah “Bir toplum kendi durumunu değiştirmezse biz onları değiştirmeyiz ”Beyanında ifadesini bulan ilahi İrade, Siyaseten, Kültür ve ahlaka, Hukuktan ekonomiye Hayatın  tüm üniteleri insan iradesine ve tercihlerine bağlamış ki, İyilik ve kötülük, insan iradesi ile imtihan alanında Aynel yakin’in arenasında yüce Allah şüphesiz “Biz size zulüm edici değiliz, ancak siz kendi kendinize zulüm ettiniz” beyanı Adli ilahide bihakkın tahakkuk ve tebarüz edecektir.

SONUÇ:

Kendine güvenen, mutlu ve sosyal ilişkilerinde başarılı çocuklar yetiştirmek istiyorsak onlara  davranışlarımızla örnek olmalı, onlara güvendiğimizi hissettirmeli, olumlu davranışlarını takdir etmeli, onlarla ilişkilerimizde hoşgörülü, tutarlı, net ve kararlı davranmaya dikkat etmeliyiz. Aşırı gevşek ve aşırı katı bir disiplin çocuklarda davranış sorunları oluşmasına neden olacağından dengeli bir eğitim çok önemlidir.

İnsan denen bu meçhul isimli kitabı ile Nobel ödülü alan ve Tıp, Eczacılık, Psikriyatri,ve Koruyucu hekimlik dallarında dört alanda Prof’luk unvanına sahih Fransız Prof.Allex  Carrel’i dinleyelim.

Zekanın gelişmesini kolaylaştıran veya engelleyen başka faktörler de vardır, Bunlar daha çok yaşama tarzında beslenme alışkanlıklarında görülür, Fakat tesirleri pek iyi bilinmiyor, Besin bolluğunun ve aşırı Spor’un psikolojik gelişmeyi engellediği söylenebilir, Atletler umumiyetle az zekidirler, İnsanlık şartların mahiyetini asla denemedi, Zekânın yaratışı hakkında hiçbir fikrimiz yok.”

Evet Sayın Prof  Allex Carrel mükemmel konulara işaret etmiştir, Çünkü; Eğitim ile kazanılmayacak zeka yetenekleri doğuştan yaratıcı tarafından bazı insanlara hediye edilmiştir, Örnek Büyük Şair, Edebiyatçı, Savaş dehaları, Üstün sanat icra edenler gibi, Ancak İnsanın Fıtrat, Hanifiyet ve tabiatı(Makalemize bakılabilir) hakkında söz sahibi olan Ahlak ustaları, Arifler ve Tartışmasız Evliyaların öğretileri bu konuda öğretici niteliktedirler, Çünkü Ruh ’un mahiyeti yapısı ve davranışlara yansıyan kısımları konusunda beşeriyet kısıtlı bilgilere sahiptir, İşte Hz. Hüseyin’(as)’e; bunun için siz hakikati ifşa ediyorsunuz bunlar neden idrak ve kabul etmiyorlar teklifini Bu meyanda ilginç bir cevap veriyor. “Onların boğazından İnen haram lokma Hakikati kabul etmelerini engelliyor.” İşte çağdaş Psikoloji bu türden Hz.Ali(as) öğretilerini dikkatte alarak uzun yıllar ve birkaç nesil üzerinde yapılacak testlerden oluşacak bilgi bankaları ile gelecek nesillere aktarırlarsa gelecekte bu konu belki aydınlatılabilecektir.

Abd’de Huzurevi yaşlıları üzerinde yapılan bir araştırmada karşılıksız yardım yapan yaşlıların %30 unda Hiper tansiyon yok olmuştur.

Benzer şekilde Literatürde bir bütün olarak  geçen Sevgi-Nefret, Hayır ve Şer olarak bilinen öğretilerin ve Bunların Pratik hayattaki karşılıklarının  İnsan metabolizması üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri ayrıca Nesiller boyu araştırmaya değer bir çalışma olacaktır.

Bunun için batılı Bilim adamları Hz. Ali (as )öğretileri ve yaşam tarzı üzerinden yaptıkları araştırma ve yorumlarda “Bu adam öldürülmeseydi Bin yıl yaşayabilecekti” tespitlerini de ciddiye almak lazım.

Nitekim Ahlak bilimcilerin Pedagogların ve Diyetisyenlerin ortak görüşü  İman ve İtikattan, İklimden alınan gıdaya ve İrsiyetten Eğitime ve Yaşam tarzına kadar bir bütün olarak  hayatın tümel yorumuna muhtacız.

Elindeki ağacı zar zor tutup dikmeye çalışan yaşlı amcaya sormuşlar ? Bu ağacın meyvesini göremeyeceksin ne diye dikersin? Sorusuna cevaben “Benden öncekiler dikseydi ben dikmeyecektim.” İfadesi gelecek nesillere olumlu birer basamak olmak hala elimizde.

Büyük Filozof İbn-i Sina’yı dinleyelim,

“Çocuklarınızı kuzu gibi yetiştirmeyin ki, Büyüdüklerinde koyun gibi güdülmesinler,”

Bir ilave de bizden “Kurt gibi büyütmekten vazgeçin ki, büyüdüklerinde hemcinslerinin de canına kıymasınlar.”

Geç kalınmadan bu sorun mutlaka çözülmeli. Bu sorun çözülmezse Nesil çömelecek, ülke çözülecek, çömelecek, çökecek,  Ah yavrum ve vah yavrularım ile keşkeklerimizin de bir faydası olmayacaktır... vesselam