Görüş ve Düşünce Kolombiya’da neler oluyor?



ID:74772
Yayınlanma:
07 May 21

Akademisyen Ertan Erol, Kolombiya’da yaşanan protestolarla ilgili olarak pandemiyle birlikte daha da görünür olan derin ekonomik eşitsizliklere işaret ederken, hükümetin yaşananları fırsat bilerek askeri yollarla istikrarı sağlamaya çalıştığı görüşünde.

Kolombiya’da Devlet Başkanı Ivan Duque’nin vergi reformu yasa tasarısına karşı başlayan ve 9 günü geride bırakan gösterilerde 30’dan fazla kişinin hayatını kaybettiği ve binlercesinin yaralandığı açıklandı. Diğer yandan 379 kişinin de kaybolduğu duyuruldu.

Başkan Duque’nin, vergi eşiğinin düşürülmesiyle birlikte su, elektrik gibi temel ihtiyaçlara da ek vergi getirilmesini öngören yasa tasarısı 2 Mayıs günü ‘yeniden değerlendirilmek’ üzere geri çekilse de protestolar durmuş değil.

28 Nisan’da sendikaların ve öğrenci gruplarının başlattığı protestolar başta sakin ve barışçıl geçerken, polisin ve daha sonra da askerin müdahalesi sonrasında şiddetli olaylara sahne oldu.

Kıtadaki ortaklarıyla birlikte Venezüella’ya baskı yapmak için çalışacağını açıklayan ABD ise, yakın müttefiki Kolombiya’da olanlara sessiz kaldı.

Koronavirüs pandemisi ve FARC ile yürütülen barış sürecinin etkileriyle birlikte Kolombiya’da yaşananların arka planını, bölgesel denklemi İstanbul Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Dr. Ertan Erol ile konuştuk.

'Olanları anlayabilmek için 2019’da olanları hatırlamakta fayda var'

Ertan Erol, Kolombiya’da devam eden protestoların anlaşılabilmesi için 2019’da yaşanan büyük eylemleri hatırlatırken, bunların sağa meyilli olan ülke açısından bir dönüm noktası olduğunu belirtti:

’’Kolombiya’daki protestolarda, 1 Mayıs’tan itibaren Başkan Ivan Duque’nin talebiyle büyük kentlerde askerin de sokağa indiğini görüyoruz. Tüm bu olanları anlayabilmek için belki de 2 sene önce Kasım 2019’da olanları hatırlamakta fayda var. O zaman yaşanan genel grev ve sonrasında ortaya çıkan gençlik hareketinin 1-2 ay sürmesi, ülke açısından önemli bir dönüm noktasıydı. Çünkü Kolombiya sağ politikaya meyilli bir ülke. FARC, ELN gibi Marksist örgütlerin de yıllarca mücadele ettiği bir yer ancak bunun toplumda yarattığı militarizasyon geçmişi var. Bu açıdan Kolombiya bölgedeki en sağa meyilli ülke olarak görülebilir. 2019 Kasım ayındaki olaylar ise bu açıdan ilginç ve ilk örnekti. Ülkede o dönemden beri yükselen bir muhalefet var. En azından gençler arasında bir mobilizasyon olduğunu söyleyebiliriz.

'Kolombiya bölgenin en eşitsiz ekonomilerinden birine sahip'

Uzun yıllar süren savaşla birlikte pandeminin bölgenin en eşitsiz ekonomilerinden birisine sahip olan Kolombiya üzerindeki etkilerine işaret eden Erol, salgın süresince hükümet politikalarının yetersizliğinin ortaya çıktığını dile getirdi:

’’Kolombiya bölgenin ve hatta dünyanın en eşitsiz ekonomilerinden birine sahip. Ülke, ekonomik olarak büyük sıkıntılara sahip. Bir kere böyle ekonomik bir problem var. Yıllarca süren savaş ve bundan dolayı kentlere göç etmiş milyonlarca köylü var. Bu göçün ikinci ve üçüncü jenerasyonları var. Bu göç eden kitlenin enformel sektörlerde yaşadıkları büyük bir yoksulluğun olduğunu görüyoruz. Bu o günlerden bugüne gelen önemli bir mesele ve tabii ki Kovid-19 salgınıyla da daha da ağırlamış. Çünkü Kovid-19’un enformel sektörlerin hakim olduğu ekonomilerde böyle bir etkisi oluyor. Diğer yandan salgının ilerlemesine karşın hükümetin politikalarının yetersizliği ortaya çıktı. Hükümet salgınla ilgili olarak ‘ekonomik rahatlama’ paketini açıklayamadı. Çünkü böyle bir kaynak aslında yoktu. Bu da önemli bir etkide bulundu.

'Devlet Başkanı Duque bağımsız bir siyasetçi olarak düşünülemez'

Kolombiya’daki politik sahnede eski Devlet Başkanı Alvaro Uribe’nin büyük etkisine değinen Erol’a göre FARC ile barış sürecine uyulmaması ile birlikte gelen ekonomik sonuçlar tepkiyi arttırdı:

’’Politik açıdan bakarsak Ivan Duque aslında bağımsız bir siyasetçi olarak düşünülemez. Duque ve partisi tamamen eski Devlet Başkanı Alvaro Uribe tarafından idare ediliyor. İktidardaki bu ‘Uribeciliğe’ karşı yükselen bir muhalefetin olduğunu görüyoruz. Bunun temel sebeplerinden birisi; eşitsiz ekonominin dayandığı büyük toprak sahiplerine bağlı oligarşik bir yapıyla birlikte, Uribe’nin aşırı sağ ve militarist politikaları. Bunlardan en önemlisi işaret önceki başkan Manuel Santos döneminde FARC ile imzalanan anlaşmaya uyulmaması. Bu anlaşmaya uyulmamasının (ikinci sebep olarak söylersek) Uribe, bu anlaşmaya barış görüşmelerinin başladığı Oslo’dan itibaren karşıydı. Görüşmeleri hep sabote etmeye çalıştı. Bundan sonra da tabii ki Duque seçilmesiyle temel maddelerin uygulanmasına mani olmaya çalışıp kabul etmediler. Bununla birlikte kırda bulunan FARC üyelerinin, bazı aktivistlerin ve köylü liderlerinin öldürüldüğünü görüyoruz. Anlaşmaya göre bunlara sağlanması gereken fonlanmalar yapılmıyor. Bu da ikinci dalga bir göçü getirdi. Son yıllarda kentlere göç daha da fazla arttı. Yoksulluk seviyesi böylelikle daha da yükseldi. Yani FARC ile barış anlaşmasının uygulanmamasının çok temel ekonomik sonuçları var. Kolombiya halkı bu anlaşmayı çok seviyor olmasa bile yaşananlar ve anlaşmaya uyulmaması, Uribe’ye tepkiyi artırıyor.’’

'Hükümet, protestoculara sert müdahale ile daha da görünür olan militerleşmeyi 2022 seçimlerine kadar kalıcı hale getirmek istiyor'
Erol, Kolombiya’daki olayların büyümesinin hükümetin istediği bir politika gibi göründüğüne değinerek, pandeminin de fırsat bilindiğini ve 2022 seçimlerine kadar bu ‘militerleşme’ haliyle devam edilmesinin amaçlandığını söyledi:

’’Aslında hükümet vergi reformu yasa tasarısında geri adım atmadı. Hükümet, çoğunluğu sahip olduğu mecliste oylamanın yapılmaması ve yeniden değerlendirme için ‘duruldu’ diyebiliriz. Çünkü bu protestolara karşı sert müdahaleyle daha da görünür olan militerleşme mevzusu ve olayların büyümesi hükümetin istediği bir politikaymış gibi görünüyor. Çok pasifist gösterilerin ‘terörize’ edildiğini görüyoruz. Aslında bir korku yaratılmaya çalışıldı. Hükümet 2022 seçimlerine kadar, pandemiyi de fırsat bilerek bu militarize durumu kalıcı hale getirmek istiyor olabilir. Pandemiyle birlikte ekonomik krizin derinleştiği ve grevin ekstra bir darboğazın içine soktuğu kentlerde ekonomik faaliyetler sıkıntıya giriyor. O zaman hükümet ne yapabilir? Durumu militarize ederek kendisine bir meşruiyet sağlayabilir.’’

'Ekonomik kriz derinleşecek, istikrarı askeri biçimde sağlamaya çalışabilirler'

Ekonomik krizin derinleşeceği görüşünde olan Erol’a göre Duque hükümeti istikrarı askeri bir biçimde sağlamaya çalışabilir:

’’Hükümetin vergi artışıyla sağlamaya çalıştığı kaynak, belirli bir yerden tekrar kompanse edilmek zorunda. Çünkü Kolombiya devletinin ekonomik kaybını karşılayacağı bir yer yok. Bu yüzden bir şekilde yine orta ve alt sınıflara dolaylı vergiler üzerinden baskı uygulamak zorundalar, yoksa çıkış yolları yok. Ekonomik etkileri anlamında genel olarak baktığımızda krizin derinleşmesi beklenebilir. Duque rejiminin büyük ölçüde meşruiyetini kaybettiğini görüyoruz. Buna karşı, seçimlere kadar pandemiyi de bahane ederek istikrarı askeri bir biçimde sağlamaya çalışabilirler.’’

'Duque, Biden yönetimi ile ilişkisini daha olumlu hale getirmek için Venezüellalı göçmenler hakkında karar aldı'
Erol, hükümete karşı tepkiye daha da arttırmış olan Venezüellalı göçmenler kararının Duque’nin ABD’yle daha da olumlu hale gelmek istemesiyle ilgili olduğu görüşünü dile getirdi:

’’Bütün bu olayların bölgesel bir çerçevede değerlendirilmesi gerekir. ABD’de yeni bir yönetim var. Bu yönetime Kolombiya’daki hükümetin yılın başından beri bir yaklaşma siyaseti güttüğünü biliyoruz. Trump ile Bolsonaro’nun kurduğu gibi farklı bir ilişki vardı. Şimdi biraz ayar değiştirmek zorundalar. Örneğin Venezüellalı göçmenler meselesi var.  Bu göçmenlere Kolombiya’daki ekonomik sorunları da göz önünde bulundurduğumuz zaman pek olumlu bakıldığını söyleyemeyiz. Tüm bunlara karşın büyük oranda politik destekten de yoksun olan Duque, toplum tarafından hoş karşılanmayacak bir karara imza atarak mevcut Venezüella göçmenlerin bir şekilde enformal sektörden formal sektöre geçişlerini kolaylaştırıldı. Bu kimlik verilmesi gibi şeylerle sağlandı. Aslında bu yapılan ABD ile ilişkisinin, Biden ile ilişkisini biraz daha biraz daha olumlu hale getirmek içindi.’’

'Bölgedeki ülkeler Venezüella’da olduğu gibi tutum almıyor, bu şaşırtıcı değil'

Kolombiya’da yaşananlarla ilgili olarak diğer ülkelerin Venezüella’daki gibi tutum almayıp ikircikli bir tutum takındıklarını dile getiren Erol’a göre insan hakları farklı bir yaklaşımı olduğu öne sürülen Biden’ın sessiz kalması şaşırtıcı değil:

’’Tabii ki ABD’nin ya da Amerikan Devletleri Örgütü’nün Kolombiya konusunda ikircikli bir tavır takındığını görüyoruz. Amerikan Devletleri Örgütü, doğrudan ‘taraflara’ diyerek göstericilere ‘vandallık yapmama’larını öğütledi ve orta yol çizdi. Bu ülke ve örgütler Venezüella’daki gibi tutum almıyorlar, şaşırtıcı değil. Bölgedeki diğer ülkeler de bu olaylar ‘Casto-Chavistlerin planladığı bir faaliyet’ kartlarını kullanıyorlar. Örneğin ilginç bir şekilde bunun Ekvador Devlet Başkanı Lenin Moreno tarafından dillendirildiğini görüyoruz. Moreno, Kolombiya’daki olaylar için Venezüella ve Maduro’yu suçladı. Bu açıklamalar da bölgesel bakmak açısından önemli. Bölgedeki diğer pro-ABD’ci ve Venezüella karşıtı ülkelerin bu olayları doğrudan Maduro’ya Venezüella’ya havale etmek istediğini görüyoruz. Bu kadar ölüme ve yaşananlara rağmen ABD’nin sert bir tutum alamaması, Biden’ın Trump’tan sözde ‘insan haklarına farklı bir yaklaşımı olan başkan’ olarak ses çıkarmaması şaşırtıcı değil. Duque’nin Ocak ayında ABD ile ilişkiler için Venezüellalı göçmenlerle ilgili aldığı kararın kendisi açısından aptalca olmadığı böylelikle anlaşılıyor. Bunu akıllıca bir şekilde uluslararası ve bölgesel durumu gözeterek yaptığı çok ortada.’’

'Taleplerin çoğu ekonomik, barış anlaşmasının uygulanması talebi de aslında öyle…'

Ertan Erol, son olarak göstericilerin taleplerine değindi:

’’Polislerin, kolluk kuvvetlerinin tutumlarının değiştirilmesi daha eşitlikçi bir ekonomi gibi daha genel talepler var. En spesifik talep, ESMAD denilen özel polis grubunun reforme edilmesi. Bunun dışında taleplerin çoğu ekonomik. Çünkü FARC ile barış anlaşmasının uygulanması talebi de aslında ekonomik. Bunun da altını çizmek gerekiyor.’’(Sputnik)