Fikir ve Analiz Seyyid Nasrallah ABD'nin tuzaklarını deşifre etti



ID:69537
Yayınlanma:
12 Oca 21

Lübnan Hizbullah Hareketi Lideri Seyyid Hasan Nasrullah'ın Cuma akşamı konuşmasının Lübnan iç ve dış meseleleri olmak üzere dört eksen etrafında olduğu söylenebilir.

Nasrullah'ın dış meselelere yönelik sözlerinin ekseni Amerika olayları ile ilgili idi. Nasrullah da İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei gibi, Çarşamba günü Amerika kongresinde yaşanan olayların, Amerika'nın İran ve Lübnan'da planlarını yaptığı olayların ta kendisi olduğunu düşünüyor.

Ancak bu kez Amerika başkanı Donald Trump sayesinde Amerika bizzat kendi kurduğu tuzağa düştü. Aradaki fark, Amerika'nın kendisine ayak uydurmayan ülkelerin içişlerine müdahale ederek bu ülkelerdeki yönetimleri devirmeye teşebbüsüdür. Ancak son dönem Amerika içişlerindeki karışıklığa, hiçbir ülke müdahale etmemiştir.

Lübnan Hizbullah Hareketi lideri bu hususta şöyle bir açıklamada bulundu: "ABD Kongresinde olup bitenler önemli bir olaydı; Bu olay, bir buçuk yıldır Lübnan'da yaratmaya çalıştıkları bir şeydi. Amerikalılar, Kongre'de olup bitenleri başka ülkelere ihraç etmeye alışmışlardı. Onlar bu şekilde diğer ülkelerde yönetimleri devirmeye çalışırlar."

Nasrullah'ın ABD Kongresi olayları hakkında değindiği bir diğer nokta Donald Trump'ın karakter tipidir. Trump, diplomatik olmayan, inatçı ve yasaları çiğneyen kişiliğiyle son dört yılda diğer ülkelere çok fazla zarar verdi, ancak Amerikalılar şimdi Trump'ın kişiliğinin gerçek doğasını anladı.

Seyyid Hasan Nasrullah, direniş komutanları Korgeneral Kasım Süleymani ve Irak Haşdi Şabi Kurumu başkan vekili Ebu Mehdi Mühendis'in şehit edilmesi de dahil olmak üzere ABD hükümetinin son yıllardaki eylemlerini ve cinayetlerini eleştirerek, "Amerikalıların ve dünyanın son günlerde gördükleri, Trump'ın Suriye ve Irak'ta, Yemen'de ve Hac Kasım Süleymani ve Ebu Mehdi Mühendis'e yönelik suikast gibi son dört yılda dünyada işlediği suçların basit bir örneğidir."

İç gelişmeler alanında Seyyid Hasan Nasrullah'ın konuşmasının üç boyutu vardı: Beyrut patlaması davası, Hizbullah'a karşı medya savaşının devam etmesi ve Lübnan kabinesinin kurulması. Nasrullah Beyrut patlaması ile ilgili olarak, Hizbullah aleyhindeki iddiaları yalanladı ve faillerin tespitini ciddi bir şekilde takip etme ve süreci hızlandırmanın gerekliliğini vurgulayarak, bunun Hizbullah'ın Beyrut limanındaki 4 Ağustos patlamasından sonraki ilk günden itibaren tutumu olduğunu söyledi.

Cuma akşamı Lübnan Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah bu davayla ilgili soruşturmanın şu ana kadar tamamlanmadığını eleştirerek, 6 aydır Lübnanlı aileler ve akrabaların, yakınlarının nasıl öldüklerini ve patlayıcıların nasıl, neden ve kim tarafından Lübnan limanına taşındığını bilmediklerini söyledi. Seyyid Hasan Nasrullah'ın konuşmasının bir başka odak noktası da yalanlara verilen yanıt ve medyanın Hizbullah'a karşı savaşıydı.

Bu hususta Seyyid Hasan Nasrullah şöyle dedi: "İtalya'da geçtiğimiz günlerde uyuşturucu taşıyan bir gemi ele geçirildi. Muhalefet medyası, materyallerin Lübnan'daki Hizbullah'a ait olduğunu iddia etti. Ancak gerçek haber, geminin IŞİD'e ait olduğuydu."

Gerçekte bu meydatik yaklaşım, Lübnan Hizbullah Hareketini kötülemek babında muhalifler tarafından başlatılan bir kampanya çerçevesindedir. Seyyid Hasan Nasrullah'ın konuşmasının son eksen noktası Lübnan kabinesinin kurulmamasıydı. Bazı çevreler Hizbullah’ın Amerika’da iktidar değişikliği için zaman kazanmaya çalıştığını, böylece Hizbullah’sız bir kabinenin kurulması için yapılan baskıları hafifletebileceği gibi iddialar öne sürüyorlar.

Fakat Lübnan'da kabine oluşumunu en çok engelleyen şey aslında siyasi gerçekleri görmezden gelerek iktidarın ana gövdesini ele geçirmeye çalışan 14 Mart tekelidir. Seyyid Hasan Nasrullah, Hizbullah aleyhindeki iddiaları yalanlayarak, kabinenin kurulması için koşulların gerçekten karmaşık olduğunu belirtti. (Ajanslar)