Görüş ve Düşünce Selam, Davası Kudüs Olanlara



ID:74582
Yayınlanma:
04 May 21

Şairin “Kimi Hindu Kimi Yamyam kimi bilmem ne bela” dediği cinsten Direniş cephesinin düşmanları çeşit çeşit. Kimi masum insanların başlarını canavarca kesen acımasız katiller güruhu iken diğerleri başlardaki beyinleri Pensilvanya üzerinden altın tepside Siyonizm’e sunan hainler topluluğu!. Birbirinden tehlikeli olan bu topluluklar karşısında yılmadan yıkılmadan direnen direnişin öğretmen ve öğrencilerine, komutan ve erlerine selam olsun.

Selam, kutsal davanın öncülerinden erlerine, gazilerinden şehitlerine! Bu dava ümmetin haremini işgalden kurtarma davasıdır. Bütün mescitler Allah’ın (cc) evleridir, ancak Mescid-i Aksa bambaşka! Bu mescid, bu harem, fahr-i kainatı (sav) ağırlamış ve oradan Rabbine göndermiştir.               

Ümmetin haremini korumayı özel haremlerinin korunmasının önüne almayanlara yazıklar olsun! Penceresine bir taş atıldığında, bir camı kırıldığında silahına davrandıkları halde Allah’ın evi “Aksa” baştan sona melun ve habis işgalcinin kirli çizmeleri altında çiğnenirken harekete geçmeyenlere yazıklar olsun!.      
       
Ümmetin adeta yatak odalarına girercesine oradaki annelerimiz bacılarımız yaka paça gözaltına alınırken, dipçiklenirken ümmetin gözleri önünde kameralar karşısından pervasızca kurşunlanırken seyirci kalanlara yazıklar olsun!           
   
 Siyonizm’in siyasi ve sosyo kültürel hegemonyası altında yaşayan ümmetin çocuklarının kahir ekseriyetinin bu mübarek davadan haberleri dahi yoktur maalesef! Bu dava bilincini bize veren Merhum Necmeddin Erbakan Hocamızı rahmet ve minnetle anıyorum. O bizim Kudüs’ü dava edinmemizde ki ilk öğretmenlerimizdendir. 1975 yılından sonra O’nu takibe başladığımda özellikle konferanslarında Theodor Herzl, Emanuel Karasu ve Haim Nahum’u ilk kez O’ndan duydum. Üzülerek belirteyim ki, bu melunları duymamış nice talihsiz gencimiz vardır.   
              
Bu aziz davayı omuzlamak ağır bedeller ödemeyi gerektirmiştir. 6 Eylül 1980 de yapılan Kudüs Mitingi, Milli Selamet Partisinin kapatılmasına ve yöneticilerin zindanlara atılmasına sebebiyet vermiştir. Sincan’da düzenlenen Kudüs gecesinin Kudüs gönüllülerine ödettiği bedel kısmen hala devam ediyor.              

 Her biri farklı ırk ve mezhepten olan bu davanın ilk öğretmenlerinden biri Şehit Hasan El Benna ise diğeri Şehit Nevvab Safevidir. Yine bu davanın ilk öğretmenlerinden Merhum İmam Humeyni Ramazanın son Cumasını “dünya Kudüs günü” olarak ilan etmekle davanın bütün dünya tarafından duyulmasına, öğrenilmesine, ivme ve güç kazanmasına vesile olmuştur. (Bu vesile ile 2021 yılı dünya Kudüs gününüzü tebrik ediyorum)              

 İslam İnkılabı sonrası ilk icraat İşgalci rejimin büyükelçiliğinin kapatılarak Filistin’e tahsis edilmesi olmuştur. Filistin intifadasının ilk ateşini yakan merhum İmamın halefleri ve öğrencileri nerdeyse tek başlarına bu mübarek davanın yükünü omuzlamaktadırlar. Şehit Hasan El Benna ve İmam Humeyni’nin öğrencileri Hamas, İslami Cihad ve Hizbullah bu uğurda şehitler vermeye devam etmektedirler.              

 Bu gün elhamdülillah Kudüs davasını omuzlayan özel bir “Kudüs gücü” var. Davası, başta Kudüs olmak üzere bütün ümmet coğrafyasını işgallerden kurtarmak olan “Direniş cephesi” var. Şehadete susamış yüzbinlerden “…öyle erler vardır ki Allah'a verdikleri sözü yerine getirdiler; kimi adağını ödedi (canını verdi), kimi de beklemektedir; (verdikleri sözü) hiçbir şekilde değiştirmediler.”        
      
 İşgalci rejimin başkenti Telaviv sadece Hamas ve Hizbullah’ın füze menzilinde değil Ensarullah ve Ketaib-i Hizbullah’ın da füzelerinin etkili menzilindedir.          
    
 İşgal rejimi artık yatay genişleme yerine dikey genişleme çabasındadır. Dikey genişleme derken herkesin aklına gökdelenler gelse de İşgalci için durum tam tersinedir. Yer altına doğru çok katlı sığınaklar inşa ederek genişliyorlar.             

  Direniş cephesine karşı işgalcilerin kullandığı piyonlar, öncü birlikleri, taşeronlar beklenenin aksine birer birer zilleti tadıyorlar. Bu savaşta kâfirlerin sahaya sürdüğü piyonların “tekfirci” olması yani Kâfir ve Tekfircinin aynı saflarda Direniş cephesiyle savaşması davanın yükünü daha bir ağırlaştırmaktadır.            
  
 Şairin “Kimi Hindu Kimi Yamyam kimi bilmem ne bela” dediği cinsten Direniş cephesinin düşmanları çeşit çeşit. Kimi masum insanların başlarını canavarca kesen acımasız katiller güruhu iken diğerleri başlardaki beyinleri Pensilvanya üzerinden altın tepside Siyonizm’e sunan hainler topluluğu!. Birbirinden tehlikeli olan bu topluluklar karşısında yılmadan yıkılmadan direnen direnişin öğretmen ve öğrencilerine, komutan ve erlerine selam olsun. Vesselam.