Alıntı Yazılar Muhalefeti kim dayaktan geçirtiyor? / Akif Beki



ID:69897
Yayınlanma:
19 Oca 21

MHP’li Semih Yalçın, tartıştığı Gelecek Partili Selçuk Özdağ’a saldırıyla ilgi ve bilgisini reddetmedi sadece. Şiddete başvurmayı prensip olarak da reddetmişti. Yanlış ve gayrimeşru bulduğunu söylemişti.  

Bırakın onaylamayı ve arkasında olmayı, tamamen karşısında olduğunu açıkça belirttikten sonra ise şöyle demişti: “Bu hareketin delisi çoktur, talimat dinlemezler”. 

“Biz kalemle ve dil ile mücadele ederiz. Şiddetle bizim işimiz olamaz. Ülkücü gençler artık sokaklarda değiller. O durum 80 öncesinde kaldı” dediği halde, nihai cümlesi kafaları karıştırmıştı. 

MHP lideri Bahçeli dün, o cümlenin yol açtığı soru işaretlerini de reddetti. 

“MHP’yi, tarafı olmadığı saldırılarla ilişkilendirmeye ve yargılamaya cüret bühtandır, komplodur” dedi. 

Saldırılarla ilişkinin, hiçbir yanlış anlamaya mahal bırakmayacak netlikte reddi, önemli ve sevindirici. 

Fakat açıklamadaki, Karar gazetesini ve yazar arkadaşlarımızı hedef alan ifadeler kabul edilemez.  

Siyasilerin, sözlerinden etkilenebilecek taraftarlarını hesaba katmaları gerekir. Hedef gösterici nefret söylemlerinden kaçınma sorumluluğuyla konuşmaları, her zaman beklenir. Ama özellikle bu ortamda sözlerini, çok daha dikkatli ve özenli seçmeleri beklenmez mi! 

Bahçeli’nin asıl mesajlarına gelince, şunları önemsedim. 

Şiddete sevdalı olmadıklarını, bilakis eleştiri özgürlüğüne ve farklı görüşlerin hayat hakkına saygı duyduklarını, "Ya devlet başa ya kuzgun leşe" ilkesiyle kavga ve karışıklıkta hayır görmediklerini, MHP'nin sokakta işinin bulunmadığını, sokaktaki tuzak ve tertipleri  bildiklerini, ülkeyi karanlığa sürüklemek isteyen alçak oyun ve planların farkında olduklarını,  kendilerini saldırılarla ilişkili ve suçlu gösterenlerin komplo kurduğunu, partilerine kara çalındığını ve iftira atıldığını söyledi. 

Ömer Çelik dışındaki AK Parti ve Cumhurbaşkanlığı sözcüleri de saldırıları kınadılar. Sorumluların adalet önüne çıkarılacağına söz verdiler. 

İktidarın bu seferki tepkileri, başlangıç için hayra alamet... 

Çubuk'ta linç edilmekten ve diri diri yakılmaktan canını zor kurtardıktan sonra Kılıçdaroğlu'na dedikleri gibi...Mağdurlara, uğradıkları saldırının suçunu kendilerinde aramaları yine söylenmedi, saldırganlara hak verilmedi bu kez. 

Geriye, tanık olduğumuz bu organize siyasi şiddeti bütün arka planı ile aydınlatmak kaldı. Ve azmettiricileri dahil, bütün karanlık bağlantılarını ortaya çıkarmak. Tahrik ve teşvik edenlerle birlikte bütün faillerini yakalayıp adalete teslim etmek. 

Çare saldırganların korunmadığını göstermektir
Selçuk Özdağ ile Yeniçağ Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu ve Ülkü Ocakları eski Başkanı Afşin Hatipoğlu’na saldırılar ilk değildi. 

Son iki yılda, gazeteci ve siyasetçileri hedef alan başka saldırılar da gördük. 

Sistemli ve örgütlü saldırılardı hepsi. Başına buyrukların, muhalefete gözdağı ve ‘akıllı olun’ mesajı veren münferit saldırıları değildi. Aksini, milletin külahına anlatın. 

Korunacaklarına inanmasalar, gün ortasında pervasızca saldırırlar mıydı? 

Komşusuyla arbede yaşayan şarkıcı Halil Sezai bile tutuklu yargılanmış ve bir buçuk ayda bitirilmişti. 

Kılıçdaroğlu’na linç davasında ise tek bir tutuklu sanık yoktu ve ilk duruşması ancak 20 ay sonra yapılıp ileri bir tarihe ertelenmişti. 

Saldırganları alenen kahraman ilan edenler için, suçu ve suçluyu övmekle suça teşvik etmekten tek bir soruşturma da açılmamıştı. 

Tivit atanları, sosyal medyada infiale yol açtı diye halkı kin ve düşmanlığa tahrikten tutuklu yargılayan bir düzenden bahsediyoruz. 

Adi suç kavgalarına karışanlar dahi jet hızıyla tutuklu yargılanırken...Silahlı ve sopalı siyasi şiddeti tahrik edenler hiç yargılanmazsa ne anlama gelir, düşünün. 

‘Amma büyüttünüz ha’ diye küçültmenin, hafifsetmenin, önemsizleştirmeye ve geçiştirmeye çalışmanın haklılaştırmaktan, sahiplenmekten, mazur göstermekten bir farkı yok. Kimse yanılgıya kapılmasın. 

MHP’yi bu saldırılarla ilişkilendirmeye dönük bir komplo varsa, bunu bozacak olan da saldırıların her yönüyle aydınlatılmasıdır. 

Muhalif gazeteci ve siyasilerin sıra dayağından geçirilmesine iktidarın göz yumduğu, siyasi şiddetle mücadele etmediği, hatta sırt sıvazlayarak cesaretlendirdiği algısı haksızsa... 

İktidarı haksız zan ve töhmet altında kalmaktan kurtaracak olan da saldırıların tüm bağlantılarıyla aydınlatılması ve hiçbirinin cezasız bırakılmamasıdır. 

Yasak savmaya dönük göstermelik soruşturmalarla savuşturulacak, savsaklanacak gibi değil. 

Bütün ilgililer, ciddiyetini ve üstüne gitmekten başka bir seçenek olmadığını kavrıyordur umarım. 

Akif Beki/Karar