Röportaj/Söyleşi 30 Yıllık İşgalin Sürdüğü Karabağ'da Savaşın Seyri ve Oluşan Denklemler



ID:64899
Yayınlanma:
20 Eki 20

Biranda dünya kamuoyunun gündemine yerleşen Azerbaycan ile Ermenistan arasında oluşan gerilim, Rusya tarafından tertiplenen ateşkes sonrasında da sıcaklığını koruyor. Gün geçtikçe daha da netleşen bir tabloyu Türkiye’deki etkili isimlerin yorumuyla ele aldık.

“Sovyet ideolojisinin etkisinden yeni çıkmış zayıf Azerbaycan toplumu 30 yıllık süreçte (dış güçlerin özellikle Siyonizmin algı yönetimine rağmen) kendi toplum dinamiklerine, kendi inanç kodlarına dönüş sürecinde önemli ilerlemeler kaydetti, önemli ölçüde enerji birikimi oldu. Toplumda işgal uğramış toprakların kurtarılması yönünde talepler artmaya başladı. Din ve vatan gayreti ile oluşan enerinin Azerbaycan toplumunda önemli değişiklikler yaratacağı, önemli toplumsal dönüşüme sebep olacağı endişesi bence son günlerde yaşadığımız bu sürecin esbabını teşkil ediyor.”

Biranda dünya kamuoyunun gündemine yerleşen Azerbaycan ile Ermenistan arasında oluşan gerilim, Rusya tarafından tertiplenen ateşkes sonrasında da sıcaklığını koruyor. Gün geçtikçe daha da netleşen bir tabloyu Türkiye’deki etkili isimlerin yorumuyla ele aldık.

Yazar, aktivist ve gazetecilerin değerlendirmesiyle hazırladığımız dosya haberin birinci bölümünü sunuyoruz.

Avukat Talip Ersöz, "Kafkaslarda kontrollü kaos ortamı yaratılıyor" dedi: 

Ehlibeyt mektebine ittiba etmek Azerileşmek demek değildir. Mektep ayrıdır; Azeri kültürü farklıdır. Müstebsirlerin dilini dahi Azerilere benzetmeğe çalıştığına şahit oluyoruz ki bu bir garabettir. Azeri kültürüne özenenlere de şahit oluyoruz. Örneğin "ağacan" kavramı hemen tüm müstebsirlerin diline pelesenk olmuş durumda. Çatışma yok, kontrollü kaos söz konusu.

Bunun mimarları da; ABD-TÜRKİYE-SUUDİ ARABİSTAN VE İSRAİL İTTİFAKI İLE RUSYA'DIR. Kontrollü kaos ile Kafkasya'da istikrarsızlık derinleştirilmek ve İran'ın nüfuz alanı daraltılmak ve İran Azerbaycan’ındaki milliyetçi unsurlar güçlendirilmek isteniyor. Bu unsurları kullanarak da İran’da bir Azeri ayaklanması çıkarılmak isteniyor.

Proje ile Azerilerin Sünniliği ya da Selefiliği seçmesi amaçlanıyor. Projenin bir amacı da Türkiye’deki Azerilerin Rehberiyet çizgisinden uzaklaştırılması ve sisteme yamanmasıdır. Zaten Türkiyeli Azeriler buna dünden razı.

Batı Asya'da bir Turan-İran kavgası körüklenmek isteniyor

İran’ı Karabağ’daki çatışmanın içine çekerek Ermenistan’ı, Rusya ve İran'dan uzaklaştırıp İsrail-ABD-Suudi Arabistan ittifakına çekilmesi de hedefleniyor olabilir.

Gazeteci ve Televizyon programcısı Rıza Yaşar ise, gelişmeleri değerlendirirken şu ayrıntılara dikkat çekiyor:

“Rusya tarafından: İlk etapta Pasinyan'a ders vermek için susan Rusya, son ateşkes anlaşmasında anlaşıldığı üzere savaşa dahil oldu... Ateşkesi Lavrov açıkladı... Normal teamüllerde iki bakan çıkarak açıklardı... Bölgedeki kaynaklardan edindiğim bilgilere göre Rus güvenlik şirketi Wagner bir grup paralı askeri Libya’dan Karabağ’a kaydırdı.

Azerbaycan tarafından: Ateşkes duyurulur duyurulmaz halk müthiş tepki gösterdi... Zaten ateşkes de yapılamadı... Eğer gerçek bir ateşkes yapılırsa, Aliyev’i çok zor duruma koyabilir…

Türkiye tarafından: Masada olmayacaksa bir ateşkes oluşmasını istemeyecektir.

Genel bakışım: Her ülke bir kazanım hesapları yapıyor. Benim görüşüm Eğer Aliyev hükümeti dik durmazsa, Karabağ'da Azerbaycan'a bir miktar toprak verdikten sonra, geri kalanlarda kuzey Irak gibi bir yapı oluşturarak terör kamplarının merkezi haline getirecekler.

Eğitimci-Yazar Aytekin Atış ise, “Azerbaycan'da işgale uğramış topraklarını kurtarmak amacına yönelmiş ve birikmiş enerjiyi boşaltmak, gazını almaya yönelik bir adım” olduğunu söylüyor.

"Süreci özellikle şu açıdan değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum; Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah o toplumun durumunu değiştirmez."

Bu ölçü ile Azerbaycan'a baktığımızda, 1992 yılında Azerbaycan toplumunun çok zayıf olduğu bir dönemde adeta bir şaiyala, dedikoduyla (Ermeni geliyor, dedikodusuyla) bırakılıp kaçılan, kaçmayanların da katliama uğradığı bir süreçle elden çıkarılmış, işgale uğramış vatan toprakları söz konusu... Daha sonra İran devrim muhafızlarının halkı, halk güçlerini örgütlemesiyle durdurulmuş işgal sürecinden söz ediyoruz.

Sovyet ideolojisinin etkisinden yeni çıkmış zayıf Azerbaycan toplumu 30 yıllık süreçte (dış güçlerin özellikle Siyonizmin algı yönetimine rağmen) kendi toplum dinamiklerine, kendi inanç kodlarına dönüş sürecinde önemli ilerlemeler kaydetti, önemli ölçüde enerji birikimi oldu. Toplumda işgal uğramış toprakların kurtarılması yönünde talepler artmaya başladı. Din ve vatan gayreti ile oluşan enerinin Azerbaycan toplumunda önemli değişiklikler yaratacağı, önemli toplumsal dönüşüme sebep olacağı endişesi bence son günlerde yaşadığımız bu sürecin esbabını teşkil ediyor.

Son Azerbaycan -Ermenistan çalışması kendiliğinden oluşan bir süreç değil, dünyayı yöneten üst aklın Azerbaycan’daki toplumsal değişimi yönetme, kontrol altında tutma, kendileri açısından kazanımlar elde etme sürecidir. Bu çatışma ile elde etmek istedikleri kazanımlar şunlardır:

1) Azerbaycan'da işgale uğramış topraklarını kurtarmak amacına yönelmiş ve birikmiş enerjiyi boşaltmak, gazını almak.

2) Emperyalizm ve Siyonizm için kullanışlı bir diktatörlük olan Aliyev diktatörlüğünün ömrünü uzatmak, en az bir 30 yıl daha kazandırmak.

3) İşgal edilmiş topraklardan küçük bir bölümü Azerbaycan'a iade edip çözümü sürüncemede bırakıp dejenere etmek.

En önemlisi; Emperyalizmin ve Siyonizmin en büyük düşmanı olan Direniş güçleri ve direnişin merkezi olan İran'a karşı Azerbaycan üzerinden etkili bir cephe açmak.

Nedir bu etkili olacağı tasavvuru ve hülyası ile açılmak istenen cephe?

1) Cehalet ve taassuptan beslenen Ashabiyet (Irkçılık):

Bu ideoloji için asker bulmak her zaman kolay olmuştur; çünkü insanların ucuz kahraman olma duygularını harekete geçirir ve cehalet ve taassuptan beslenir. Bu kaynakları her zaman bulmak mümkündür.

2) Ashabiyet silahı, birleşmesinden korkulan Azerbaycan ve İran'ı birbirinden ayırmakla kalmaz her iki ayrı ayrı tüketir, böylece düşman bir taşla kuş katliamı yapar.

Gerçi İran ve Azerbaycan toplumları bu virüse karşı dayanıklıdır, yine de virüse karşı toplumların maskesini takması, bilincini tazelemesi, yükseltmesi gerekir.

Bir de sürece dâhil olan, olmaya çalışan Türkiye var. Türkiye'de bir takım odaklar, Türkiye'nin etki alanını genişletmek Kafkaslarda da söz sahibi bir ülke olmasını sağlamak, tarihsel rakipleri olan İran ve Rusya'ya karşı avantaj elde etmek... gibi aslında her güçlü devletin yapması gereken stratejiler ile topa girmeye çalışıyor. Bir de Azerbaycan Türkiye için önemli enerji sağlayıcı, yatırımcı ve pazar olan bir ülke Türkiye'nin sadece menfaatlerinden dolayı Azerbaycan'a ilgi duyması doğaldır. Anlayışla karşılanmalıdır; ancak Ülkenin hesaplarını ve stratejilerini Emperyalist ve Siyonist düşmanın emelleriyle tevhid etmek isteyen odaklara dikkat etmek gerekir. Stratejiyi İslam kardeşliği üzerinden değil de emperyalist ve Siyonist müstevlilerin siyasi ve ideolojik hedefleriyle tevhit etmek üzerine kurmaya çalışanlar, Türkiye'nin de, İran'ın da Azerbaycan'ın da düşmanlarıdır, bunu da iyi okumak ve dikkatli olmak gerekir.

Araştırmacı Teoman Şahin ise, sorun ve çözüm ile ilgili düşüncelerini başlıklar altında dile getirdi:

1-Bugünkü somutta ülkeler arasındaki çatışmaların global arka planları olduğunu görmek zorundayız. Nitekim Avrupa’dan Amerika’ya, Asya’dan Afrika’ya kadar bu konuda verilen demeç ve tavırlar bu gerçeği  doğruluyor.

2-Hiçbir çatışma birden ortaya çıkmaz mutlaka tarihi bir görünen arka plan ve ilk bakışta görünmeyen arka planlar olmak zorundadır. Dağlık Karabağ sorunu görünen ilk arka plan olsa da daha derinlere inilebilir. Azerbaycan’ın dağılan SSCB den sonra ABD, AB ve İsraille kurmaya çalıştığı ittifak ve karşı tarafta Yeni Rus federasyonu çelişkisi derin arka plan gibi gözükmektedir.

3-Yine çatışmaların güncelde geleceğin tarih yazımında da etki ve rolleri varsa bu unsurlarda  çatışmanın içerisinde emperyal yazıcılarca desteklenir. Azerbaycan inanç ve etnik kimlik bakımından yaşadığımız somutta emperyallere karşı direniş merkezi bayrağını taşıyan İran İslam cumhuriyetine karşı koçbaşı kullanılabilecek niteliğe sahiptir. Bu özelliğinde münhasıran batılı emperyalistlerin Azerbaycan’a ilgisini anlamamıza yardımcı bir unsurdur.

4-Bir başka açıdan da yıllardır kendisine uygulanan tarihin gördüğü en acımasız ve hukuksuz ambargoyu Ermenistan üzerinden delen İran bu çatışmada Ermenistan üzerinden de ayrıca vurulmak istenmektedir.

5-Azerbaycan lideri Aliyev’in ve yerleşik düzeninin kutsanmak için kişisel flaş ve kitlesel bir başarıya ihtiyacı var ve bu fırsat bu çatışmayla da üretilmek istenmektedir.

6-Enerji koridorları, ülkeler arası bağlantılar, Azerbaycanın Türkiye ve İran ilişkileri, Suriye Libya ve ırakta sıkışmış paralı askerlere iş ve yer imkânı sağlama ileride onları daha başka hedeflere kullanmak için bazı bölgelere yerleştirme çabaları da bu çatışma üzerinden de ayrıca ele alınması gereken konulardır.

7-İran İslam devrimi ve SSCB’nin dağılması sonucunda tabiri caizse emperyalistlerin yeryüzü egemenliği üzerine oynadıkları kartları yeniden karılmış olup Arap baharı türü hamlelerle kartların yeniden dağıtılma sürecindeyiz. Artık konu Brest litovsk,versay anlaşmaları yada yalta türü konferanslarla  vs  çözümlenmekten uzaktır ve dünya üzerindeki lokal savaşlar ve lokal ittifaklar direk yada vekalet çatışmaları üzerinden sular durulana dek sürecektir.

Çelişkiler ekonomik, siyasal ve dinsel anlamda o kadar derin ve büyüktür ki suların durulma ihtimali ise yoktur. Bir gün orada ertesi gün şurada diğer gün orda ki çatışmaları okumaya çalışacağız. Artık hepimiz bu yenidünyadaki  sürekli çatışma düzenine alışmalıyız.