Fikir ve Analiz Biden ve Trump'ın İran iddiaları ve Amerika'nın tecridinin itirafı



ID:64685
Yayınlanma:
17 Eki 20

ABD başkanlık seçimlerinin düzenleneceği tarih olan 3 Kasım 2020'ye az bir süre kala Cumhuriyetçi aday başkan Trump ve Demokrat aday Joe Biden seçim rekabetlerinde İran meselesi ve BERCAM nükleer anlaşması hususlarına farklı açılardan yaklaşıp manevra yapabilir.

Tarihe en çok yalan konuşan başkan olarak geçen ABD başkanı Trump  Kuzey Karolina'dan mitinginde  bir kez daha  İran'a karşı yaptırımlardan övünerek söz etti ve şöyle bir iddiada bulundu: "  Seçimleri kazandıktan sonra telefonum ilk olarak İran tarafından çaldırılacaktır. Acaba anlaşma yapabilir miyiz? diye.  Bu ülke yaptırımlar ve bizim yaptığımız her şeyden dolayı  cehenneme doğru gidiyor. "

Trump Biden'a hitaben iğneli sözler sarf ederek şöyle dedi:"  Uykucu Joe oyları kazanırsa,  İran ile en muhteşem anlaşmayı da elde edecektir. "

 Buna rağmen Joe Biden  ABC kanalına verdiği röportajda  Trump'ın  İran'a karşı tutumu ve sonuçlarına saldırarak  şöyle dedi:"   Amerika her zamandan daha fazla tecride sürüklenmiştir. İran  ise nükleer bombaya daha da yakınlaşmıştır.  Amerika ortakları artık bize güvenmiyor. Amerika başkanı ise  küresel kürsülerde  alay konusu ediliyor. "

Trump'ın  İran karşısında  maksimum baskı kampanyası çerçevesinde  başarılı siyaset uygulama iddiasına rağmen, İran tüm bu görülmemiş baskılara rağmen Trump hükümetinin yasa dışı ve gayrı meşru taleplerinin hiçbirine boyun eğmemiştir.  Bu gayrı meşru talepler ise Mayıs 2018'de Mike Pompeo tarafından şartlar halinde sıralanmıştı. Pompeo  İran'ın nükleer faaliyetlerini durdurması, füze programını kısıtlaması ve bölgesel girişimlerine son vermesini istemişti. Ancak  bunların kabul edilmesi İran'ın Amerika karşısında tam olarak teslim olması anlamına gelirdi. 

Tahran bu baskılar karşısında direndi ve Trump hükümeti de mevcutta küresel bazda maksimum tecride sürüklendi.  Trump  BERCAM nükleer anlaşmasından çıkıp İran'a maksimum baskı uygulayarak  İran'ı Amerika için daha iyi bir anlaşma elde etmek için müzakere masasına oturtacağını iddia etmişti.  Halbuki bu vaadin ortaya atılmasından 2 yılı aşkın süre geçiyor ve Amerika hükümeti hala bu vaadini gerçekleştirememiştir.   Bu yüzdendir ki Trump özellikle de başkanlık seçimleri eşiğinde Amerika'daki farkllı gruplar tarafından eleştirilerin hedefi olmuştur.  Trump'ın demokrat rakibi  Biden'in  İran'a yönelik siyasetlerin başarısızlığı ve Amerika'nın günden güne daha fazla tecride sürüklenmesi hususundaki Trump'a yönelik eleştirileri  Trump'ın İran'a karşı iddialarının Amerika içinde bile yandaşı olmadığını gösteriyor. Böylece Amerikalı siyasetçiler bile Amerika'nın günden güne küresel bazda daha fazla tecride sürüklendiğine itiraf etmiştirler. 

New Hampshire Üniversitesi Siyasi Bilimler Hocası Kirck Dorsey ise şöyle diyor:"   Trump hala  İran'a karşı sıkı tavrının yankılarını göstermeye çalışıyor. Biden seçimleri kazanırsa  Amerika kesinlikle BERCAM anlaşmasına veya ona yakın bir anlaşmaya dönecektir. "

Şimdi de Trump seçimleri kazandıktan sonra ilk olarak telefonunun İran tarafından çaldırılacağını iddia ediyor.  Buna rağmen  Trump'a hangi kanıtlar ve belgelere dayanarak böyle bir iddiada bulunduğunun da sorulması gerekir.  

Tahran Amerika'nın yasa dışı ve insanlık dışı baskıları karşısında hep maksimum direnişe vurgu yapmıştır.  İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei ise 12 Ekim'de şöyle buyurmuşlardı:"  Allah'ın lütfu sayesinde  Amerika'nın maksimum baskısını maksimum yüzü karalık ve pişmanlığa çevirinceye dek direnmeye ve dayanmaya devam edeceğiz. "

Tabii Tahran açısından  Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında İran ile düşmanlık hususunda bir fark yoktur.  Onların farkı, taktiklerinin ve seçtikleri yöntemlerin farklı olmasıdır.  Nitekim  zaten Baracak Obama döneminde de  İran, barışçıl nükleer faaliyetleri yüzünden  yaptırımlar ile hedef alınmıştı.  Şimdi de Trump aynı yaptırımların daha ağır versiyonlarını uygulamaktadır.