Bir Portre Arabistan’ın rezil ve cani hırsızı!



ID:66933
Yayınlanma:
21 Kas 20

"MbS'nin şimdiye kadar pek ilgi görmemiş daha da uğursuz bir tarafı var. Suud hanedanı Avrupa'daki gece kulüplerinde ve kumarhanelerde yaptıkları maskaralıklarla ünlüdür. Veliaht prens olarak Fahd b. Abdül Aziz, Monte Carlo kumarhanesinde bir gecede 6 milyon dolar kaybetmişti. Ayrıca Beyrut'ta tuttuğu, büyük olasılıkla bir Mossad ajanı olan İsrailli bir metresi de vardı."

Ortaçağ krallığındaki gelişmeler, Suudi veliaht prens ve fiili hükümdar Muhammed bin Selman'ın (MbS) istediği yönde ilerlemiyor. Pandemiden çok önce MbS, krallığın ekonomisine yeterince zarar vermiş ve onu geriye doğru fırlatmıştı. Neredeyse tamamen petrol gelirlerine bağımlı olan krallıkta, pandemi nedeniyle petrole olan talebin fiilen çöktüğü bir zamanda bir fiyat savaşı başlattı.

Taht için tüm potansiyel rakiplerini yolunun üstünden kaldırmış olmasına rağmen, elini Cemal Kaşıkçı'nın kanından temizlemeyi başaramadı. Kaşıkçı, MbS'nin emriyle Ekim 2018'de İstanbul'daki Suudi Başkonsolosluğu'nda öldürüldü ve cesedi parçalandı. Bugünlerde ise, temel özgürlük ve demokrasi talep eden Suudi sürgünler tarafından bir siyasi parti kuruldu.

Bu iki kavram da Necdli Bedeviler için aforoz nedeni. Kendilerini krallığın ve servetinin sahibi olarak görüyor ve dilediklerince kullanıyorlar.

(MbS) hemen kral olmak istediği için çok endişeli. Demanstan mustarip 85 yaşındaki babası Kral Selman'ın bir ayağı çukurda. Hayat ve ölüm Allah'ın elinde ama MbS, doğanın kendi yolunda ilerlemesini beklemiyor. Babası toprak altına inmeden önce gerçek ya da hayali tüm rakiplerini ortadan kaldırmak istiyor. Peki başaracak mı, asıl soru bu.

Bununla birlikte, derin düşmanlığı uyandıran şey, onun abartılı yaşam tarzı ve acımasızlığıdır. Abartılı harcamalarının çoğu İnternet sayesinde zaten biliniyordu. Örneğin, süper yat Serene'yi Rus bir votka kodamanından 429 milyon avroya (500 milyon dolar - gerçek fiyatın iki katı) ve Fransa'da Versailles yakınlarındaki 14. Louis Şatosu'nu 300 milyon dolara satın aldı. Leonardo da Vinci'nin tablosu Salvator Mundi'ye 450 milyon dolar verdi.

Forbes dergisinin "dünyanın en pahalı evi" olarak tanımladığı Versailles'daki bu şato veya “Le Rouvray” olarak bilinen ve Paris'e bir saat mesafedeki 620 dönümlük arazi gibi mal-mülk edinimlerine görmezden geldik diyelim, çölden gelen bu kaba Bedevi, özellikle Hıristiyan dini imaları kesin olan resimler hakkında ne biliyor ki?

MbS, düşen gelirler nedeniyle benzin, elektrik ve diğer temel kalemlere %15 katma değer vergisi dâhil olmak üzere içerdeki halka ciddi tasarruf tedbirleri uygularken, kendi satın almalarına devam etti. Kasım 2017'de, kraliyet ailesinden pek çok kişiyi topladı ve Riyad'daki Ritz-Carlton Oteli'nde bunlara birkaç ay boyunca işkence yaparak on milyarlarca dolarlarını zorla gasp etti. Onları yolsuzluk yoluyla servet elde etmekle suçladı, doğru ama MbS parasını adil yollarla mı elde etti ki? Kralın oğlu olmak, isterse sevilen bir kral olsun, ona ülkenin zenginliğine sahip olma hakkı vermez.

Ritz-Carlton soygunundan bir yıl sonra MbS, kişisel ölüm ekibine gazeteci Cemal Kaşıkçı'yı yok etme emri verdi. Önce boğuldu ve sonra doğrandı. Türk istihbarat ajanları bu sırada Suudi konsolosluğunu izliyordu ve korkunç cinayetin ayrıntılarını da açıkladılar. Suudilerin alışılmış vahşetini bile aşmışlardı.

Korkunç cinayet, bu kadar çok kan dökülmesinin ve toplu cinayetlerin ortasında bile tüm dünyada şok dalgaları yarattı. Ancak sadece para kazanmakla ilgilenen Batı dünyası, kısa süre sonra cinayeti görmezden geldi ve her zamanki gibi Suudi Arabistan ile iş hayatına döndü. ABD, İngiltere, Fransa ve Kanada, katil Suudi haydutlara milyarlarca dolar değerinde silah satmaya devam ettiler. ABD, İngiltere ve Fransa da Suudi liderliğinde Yemen'e karşı yapılan ve on binlerce sivili katlederek 24 milyon Yemenliyi açlıktan ölme eşiğine getiren savaşa yardım ediyor.

MbS'nin şimdiye kadar pek ilgi görmemiş daha da uğursuz bir tarafı var. Suud hanedanı Avrupa'daki gece kulüplerinde ve kumarhanelerde yaptıkları maskaralıklarla ünlüdür. Veliaht prens olarak Fahd b. Abdül Aziz, Monte Carlo kumarhanesinde bir gecede 6 milyon dolar kaybetmişti. Ayrıca Beyrut'ta tuttuğu, büyük olasılıkla bir Mossad ajanı olan İsrailli bir metresi de vardı.

Suudi Arabistan'da kadın ve erkeklerin serbestçe aynı yerlerde oturmaları şiddetle yasaktır. Doğru, bu kısıtlamalar son yıllarda bir miktar hafifletildi, ancak son derece geleneksel bir toplum olmaya devam ediyor. 2015'te Suudi Arabistan siyasi, sosyal ve ahlaki açıdan hâlâ sıkı bir şekilde kontrol ediliyordu.

Salman kral olduktan ve MbS'yi savunma bakanı olarak atadıktan kısa bir süre sonra, genç prens arkadaşları için bir parti vermeye karar verdi. Medyanın kuyruğuna takılacağından korktuğu Londra ya da Paris'e gitmek yerine, Maldivler'de ücra bir adayı seçti.

Hint Okyanusu'ndaki yüzlerce adaya yayılmış olan Maldiv atolleri batıyor. Ancak bu durum, yöneticilerin bu kum yığınlarını tatil beldelerine dönüştürmesini engellemedi. Fiyatlar, tesisin standardına ve hizmet düzeyine bağlı olarak, gecelik birkaç yüz ila binlerce dolar arasında değişmekteydi.

MbS, Velaa Adası'nı bir aylığına 50 milyon dolar gibi düşük bir fiyata kiraladı! Seçkin bir arkadaş grubunu eğlenmeye davet etti. Başkent Maale'den konuklar deniz uçağıyla Velaa'ya ulaştılar. Turistler ayrıca sürat teknesine de binebiliyorlardı.

Dünyanın en iyi DJ'leri ve rapçilerinden bazıları da her gece onları eğlendirmek için bu günah adasına getirildiler. Ve sonra misafirleri eğlendirmek ve arzularını yerine getirmek için ithal edilen bir sürü Avrupalı kız da vardı.

Burada sadece 29 yaşında olan ve kendi kendisini “İki Kutsal Caminin Hizmetkârı” ilan eden birinin oğlu işte böylesine alçakça davranışlara batmıştı. Ancak Suud hanedanını tanıyanlar buna şaşırmadılar. Ahlaksızlık, hırsızlık ve zulüm onların genlerinde var.

MbS, günahlara batar ve bunun bedelini çalınan servetle öderken, haberin sızmasının krallıkta iyi karşılanmayacağının farkındaydı. Bu nedenle mahremiyetin sağlanması için tüm önlemler alınmıştı. Getirdikleri kendi güvenilir hizmetçilerinkilere ek olarak, ada otelinin 300 personelinin cep telefonlarına, MbS ve arkadaşlarının orada olacağı bir ay boyunca el kondu. Düşük maaşlı işçiler için 5.000 dolarlık bir ikramiye tazmin edildi.

Velaa Adası özel bir tatil beldesidir. Ana adada bir otel bulunurken, özel lüks villalar geçitlerle ana adaya bağlanacak şekilde denizde inşa edilmiştir. Her villanın yatak odası veya oturma odası dışında özel bir yüzme havuzu da vardır.

Yiyecek ve içecek boldu. Partiler sabaha kadar devam etti ve erkekler daha sonra Avrupalı seçimleriyle ayrıldılar. O villalarda olup bitenlerin söylenmeden bırakılması en iyisidir.

Kocaman karınlarını yiyecek ve içeceklerle doldurmaya devam etmek için öğleden sonra villalardan tekrar çıkacaklardı. Geçerken değinelim, Maldivler'in nüfusunun % 99'u Müslüman, ancak içki ücretsiz satılıyor. Yabancıları, özellikle Avrupalı turistleri başka nasıl çekebilirdi? Alkol, aynı zamanda zengin ve kaba Araplar için de önemli bir cazibe merkezidir. Kızlar, bu bozguncuların zevkini bilen Batılı tur operatörleri tarafından sağlanır.

MbS'nin çevresi bir ay boyunca oyalanmaya devam edecekti, ancak partinin haberlerinin bir hafta içinde sızdırılması işi bozdu. Bu sefih Araplar otel personelini geride bırakarak kaçarak Avrupalı eskort kızları hayal kırıklığına uğrattılar.

Ücretleri zaten ödendiğinden bu yüzden hiçbir mali kayıp yaşamadılar. Maldivler hükümeti de 50 milyon dolarlık “bahşişini” önceden almıştı. Dolayısıyla herhangi bir şikâyet olmadı. Otel personeli ve eskort kızlar, çılgın Suudilerden gelecek büyük bahşişleri kaçırdılar sadece.

Sıradan Suudiler, MbS'nin sefih partisini duyduğunda dehşete kapıldılar. Suudi güçlerinin Yemen'de savaştığı bir zamanda bu rezil adam Avrupalı kızlarla nasıl eğlenebiliyordu? Savunma bakanı olarak MbS, halen devam eden feci savaşın başlamasından şahsen sorumluydu. Suudilerin çoğu için hayatları önem arz etmeyen on binlerce Yemenlinin öldürülmesinden ziyade, endişe uyandıran şey savaşın ekonomik etkisidir.

Bu ifşaat, özellikle MbS'nin parti kaçamakları, Wall Street Journal için çalışan iki Amerikalı gazetecinin yeni bir kitabında yer alıyor. Bradley Hope ve Justin Scheck tarafından ortaklaşa yazılan kitabın başlığı: Blood And Oil: Mohammed Bin Salman's Ruthless Quest For Global Power. MbS, onlara kendisine karşı gelmeye yetecek bahşiş ödemedi mi? Bu sızıntıların bir kısmından MbS gibi bir serseri bile utanmıştır.

MbS'nin elleri hırsızlık yüzünden kesilecek (sadece birkaç milyon değil milyarlarca dolar için) ve sonra o ve arkadaşları, sıradan Suudilere olduğu gibi zina suçuyla taşlanarak öldürülecekler mi? Bunu düşünme bile!

Sıradan Suudilere kanguru mahkemeleri tarafından verilen ağır cezalar mevcut ancak veliaht prens, babası ve benzerlerinin hiçbir sorumluğu yok. Ve bu mücrimler, bu ortaçağ krallıklarındaki hukukun temelini Kuran'ın ve Peygamber (s.a.a.) Sünneti'nin oluşturduğunu söyleyecek kadar da cüretkârdırlar.

Hz. Peygamber devrinin Arap müşrikleri bile daha iyi bir dürüstlük ve adalet anlayışına sahipti! (Zafar Bangash / crescent.icit-digital.org - Çeviri: Medyaşafak)