Yazarlar Evvelahir ve yitiksöz



ID:67528
Yayınlanma:
02 Ara 20

Yazının başlığı Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi tarafından iki aylık kültür, sanat ve edebiyat bağlamında yayımlanan iki ayrı derginin adları: Evvelahir ve Yitiksöz.

İlk bakışta bir yerel yönetim kurumunun kültür, sanat ve edebiyat alanında süreli olarak iki ayrı dergi yayınlaması şaşırtıcı gelebilir. Üstelik resmi bir kurumun, özellikle sanat ve edebiyat gibi önceliği bağımsızlık, kendine özgülük niteliklerini gözetmesi gereken bir alanda bu tutum sınırlandırıcı olmaz mı?

Gerçekten bir kuruluş, kurum, kısaca herhangi bir “müessese”nin mevcudiyeti onun amacına bağlı olarak tanımlanır, anlamı ancak buna göre açıklanabilir. Genel olarak “Belediye” kurumuna verilen anlam belli bir sınırla kayıtlı anlaşılageldiği için, amacı da sınırlı bir şekilde tanımlanmıştır. Giderek sınırlandırılmış böyle bir amaç, onun anlamını, işlevini, etkinliğini, hizmetlerini vb. teknik düzeyde kavramayı getirmiştir. Mesela günümüzde şehirlerin gelişiminde ticaretin, sanayinin ve teknolojinin doğayı, çevreyi, geleneksel kültürel değerleri dikkate almadan uygulanmalarında bir uyumsuzluk, yetersizlik, hatta hoyratlık meydana getirdiği sıkça söylenmektedir. Bunu, kısaca estetik yoksunluk şeklinde belirtmek yerinde olur diye düşünüyorum. 

Abartıya kaçmadan Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi tarafından yayımları gerçekleştirilen Evvelahir ve Yitiksöz dergilerini bu çerçevede değerlendirmek anlamlı olabilir. Nitekim Evvelahir dergisinin içeriği Kahramanmaraş’ın kendine özgü kültürel birikim ve değerlerini önceleyen bir nitelik sergiliyor. Sözgelimi “yemeni”, özel türünden dolayı “şefteli yemeni” nitelemesine kaynak olan bu zanaatın, aynı zamanda gizilgüç bir sanatı içkin olduğunu Hüseyin Kopar ve Çiğdem Kopar ile Mesude Kuru’nun söyleşisinden anlıyoruz. Yemeni ve onunla bağlantılı etkinliğin sinema sanayinde nasıl bir işlev ve önem taşıdığı, sadece Kahramanmaraş değil, Türkiye sınırlarını da aşarak uluslararası bir nitelik kazandığını ve Ömer Faruk Günay’ın Yemeninin Ekonomisi yazısında anlıyoruz. Yine hat sanatının Kahramanmaraş ölçeğinde uygulanmasını Arif Yücel ile Süleyman Can’ın söyleşisinde görüyoruz. Prof. Dr. Mehmet Özkarcı Tarih ve Hafıza başlığı altında Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi’ni kültür ve sanat boyutlarıyla inceliyor ki, bu Kahramanmaraş’ın sahip olduğu bir değere dikkat çekmektir. Duran Boz’un “Edebiyat Kulesi’nde Bir Gözcü: Nuri Pakdil” yazısı, Nuri Pakdil’in sanatçı kişiliğinin ve etkinliğinin derli toplu bir anlatımını ortaya koymaktadır.

Ayrıca Mehmet Işık Tarih Öncesi Çağlardan Günümüze Kahramanmaraş-I, Mehmet Narlı Maraş’ı Yazmak Ya Da Zamana Kök Salmak-I, Eshabil Yıldız Ayağındaki Papuç: Yemeni, Yasin Mortaş Taş Köprü/Ceyhan Köprüsü, Yıldız Ramazanoğlu Baba Yadigarı Poyrazlı Maraş, İbrahim Kanadıkırık Bir Çilehane-Türbe: Hatuniye Türbesi/Şems Hatun, Necip Tosun Maraş’ta Bir Gün/Kahramanmaraş Günlükleri, Aliye Akan’ın Bünyamin K. İle söyleşisi, Sabahat Küpelikılıç’ın Lezzetin Mekanı, Mehmet Aycı’nın Az Kalsın Ben Maraş’tan… yazısı, Hüseyin Yorulmaz/Mustafa Aydoğan’ın Pulsuz Mektupları dergiyi zenginleştiriyor.

Yitiksöz, Kahramanmaraş’ı, bir bakıma mekân tutarak sanat ve edebiyatın bağımsız, özgün niteliği bağlamında ürünlere yer vermek suretiyle bütün Türkiye’ye sesleniyor gibidir. Mehmet Narlı’nın Tek Göz şiirinden şu mısraları almakla yetiniyorum: ”mevlam gör diyerek iki göz vermiş /mahzuni şerif / döktüğün suyu serçeler içer / attığın izmariti bir garip oğlan / çirkin dediğin belki evren güzeli / sana cehennemse birine cennet / değmez dediklerin hayat çiçeği”.